Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Mecbure Esen kurtarılamadı
Annesini dövdü, tutuklandı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



KÜRESEL FİNANSAL KRİZ DERİNLEŞİRKEN

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Mart 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

2007 Ağustosundan beri devam etmekte olan ABD kaynaklı finansal kriz derinleşerek devam ediyor. Dünya ekonomisinin ana motoru durumundaki ABD ekonomisindeki bu ekonomik sorun bütün dünya ekonomilerini etkisi altına almış durumdadır.

ABD bu durgunluğu gidermek ve beklentileri olumluya çevirmek için bütün gücüyle makroekonomik politikaları devreye koyuyor. Bir taraftan genişletici maliye politikalarını devreye sokarak; kongreden ek bütçe çıkartarak piyasaya (vergi indirimi ve sosyal yardım paketleriyle) 200 milyar doları aşkın kaynak aktarıyor. Diğer taraftan da, finansal piyasalardaki krizin derinleşmemesi için ve daralan talebi canlandırmak için genişletici para politikasını kullanıyor. ABD Merkez Bankası (FED), piyasada yaşanan ciddi kredi problemlerini ve sistemde oluşan finansal delikleri kapatmaya çalışıyor. FED hem faiz indirimine gidiyor hem de finansal sistem içerisinde piyasa yapıcı olmaya çalışarak, şirket evlilikleri gibi müdahalelerde de bulunuyor. Bu sayede piyasadaki çürük yumurtaları ayıklayarak özel sektör yardımıyla finansal sistem içerisinde konsolidasyona gidiyor.

Bütün bu ekonomik politika uygulamaları yara alan finansal sektörü ve makro anlamda daralan toplam talebin yeniden canlanması için yapılmaktadır. Fakat bu sorunun pek de kısa vadede aşılacağı yönünde beklenti yok gibi! Bütün uğraş, bu krizin en düşük maliyetlerle atlatılması ve "ılımlı kriz" olarak ekonomi tarihine geçmesi yönündedir.

Dünya piyasalarında 1929 ekonomik buhranından beri yaşanan en büyük krizlerden biri olan bu krizden Türkiye'nin de hasarsız çıkması mümkün değildir. İşin daha da kötüsü, Türkiye ekonomisi bu günlerde AK Parti'ye açılan kapatma davası nedeniyle ek bir risk ile karşı karşıyadır. Var olan makroekonomik (küresel ve yerel) risklere açılan kapatma davası nedeniyle bir de siyasi (başlatılan hukuki süreç) risk eklendi.

Bütün bu olumsuz gelişmeler para ve sermaye piyasalarında kendini gösterdi. Borsa büyük kayıplarla haftaya 40,000'in altına düşerek başladı. Dövizde özellikle Euro 2 YTL' ye ulaştı. Her finansal dalgalanmada gelişmekte olan ülkeler arasında en kötü performansı sergileyen Türkiye para ve sermaye piyasaları, bu kez de geleneği bozmadı. Ne kadar da ekonomi olarak 10 yıl öncesine göre çok daha güçlü olsa da, veriler Türkiye'nin henüz diğer gelişen piyasalarına göre özellikle para ve sermaye piyasalarında zayıf olduğunu gösteriyor. Gelişmekte olan ülke borsalarının yılbaşından, AK Parti'ye kapatma davasının açıldığı cuma gününe kadar gösterdiği performansla karşılaştırdığımızda, İMKB yüzde 23,3'le en fazla düşen piyasa oldu. Söz konusu dönemde Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksi (MSCI) yüzde 12,5 değer kaybetti. Bir başka ifadeyle İMKB gelişmekte olan ülke borsalarına göre 1,9 kat daha fazla düştü.

Ancak İMKB'nin son üç aylık değişimine bakıldığında düşüşün nedenini salt siyasi nedenlere bağlamak pek mümkün değil. Türkiye, büyüyen cari açığı, aşırı değerli para birimi, Kuzey Irak'a düzenlenen askeri operasyon, Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilerin zayıflaması ve genel olarak makro ekonomik reformlarda yaşanan yavaşlama gibi nedenlerin etkisiyle gelişmekte olan ülkelere oranla çok daha fazla kayıplar verdi.

Öyle görünüyor ki Türkiye'nin önümüzdeki dönemde, oluşan makroekonomik küresel ve yerel ekonomik riskleri minimize etmek ve doğabilecek ekonomik maliyetleri asgariye indirmek için AB ile olan ilişkilerini güçlendirmesi ve uyum sürecini hızlandırması gerekecek. Özellikle geçen seçim yılı dolayısıyla yavaşlayan makro ekonomik reformları hızlandırması hükümetin ekonomik gündeminin ilk sıralarında olacak gibi görünüyor.

Ekonomi tarihi hep göstermiş ve yaşatmıştır; Reformların üzerine yılmadan giden ülkeler, çok daha güçlü, sağlıklı ve istikrarlı ekonomilere sahip olmuşlardır. Bugünün Türkiye'si 10 yıl veya 8 yıl öncesine kadar ekonomik olarak çok daha güçlüdür. Yerli-yabancı yatırımcıya çok daha fazla güven vermektedir. Bütün bunlar başta siyasi istikrar, makroekonomik reformlar ve AB'ye yakınlaşma ile başarılmıştır. Herkesin de malumudur ki bunların devamı Türkiye'nin çok daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşmasını sağlayabilecektir.

KKTC olarak bizlerin de bu tecrübelerden dersler çıkartması gerekmektedir. Küreselleşen bu dünyadan kendimizi dışlayamayacağımıza göre, bu sürecin yaratacağı tehditler ve riskler için de kendimizi hazırlamamız gerekir. Hiç kuşkusuz, tabiri caiz ise bizim teknemiz bu açık denizlere göre çok küçüktür. Bu derin deniz dalgaları bizim teknemizi rahatlıkla alabora edebilir. Bunun için tedbirler alınması gerekmektedir. Küçük ekonomimizin bu açık denizlerde nasıl yol alabileceği konusunu da gelecek yazımda işleyeceğim.

KEPAM, Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak üzere kurulmuş bir düşünce üretim merkezidir. www.kepam.org

   1354 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
26 Eylül 2008, Cuma   İYİ HABER!
19 Eylül 2008, Cuma   MEVCUT BÜTÇE YAPISIYLA YAŞAM KALİTEMİZ ARTAMAZ
12 Eylül 2008, Cuma   EKONOMİK DURAKLAMA SOSYAL GÜVENLİĞİ DE VURDU!
05 Eylül 2008, Cuma   Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kılar
29 Ağustos 2008, Cuma   KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI
24 Ağustos 2008, Pazar   ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!
16 Ağustos 2008, Cumartesi   EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI
08 Ağustos 2008, Cuma   Kıbrıs görüşmelerinde ekonomik prensipler
11 Nisan 2008, Cuma   LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT
04 Nisan 2008, Cuma   YAGA ile ekonomik vizyon



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Sonun başına geldik





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital