|
'Turizm yine gündemde de, turiste verecek neyimiz kaldı ki!..' başlıklı dünkü yazımda Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Planlama Dairesi Müdürü Turgut Muslu'nun 'İkinci Konut' olayına ilişin açıklamasını irdelemiş ve kayıt dışılıktan dolayı devletin uğradığı zararlara işaret etmiştim.
Aynı zamanda turizmin çok geniş bir alan olduğunu ve bir defalık yazıyla yetinilemeyeceğini yazmıştım.
Casino İşletmecileri Birliği adına Başkan Erdal Andız'ın, Turizm Bakanına hitaben gazetelerde yayınlanan 'Açık Mektup' başlıklı yazısı, turizm politikasındaki çelişkileri ortaya koyması bakımından önemliydi.
Özetle şöyle denilmekteydi açık mektupta:
"Sayın Bakan, ülkemiz turizmine katkı koymak için bir yandan Anavatanı bir seyyah gibi şehir şehir dolaşmanızı takdirle izlerken, diğer yandan basına 'iki üç günlük turist istemiyoruz' denmesini hayretle izliyoruz. Bu söz, Bakanlık Müdürünüz tarafından Türkiye basınına, yani Türkiye kamuoyuna yapılmış bir açıklamadır. Yani Sayın Bakan ülkemize gelen turistlerin nerdeyse yüzde 90'ını oluşturan ve ülkemize iki veya üç günlük turlar için gelen insanlara 'artık sizi istemiyoruz' demektesiniz. Bugün ülkede turizm yatırımları devam ediyorsa, bunun sebebi, istemediğinizi belirttiğiniz 'o iki üç günlük' turistlerdir. Daha çok kısa bir süre önce bu devletin Turizm Bakanlığı değil miydi Antalya'dan günü birlik turları teşvik eden? Daha çok kısa bir süre önce bu devletin Turizm Bakanlığı değil miydi otellerde üç gecelik konaklamaya teşvik veren? Ve yine bu ülkenin Turizm Bakanlığı değil miydi iki üç günlük konferans turizmini teşvik eden?"
Açık Mektup'ta son olarak şunlar vurgulanmaktaydı:
"Size sevgi ve saygımız sonsuzdur. Ancak tanrı korusun, eğer sektörümüzdeki gelişme Bakanlık Planlama Müdürünüzün arzuları doğrultusunda gelişirse, tüm beş yıldızlı konaklama tesisleri kapanacak, birçok seyahat acentesi, tur operatörü işsiz kalacak, hava yolları şirketleri KKTC'yi terk edecek. Ekonomiden yılda 500 milyon dolar çekilecek, çalışanlar için kiralanan bin konut boş kalacaktır. Ya ülke turizmine çeşitlilik getirecek projeleri destekleyin, bir günlükten tutun da bir yıl kalacak turisti de cezp edin, ya da olanlara da köstek olmayın. Diğer türlü 'gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz."
Biraz detay verdik, ama mesele yok.
Ne demiştik dünkü yazımızda?.. "Erdoğan Şanlıdağ'ın iyi niyetinden kuşkumuz yok. Turizmi bilenlerle diyalog kurmaktan kaçınmıyor. Bilmediğini soruyor ve doğruları öğrenmeye çalışıyor. Hatta demiştik ki, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.
Ama Erdal Andız'ın açıklamasından anlaşıldığı kadarıyla bir yerde bir kopukluk var, eksiklik var. Andız, turizm sahasına dün ya da bugün el atmış birisi değildir. 1960'lardan beri turizmin içindedir ve kendisiyle aşık atmak kolay değildir. Saray Otel'in de müdürlüğünü yapmıştı, bilmem hangi otellerin de!.. Turizmin kitabını yazacak kapasitededir.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bu memlekete turist ister miyiz, istemez miyiz?.. Öncelikle ona karar vermek gerek. İki-üç günlük turist de gelsin, bir haftalık da, on beş günlük de!.. O 'iki-üç günlük' denilen casinolar için, daha açıkçası buralarda kumar oynamaya gelen turistlerdir. Peki, gelmesinler mi?.. Bu ülkenin ekonomisine hiç mi yararı yok?.. Olmaz olur mu?.. Oynarsa da kendine, oynamasa da!.. Niye Rum gelir de, bizdeki casinolarda kumar oynar?.. Herhalde kara gözümüz kara kaşımız için değildir!.. Gelmesinde ne mahzur var?..
Kimi kayak meraklısıdır, İsviçre'de Alp Dağları'nda kayak sporuna gider, kimi dalgıç meraklısıdır, Akdeniz'in serin sularında deniz altına dalmaktan hoşlanır, kimi doğaya meraklıdır, dağda bayırda yürüyüşü tercih eder. Daha neler var, neler!..
Şimdi kalkıp da bizim gelecek olan Türk veya yabancı turistin tümünü de aynı kalıba sokma lüksümüz olmadığı gibi, hakkımız da yoktur. Üç günlüğüne casinoya da gelse, kaldığı otelin dışarısı ile irtibatı dahi kesilse, yine de KKTC turizmine, ekonomisine katkı koymaktadır. Kumar oynamak istemeyen, buraya gezip tozmak, eğlenmek için gelen turist ise, aynı otelin çatısı altında olan casinoya girme ihtiyacı dahi duymamakta, kendi keyfine göre eğlenceye dalmaktadır.
Zaman zaman bazı casinolardan şikayetler gelmekte, casinolar öcü gibi takdim edilmek istenmektedir. Sonuçta; eğer bir takım usulsüzlükler varsa, kurallara uymayanlar olursa, onun da sorumlusu, muhatabı devlettir, hükümettir. Denetleme hakları vardır.
Nihayet casino turizmi de esas turizmin bir parçasıdır. Bunun Avrupa'da ve dünyada örnekleri vardır. Eğer siz, 'iki-üç günlük turist' diye istememezlik eder, ayrımcı bir tavır ortaya koyarsanız, gidilecek başka ülkeler yok değildir. Eski yıllarda meraklısı olan Türk de, Rum da sırf casinolarda kumar oynayabilmek için uçakla Beyrut'a giderlerdi.
Sözün özü (Azeri Türklerinin dilinde 'sözün düzü' diyorlar) 'iki-üç günlük turistin' geldiği casinolar, bir başka deyişle 'kumar turizmi' de turizm ağacının bir dalıdır. Bu dalı koparmak kimin haddine!..
Yeter ki, yasalar çerçevesinde hareket edilsin ve yasalar dışına çıkılmasın!..
|