|
Bu hafta vergi kaçakçılığı ile ilgili çözüm önerilerini yazmayı planlıyordum. Ancak, hafta içerisinde Maliye Bakanlığının vergiler ile ilgili yapmış olduğu açıklamaları ve uygulamaya koyduğu yeni düzenlemeleri değerlendirmek maksadıyla, vergi kaçakçılığı konusunu gelecek haftaya bırakmayı yerinde buldum. Bu hafta hayatımıza geri dönüş yapan ithal mallara uygulanan stopaj ve KDV'de yapılması düşünülen yeni düzenlemeleri değerlendirmeye çalışacağım.
Daha birkaç yıl öncesine kadar "çağ dışı" olarak görüldüğü için uygulamadan kaldırılmaya karar verilen "ithal mallara stopaj" uygulaması 1 Haziran 2007 itibarıyla yeniden hayatımıza % 4 oranında geri döndü. İthal edilen tüm nihai (tüketici) ürünlerinden %4 ek vergi alınacaktır. Ve bu alınan vergi, ithalatçı firmanın ödeyeceği vergiye mahsup sayılacaktır. Fakat neden hükümetimiz daha önce uygulamadan kaldırılan stopaj vergisini yeniden hayatımıza geri getirdi? AB uyum süreci gereği için mi? Yoksa stopaj, o hiç sahiplenemediğimiz Dünya Bankası raporunda önerilen bir vergi politikası mıydı? Hayır. Kesinlikle hayır!
İthal ürünlerine stopaj uygulaması, tamamen yeni gelir yaratmak için uygulanan bir vergidir. Halktan kolay vergi toplama yöntemidir. Kolay toplanabilir fakat, halk ekonomik ve sosyal maliyetlerini, normal ödemesi gereken vergiden daha ağır öder.
Maliye bir taraftan beklenen vergi gelirlerinin öngörülenden az gerçekleşmesi, diğer taraftan da harcama politikasında, özellikle kamu çalışanları maaş politikasında fazla cömert davranması sonucunda, kaynak sıkıntısına girdiği için bu acil gelir yaratma yöntemine başvurmuştur.
Şunu bir defa daha belirteyim ki, bunun temelinde ekonomik vizyonumuzun gerçek anlamda olmayışı ve dolayısıyla bu çerçevede geliştirdiğimiz rasyonel strateji ve politikalardan yoksun olmamız yatmaktadır. Bu köşede yazmaya başladığım ilk yazımda belirmeye çalıştığım gibi, ekonomi yönetimi vizyon ister; strateji, politika ister; ve bununla birlikte takvim ve bütçe ister. Ekonomik vizyonumuz nedir? Bu vizyona erişmek için genelde maliye, özelde vergi politikalarımız neler olacaktır? Dünyadaki hangi başarılı bize uygun vergi politika uygulamalarını örnek alacağız? Bunlar belli olmadan, hangi yatırımcı, ticaret erbabı, tüketici, rasyonel karar verebilecek ve siparişlerini, yatırım bütçesini ve tüketimini ayarlayabilecektir.
Bir taraftan vizyonumuz ve hedefimiz AB diyoruz. Diğer taraftan uyguladığımız vergi politikaları, Afrika'nın güney doğusunda, Hint okyanusunda bulunan geliri bin doların altında olan o büyük ada, "Madagaskar" gibi.
Kesinlikle bunu Madagaskar'ı küçümsemek anlamında yazmıyorum. Yalnızca bu tür vergi uygulamalarının hangi ülkelerde uygulandığını işaret etmek için örnek veriyorum. Bu, ithalata stopaj uygulamasını hangi AB ülkesi veya AB yolundaki ekonomiler uygulamaktadırlar? Bu tür uygulamalar, devlet yönetimi için olmazsa olmaz olan kurumların zayıf olduğu ekonomilerde uygulanır. Devlet doğru ve adil bir şekilde vergileyemediği halkını, kolay yollardan "kapıda" uyguladığı stopaj vergisi ile vergilendirir.
İthal ürünlere stopaj vergisinin uygulanmaya başlanmasının birinci etkisi fiyatlar üzerinde olacaktır. Ne kadar da teorik olarak stopaj bir maliyet kalemi olarak hesaplanmaması gerekse de, şirketler bunu KDV'de olduğu gibi her zaman için bir maliyet kalemi olarak değerlendirerek fiyatlarını ona göre belirleyeceklerdir. Sonuçta stopaj vergisi ithalatçı şirketler için peşin ödenen ve tahsilâtı gelecekte yapılacak bir masraftır. Bu harcamanın bir alternatif maliyeti, faiz masrafı vardır. Bu masraf kesinlikle firma tarafından fiyatlara yansıtılacaktır.
Dolaylı vergi olarak tanımlayabileceğimiz ithalata stopaj uygulaması, tüm tüketicilerin ödediği bir vergidir. Aslında Devlet, özellikle gelir vergi sistemini iyi yerleştiremediği ve vergi tabanını da genişletemediği için, vatandaşı dolaysız değil, dolaylı vergilerle vergilendirmeye çalışmaktadır.
Gelir vergisi adından da anlaşılacağı gibi, bireylerin gelirlerine göre, çok kazanandan çok, az kazanandan az alınması gereken bir vergidir. Ama stopajda durum farklıdır. Markete alışverişe giden 1,000 YTL ortalama aylık geliri ile 5,000 YTL ortalama aylık gelirli kişiler , gelir vergisini ödeyip ödemediklerine bakılmaksızın satın aldıkları aynı ürünlere aynı vergiyi ödeyeceklerdir. Zaten benzeri bir uygulamayı KDV de görmekteyiz. Bunun üzerine bir de stopaj uygulaması ki bunun asıl kaynağı gelir vergisi olması gerekirdi, vergide adaletsizliğe neden olacaktır. Devlete olan güven erozyona uğrayacaktır. Mükelleflerin stopaj ile vergi yükünü daha ağır hissetmeleri sonucunda büyük sorunumuz olan vergi kaçakçılığı daha da teşvik edilecektir.
İthal mallara uygulanacak bu verginin diğer bir etkisi, bir anlamda yerel sanayiyi kayırma, destekleme anlamına da gelmektedir. Mal piyasasına yapılan bu müdahalenin ekonomik maliyeti, sanayiciye sağlayacağı belli olmayan faydadan çok daha fazla olacaktır. Sanayi desteklenecekse, piyasa koşullarına müdahale ile değil, bir program çerçevesinde belirlenecek rasyonel kriterler ile, girdi desteği ile yapılmalıdır. Yıllardan beridir uygulanan tarife ve tarife dışı araçların sanayicilerimize ne kadar fayda sağladığı ortadadır.
Ekonomi bir bütündür ve uygulanacak herhangi bir ekonomik politika bir bütünlük içerisinde değerlendirilmelidir. Bu bağlamda Ekonomi Bakanlığı bünyesinde bulunan Ticaret ve Sanayi Dairelerinin, bu uygulamanın ticareti ne derece etkileneceğine ve alış-verişin ne kadarının güney ekonomisine kayacağına iyi bakmaları gerekmektedir. Üç sene öncesine kadar, özellikle temel gıda ürünleri üzerinden alınan KDV'de yapılan düzenlemeler ile rekabet gücü bir ölçüde artırılmış ve esnaf bu düzenlemenin olumlu sonuçlarını, cirolarında hissetmişti. Stopaj uygulamasıyla bu durum darbe alacaktır.
Özellikle ekonomik olarak geçen yıllara nispeten bir durağanlığın yaşandığı bu aylarda, böylesi bir uygulamanın tüketim ve ekonomi içerisindeki harcamaya etkisi olumsuz olacaktır.
Sonuç olarak yazımın başında da belirttiğim gibi, ithal mallara uygulanacak stopaj, Maliyenin gelir yaratması için hayatımıza geri getirdiği bir uygulamadır. Ne yazıktır ki ülkemizde bu tür önemli uygulamaların ekonomik etkileri yeterli derecede değerlendirilmemekte ve özellikle vergiler yalnızca gelir kalemi olarak görülmektedir. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin uygulamaya karşı tepkilerini gerçekten merak ediyorum.
Gelecek yazımda KDV ile ilgili Maliye Bakanlığının öngördüğü düzenlemeleri değerlendirip vergi kaçakçılığı sorunu için çözüm önerilerini ortaya koymaya çalışacağım.
|