Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
BİR YASTIKTA 50 YIL
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Kara Kitap
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [1]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [2]
Bu kez Girne zehirlendi [2]



GÜLMEK

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Ağustos 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Beste SAKALLI

İnsanoğlu konuşmayı öğreniyor kısa sürede. O kadar yoğun çaba sarf ediliyor ki konuşturmak için, sonra susturamıyorlar bile bizi. Şimdiki kalabalık da ondan değil mi? Oturmak, kalkmak da öğreniliyor bir şekilde. E ağlamayı öğrenmemek olur mu? Mahalle arkadaşlarıyla kavga sonrası, istediğin bir oyuncağın alınmaması, öğretmenin sorduğu soruyu doğru yanıtlayamamak, bir işten haksız yere kovulmak, bir dostunu yitirmek, düzeltilmeyecek bir hataya öncülük etmek...Tüm gazetenin sayfaları kaplanabilir daha birçok ağlama bahanesiyle. Ama benim derdim o değil. Benim derdim 'gülmek.'Bu, tam da ısıttığımızda kalktığımız hayattan gülme bahaneleri koparmak.

***

İnsan iyi yazılar yazabilir, harika çizimler yapabilir, tahtaya çok güzel şekiller verebilir, herkes tarafından beğenilen bir araba tasarlayabilir, notaları kıskandıran bir sesle kendine hayran bırakacak şarkılar söyleyebilir ve tüm bunların topluma katkıları da olabilir, ama bence iyi gülmeyi başarabilen bir insan hepsinin ve hepimizin önüne geçer. 'İyi gülmek' ten kastım içtenlikte, yani vitrinden değil tam da içinden, yüreğinin dudağı ağzının dudağına eşdeğer açılan bir gülüş benim kastettiğim. Geride bırakarak anılarda kalmayı hak eden ne varsa, bırakmak ve yol almak.

***

Çok ünlü bir futbolcunun bir röportajını okumuştum. Ve hayatı en çok o zaman futbola benzetmiştim. Maçın başında harika bir gol şansı yakalıyorsunuz mesela, herkes ve her şey bu gol için hazır. Ama yapamıyorsunuz, takımınıza yüklü bir moral ve destek getirecek o golü atamıyorsunuz. Siz olsaydınız ne yapardınız? Bütün maçı kendinizi suçlayarak, yeşil sahanın kenarına çömelip gözyaşlarınızı taşlara vurarak geçirir ve kalan 85 dakikayı da harcar mıydınız? Umarım öyle değildir. Çünkü iyi bir futbolcu olmak o olayı anında unutmak ve size fırsatlar getirebilecek 85 dakikayı doğru kullanmakla başlıyormuş. Bunu hayatla bağdaştırırsak bizim de elimizde işlenmeyi ve değerlendirilmeyi bekleyen uzun bir ömür kalıyor, hayal kırklıklarına ve fırsat kalelerine atamadığımız gollerin ardından çok uzun dalmayarak tabi. Yani geriye bakıp üzülmek yerine ilerisini düşünüp gülümsemek kalıyor.

Yapabileceklerimizi düşünerek, umutlarımızı, bıraktığımız yerden yeniden başlamayı düşleyerek.. Yalnızca bir fotoğraf makinesinin gözüne değil hayatın gözüne gülümsemek. Çekiyoruz diye değil yaşıyoruz diye gülümsemek.

*********

BENİ KARPAZ'DA UNUT RÜZGAR

beni Karpaz'da unut rüzgar

'sever'e demirlemiş bir papatyanın dudağında

uçsuz bucaksız dalgaların koridorlarında, bir nar gibi darmadağın

masallarıma kadar kumlanmış

adını bilmediğim bir kuşun kanatlarını kuşanmış

gün batımıyla kaçmış bir gündüz gibi unut

saçlarıma düğümlü bir ağustos demirledi buradayken

sanki okuduğum şiirlerin gözleri en çok bu sahillere çekti

kendim kendimin tam da ruhuna değdi

beni almaya gelme rüzgar

beni Karpaz'da unut

vur açık unuttuğum kapılarımı ve kitaplarımı

durdur masamdaki akreple yelkovanı

kalın bir nokta koy tüm yarım yazılarıma

ve at kalemlerimi kağıtların en ucuna

denizler yazı tutar mı hiç

söyle o kente de silsin beni defterden

balıkçılar sorsun adımı yalnız

yalnız martılar girsin ıslığımın koluna

deniz feneri yer açsın denizin koynunda bana

gitmeyeceğim

hatırlamak istemediklerim ve sevmediklerim

dün kadar gerimdesiniz şimdi

ve ben dağın ardındaki güzel günlerde

tuzun tenimi inandırdığı başka bir memleketteyim

tüm esintilerden sakladım kendimi

unutsun rüzgar da hatırlamasın

ne de hatırlatsın beni

essin ve gördüğü yerde Karpaz'a unutsun

Beste SAKALLI

**********

'Şiirin genç kalması, yeni yazılmasıyla alakalı bir konu değil şüphesiz. Yeni yazıldığı halde yaşlanmış şiirlere çokça rastladığımız gibi; yüzyıllar öncesinde yazılmış şiirlerin bugün hâlâ net bir şekilde gençliğini sürdürdüğünü de görüyoruz.O halde bir şiiri değerlendirirken, eski-yeni, yaşlı-genç değil; daha çok şiir bilgisine sahip olup olmaması noktasında değerlendirmek durumundayız.' Rafhet Candan, Güçlü Şiir Zayıf Şiirin Gölgesinde, Alaz Edebiyat Dergisi, Sayı:2.

******

Albüm Yaprağı

DEVECİLER HANI

Bugünkü fotoğrafta Lefkoşa'da develerin konakladığı Deveciler Hanı'nın tuval üzerine yapılmış yağlı boya tablosu görülmektedir. Tablo, Olga Rauf tarafından 20 Ekim 1929 tarihinde yapılmış olup özel bir koleksiyonda bulunmaktadır (Olga Rauf: D.T. 21 Ocak 1893, Moskova- Ö.T.1987) Tabloda, Lefkoşa'da develerin konakladığı Han ve kuzeyinde de Selimiye Camii'nin çifte minareleri görülmektedir. Eski Deveciler Hanı, günümüzde adını korumakta fakat motorlu araçların park yeri olarak kullanılmaktadır.(Fotoğraf ve bilgiler Altay Sayıl)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Posta Kutusu

SEN

Sahi sen nereye gidiyorsun?

Ne arıyorsun?

Bilinmezlikleri keşfetmekse bu arayış

Her şey oradadır

Güzel yanıdır sevgiyle mutluluğun tanışması

Çok hoş gelir, keyif alır insan

Ya tanışınca hüzünle, özlemle

Gözyaşı olur arkadaşın

Yalnızlığını da paylaşırlar bir de gecelerini

Bitmeyecek gibidirler onlar

Sen bilmezsin güzelim, çok inatçıdırlar

Üzülme bir gün giderler

Yakarak hem de yakarak...

Mehmet CEYLANLI

   2351 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   YUMUŞAK YAZILAR
31 Ağustos 2008, Pazar   BİR EYLÜL KARŞILAMSI
24 Ağustos 2008, Pazar   BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Farkı kalitesi...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital