|
SEN ANAMSIN...
Ölümüne sevmeliyim seni,
herşeyden çok,
herşeyden başka.
Ölümüne seviyorum seni,
herkesten çok,
herkesten başka.
Bir nar kırmızıya çatlasa
orda sen varsın.
Sen varsın her yaralı kuşun ötüşünde,
her çiçeğin ağlayışında yine sen.
Bir gül yumuşaklığındasın.
Gün ola bir kartal pençesinde öfke,
gün ola şefkatli bir dokunuş kadife parmaklarda.
Sen ;
gökyüzünde en parlak yıldız,
en coşkun pınar yeryüzünde,
suların en berrağı.
Sen yüreğimdeki heyecan,
sen geçmişim, geleceğim,
karşılıksız sevginin adı,
en güzeli aşkların.
Sen ;
ellerin çığlık çığlık,
yorgun yıllara karşı koymaktan,
yorgun çaresizlikten,
kaderine ağlamaktan yorgun.
Sen ;
kavgada en önde
tırnaklarıyla savaşan,
ak koynunda barış çiçekleri sulayan.
Sen ;
hayat kavgasının vazgeçilmez kahramanı.
Sen ;
bir koca çınar.
Gözpınarların kurumuş dertlerine ağlamaktan,
yıllar yazmış hatıralarını nur yüzüne.
Çok güzel günler yaşadığın da oldu,
oldu olmasına da,
saçlarında yılların yorgunluğu,
gözlerinde hüzün,
avuçlarında sevdaya bekleyiş
gizlenemiyor artık.
Sen ;
çocukluğumun hırçınlığı,
ak saçlarında
gençliğimin nar çiçeği rengi hatıraları,
o zaptedilemez duyguları asılı duran.
Sen ;
gülen gözlerinde
ilk çığlığımı,
ilk ağlayışımı,
belki de ilk aşklarımı gizleyen anam.
Yıldızsız gecelerde
başucumda sabahlara dek ağlamayı bilen,
ağlarken bile gülmeye çalışan,
bir tek şikayetini duymadığımız,
çocuk denecek yaştan beri
belki de,
belki de dünyanın en berrak adamına ölümüne bir eş,
evlatlarına müebbet anam.
Sen gerçek yaradansın
şüphe götürmez, tartışılmaz olan.
Karşımda görebildiğim,
her bakışımda aynaya senden çok şeyler bulabildiğim,
dokunabildiğim özgürce,
sevebildiğim.
İhmal etsem de seni sevmekten bıkamadığım
belki,
belki senin beni sevdiğin kadar asla sevemediğim,
sevemeyeceğim,
erişilmez,
ifade etmekte zorlandığım,
anlatamadığım aşkımsın.
Saçına ak,
yüzüne çizgi düşüren
acımasız yılları durdurmak isterdim.
Senden hayallerini,
senden ümitlerini çalmasın,
gark eylemesin gülen gözlerini karanlıklara,
üzmesin seni diye.
Yokluğuna ağladın
seni doğuran kadının genç yaşta belki de.
O titrek kalbini bahtın yeline
bir siyah tül gibi salıverdin.
Durdurmak isterdim acımasız yılları
Senin evlatların yokluğuna ağlamasın diye anam.
Sen anasın,
bitmez bir ilahisin dillerde,
tek borç dünyada ödenemeyecek,
bir sevgi sonsuzluğa açılan.
Ve gel gör ki,
ve ne iyi ki,
ve ne anlatılmaz güzel bir duygu ki sen ;
tarihin bu gizemli seyrinde
karşıkonmaz bir genetik tembihle
bir başka özlediğim,
bir başka unutamadığımsın.
Bir başka büyün,
bir başka özelliğin,
bir başka güzelliğin, yumuşaklığın
bir başka kutsallığın var.
Sen ilk çığlığımda bağışladın beni,
son çığlığımda yine bağışlarsın.
Sen a n a m s ı n.
Dr.Arif Ali ALBAYRAK
8.5.02
* * *
ANNELİK...
Bir ikiye bölünmedir annelik,
Bir yanın annen, bir yanın çocuğun...
Bir yanın ilk dokunmayı, hissetmeyi hatırlar
Diğer yanın karşılıksız sevgiyi, ölesiye verebilmeyi...
Bir yanın sıcacık kucağı arar dururken
Bir yanın "git" der
Kolun, kanadın, sevdan, her şeyin çocuğuna...
İkisinin toplamı işte öyle bir şeydir annelik
Bir yanın annen, bir yanın çocuğun...
Ve başkasının çocuklarını da
Kendi çocuğun gibi sevmektir annelik
Annesiz çocuklar için de düşünebilmektir...
Savaşlara "hayır" diyebilmektir annelik
Hep çocuk kalabilmektir ve güçlü olabilmektir...
Ölesiye severken özgür bırakabilmektir annelik
Ve ölesiye özlerken uçup gidebilmektir
Bir var oluştur ve bir var ediştir annelik...
Her kadın bir annedir, doğurmasa da
Ve her insan bir çocuktur, annesi olmasa da...
Dr. FİLİZ BESİM
11 Mayıs 2008
* * *
(*) Anne sevgisi hiçbir sevgiye benzemez... Sevgilerin en yücesi ve en kutsalı... 11 Mayıs, tüm insanlığın tümüyle bu tarifsiz sevgiye odaklandığı gündü yine... Geleneksel "Anneler Günü" idi o gün... Ve ben annelerimize dair yazı yazmadığımdan dolayı okurlarımdan sitemler aldım o gün... "Hiç değilse Laforizmalar'daki şiir annelere ilişkin olsaydı" diyenler oldu. Bu sitemi yapanlardan biri de "Annelik" adlı şiirini ulaştıran sevgili Dr. Filiz Besim... Yazar ve şair dostum Filiz Besim, güzel bir şey daha söyledi o gün: "Aslında annelerimiz için bir tek gün yetersiz... Her doğan yeni gün annelerindir. Her günün her dakikası da..." Dr. Arif Albayrak dostum da köşemdeki eksikliğin farkına varınca, biricik annesi Hatice Ablamıza adadığı şiiri gönderdi. 10 yaşına kadar yaşadığım Baf Kasabası'nda Albayrak'larla bizim ev çok yakındı birbirine... Ve Hatice Abla da bana, anacığım kadar yakındı... Onun sıcaklığıyla anlam kazanan o büyük Baf evindeki çocukluk anılarım hala capcanlı... Mutallo Mahallesi hanımefendilerinin toplanarak imece usulüyle, birlikte ve şarkılar, türküler, maniler eşliğinde pişirdikleri irmik ve pekmezli hamur helvalarının tadı hiç damağımdan gitmedi...Ne güzeldi o Baf günleri!.. Hatice Abla'nın, yani annesinin fotoğrafını da ekleyerek gönderdiği iletisiyle, beni yıllar öncesinin güzelliklerine taşıyan Arif Albayrak dostuma ve "Yılın bir tek günü değil sadece, her günü annelerin" diyerek bana bugünkü köşeyi hazırlama sinerjisini veren sevgili dostum Filiz Besim'e teşekkürler... Gönderdikleri "ana" sevgisiyle yüklü şiirlerini ise "Bugün de ve her gün de annelerin günüdür" düşüncesinden hiç ödün vermeyerek, sevgili okurlarımla paylaşıyorum... Ve şairlerinin izniyle, bu anlamlı şiirleri, Hatice Ablamızla yaşıt olan kendi anneme ve tüm annelere adıyorum bu köşeden... Her annenin aslında bir şiir olduğunun bilinciyle...
(A.TOLGAY)
|