|
Ülkede hep 'iç karartıcı' olaylardan, gelişmelerden bahsedecek değiliz ya!.. Biraz da moral verici, insanı ferahlatıcı şeylerden söz etsek kadı günah mı yazar?..
Muhakkak ki, memlekette huzur ve güven zirveye vurmuş değildir. İşsizlik alıp başını gitmektedir. Ekonomi daraldıkça geçim de zorlaşmakta, dertlere deva aranırken, sarılabilen yaralara yenileri eklenmektedir. Bırakınız Devlet Planlama Örgütü'nün (DPÖ) resmi rakamlarını, iş adamlarının, ekonomistlerin deyimiyle enflasyon yüzde 25'leri vurmaktadır.
Ersin Tatar, bunu geçen akşamki bir televizyon programında ilk kez açıklamıştı.
Bir yandan incir ipi gibi uzayıp giden grevler, öğrenci ve velilerin içine düştüğü psikolojik bunalım, beri yandan 'yandaşlara' peşkeş çekmeler, sorumsuzluk ve nemelazımcılıklar, iş bilmezlikler, popülizm, iç barışın temellerini dinamitleyen unsurlardır.
Daha bunlar gibi nice nedenleri burada sayıp dökebiliriz. Zaten bunlar herkes tarafından da bilinmektedir. Ve bu gibi hallerde hükümet edebilmenin hiç de kolay olmadığı gerçeğini kabullenenlerdeniz.
'Allah sabırlar versin' demekten de kendimizi alamıyoruz.
Örneğin turizme yönelik gerek Türkiye'de, gerekse diğer ülkelerde bir takım faaliyetler oluyor. İyi, güzel de bunlar 2008 için değil. Bunların meyveleri ancak 2009 veya daha sonraları alınabilir.
Bu koşullarda devletin, turizmciye el uzatması, en azından yaşama şansı tanıması, yardımda bulunması gerekmez mi?..
Bunlar gibi daha nice sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz bu ülkede. Halbuki karşılıklı diyalog, anlayış ve esneklik politikasıyla sıkıntıları giderebilmek de büyük bir maharettir. Sektörler, böyle bir politikanın uygulanması beklentisindedirler.
Kafamdan bunları geçirirken, biraz da moral bulabilmek, olumsuzluklardan kurtulabilmek için Özer Hatay ve diğer bazı meslektaşların yaptığı gibi, dün sabah yine Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) kampüsünü şöyle bir turladım. Hatta su doldurdum, soğuk suyla yüzümü yıkadım, sohbet ettim. İlaç gibi geldi bu turlama.
Sahi ilaç dedim de aklıma geldi. Sağlık Bakanlığı ile Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) arasında 'Kuzey Kıbrıs Farmakovijilans Merkezi' kurulması için imzalanan protokol, Sağlık Bakanı Eşref Vaiz'in de işaret ettiği gibi dünyayla entegre olmak için önemli bir adım.
Merkez; günlük uygulamalarda ilaçların güvenliği ile ilgili klinik verilerin toplanması, ilaç uygulamasında karşılaşılan sorunların takibi, nedenlerinin saptanması, tanınması, kaydedilmesi, duyurulması ve gerekli önlemlerin yapılması görevlerini üstlenecek.
Kurucu Rektör Dr. Suat Günsel, böyle bir merkezin KKTC'de bir ilk olacağına işaret ederek, merkezin, ilaçların istenmeyen etkilerinin ve beşeri tıbbi ürünlere bağlı diğer muhtemel sorunların saptanmasını, değerlendirilmesini, tanımlanmasını ve önlenmesiyle ilgili bilimsel çalışmaları yapacağını belirtti.
Bakan Vaiz de, Merkezde yapılacak çalışmaların, YDÜ Eczacılık Fakültesi'ndeki öğretim görevlilerinin, Dünya Sağlık Örgütü İlaç İzleme Merkezi'yle işbirliği içinde yapacakları bilimsel çalışmaları dünya ülkeleri ile paylaşma anlamında çok önemli olduğunu vurguladı.
Kısacası; her şeye rağmen olumsuzlukların yanında olumlu şeylerin de olduğunu, yapıldığını kabul etmek gerek. Bunların her alanda yapılması ve yeni eserlerin ortaya konulması, yeni istihdam sahalarının yaratılması en büyük temennimizdir.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yeri geldikçe vurguladığı gibi, zaman içinde kurumlarımızı, müesseselerimizi daha sağlam temeller üzerine oturtmak, çağa ayak uydururcasına donatmak gerek. Bunun bilinci ve sorumluluğu içerisinde hareket edildiği takdirde, bu topraklarda tutunabilmenin daha kolay olacağı aşikardır.
Bir süreden beri KKTC'de sağlık alanında atılan adımlar küçümsenemez. Geçen günlerde bir kırık olayı ile ilgili olarak yolum hastaneye düştüğünde, beni hemen tanıyan nöbetçi doktora 'durumları' sordum. Sağlıkta işlerin nasıl gittiğini öğrenmeye çalıştım. Yanıtı ilginçti: "Kuşkusuz dört dörtlüktür değildir, ama eskiye kıyasla olumlu yanlarını, sistemdeki düzelmeleri de inkar edemeyiz."
Dediğim gibi, sağlıkta tam olmasa da, bir takım iyileşmelerin yer aldığını görmemek elde değildir. Önemli olan, bunları daha da iyileştirmek, daha ileri noktalara taşımak, dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek, KKTC olarak yararlanabilmenin yollarını arayıp bulabilmektir.
Sağlığın yalnız kamuda değil, aynı zamanda özelde de hak ettiği yeri alabilmesine yönelik çabaları görmezlikten gelemeyiz.
Bu güne dek sağlık sorunlarından çok çekmiş olan Kıbrıs Türk halkı, sağlığın en iyisine, en mükemmeline layıktır!..
|