Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
KRİZ
Bir rüya gerçekleşti
APOEL taraftarları yine çıldırdı
Bugün, 30 Ağustos Zafer Bayramı
Eliz'in sitemi
KIBRIS gazetesinden dev spor hizmeti
Bella'da tanıtım gecesi
Danimarka seferi iptal!
Ocak'ta Hamis ve Süleyman satılık!
49 yaşındaki Rum, üvey kızına 5 yıl cinsel tacizde bulundu
Engelleri şarkılarla aştılar
Rum basını, kiralık arabaların KKTC'ye kaçırıldığını iddia etti
Doğan yeni sezonu şölenle açıyor
Bold, zorlanmadan kazandı
Play-off maçları bugün başlıyor
Spor yazarları şampiyon

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ÜLKE ANARŞİYE TESLİM...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süre önce baştan aşağı soruna dönüşen Merkezi Cezaevi'ni irdelediğim seri yazılarda, idarenin zafiyeti ve edilgenliği nedeniyle burada otoritenin bazı mahkumların eline geçtiğine vurgu yapmıştım... Duyumlar içerideki güvenilir kaynaklardan alınıyordu...

Nitekim, Merkezi Cezaevi'ndeki zafiyetin yepyeni yansımaları geçen haftanın sonunda gazete manşetlerine çakıldı... Gazimağusa Ağır Ceza Mahkemesi'nin Başkanı İlker Sertbay, "Rezalet; bu nasıl bir cezaevidir?" demek zorunda kaldı...

Çünkü o cezaevindeki kimi mahkum, mahkemeye canı isterse geliyor, istemezse gelmiyordu... Görevliler onu koğuşundan çıkarıp mahkemeye getirebilmekten aciz!..

Mahkemeye ve devletin görevlilerine rest çeken uyuşturucu ve cinayet zanlısının durumunu araştıranlar, daha bir hayrete düşüyorlar... Çünkü adam Merkezi Cezaevi'nde dergah kurmuş... Herkesi kabadayılıkla, tehdit ve şiddetle "dinci" yapmaya çalışıyormuş... Koyduğu dini vecibelere uymayanların, beş vakit namazı kılmayanların ve hele kutsal cuma gününün gereklerini yerine getirmeyenlerin vay haline!..

Eşi dahil 3 tane insanı kurşun yağmuruna tutup ikisini öldürüp birini ağır yaralamaktan ve uyuşturucu bulundurmaktan sanık adamın karşısında devletin otoritesi ne şiş yansın, ne de kebap pozisyonuna geçip el pençe divan durmaya başlamışsa vay halimize!...

* * *

Bu şok edici olayın yanında şimdi irdeleyeceğim diğer günlük anarşi yansımalarımız önemsiz mi kalır diyeceksiniz?.. Hele onlara da bir bakalım:

Örneğin Gönyeli'deki Bülent Ecevit Rehabilitasyon Merkezi'nden kötü ve çok üzücü haberler ulaştırıldı bana... Yaşlı hastaların ve felçlilerin bakım ve tedavisi için oluşturulan o merkez, hızla amaçlarının dışına kaymakta... Yaşlı bir bireyini oraya bakım ve tedavi için yerleştiren aile, daha hafta dolmadan hastasını oradan çıkarmak zoruna kaldığını anlattı bana yana yakıla...

"Temizliğe özen gösterilmiyor. Her yanı idrar kokuları sarmış, ta avluya kadar... Felçli ve kimsesiz yaşlı hastaların beslenmesine ve ilaçlarının düzenli verilmesine dikkat edilmiyor... Yaşlı hastaların tartaklandığına bile tanık olduk... Dahası, oraya akli dengesi yerinde olmayanları da alıyorlar" sözlerini, işte o ailenin ağzından aktarıyorum buraya...

O sözde rehabilitasyon merkezi gazetecilerin baskınına uğramadan önce Sağlık Bakanı Eşref Vaiz'in duruma el koymasını dilerim...

Yoksa ekranlara ve gazete sayfalarına yansıyacak görüntüler, korkarım ki ilgililer adına hiç de iç açıcı referans oluşturmayacak...

* * *

Trafik anarşimizin, zehirli egzoz dumanlarıyla takviyesi de berdevamdır!..

Oysa milletten tonlarca para emen o egzoz emisyon ölçümleri neden yapılmıştı aylar boyu?.. Biz sanmıştık ki, artık bu çevresel soruna kesin çözüm getirilecek...

O ölçümlerden negatif sonuçla çıkanlarla, denetimlerden kaçıp ortalığı zehirli gazlara boğanlar hakkında yasal işlem yapılacaktı hani!...

Ne gezer!..

Egzoz anarşistleri trafikte yine eski hamam, eski tas... Bildiklerini okuyorlar ve kimse de kendilerine bir şey yapmıyor...

Devlete ait araçların bile egzozlarından saçtıkları kapkara dumanlarla ortalığı zehire boğduklarına tanık oluyoruz... Birkaç gün önce, Lefkoşa'nın içinde RHA 1400 numaralı, Karayolları Dairesi'ne ait aracın saçtığı egzoz dumanından korunabilmek için dümeni ara sokaklara kırmak zorunda kaldım örneğin!..

Karayolları'nın görevi, yolları zehirli gazlarla duman altı etmek mi, bilmiyorum artık!...

* * *

Lefkoşa Türk Belediyesi de bu dağınıklıklara katkı koymazsa anarşik ülkeye nasıl yakışacak?..

Bu bağlamda yazılacak çok şey var da, sadece bir tanesini yazabiliyorum yer darlığından...

Ülkemizdeki otopark darlığı bilinen bir şey... Arabalar park edilebilecek yerleri bulabilmekte gittikçe daha fazla zorlanmakta... Belediye, yeni otopark alanları açamadığı bir yana, anarşinin acayip boyutlara ulaşmasına karşı da yetkilerini kullanamıyor...

Verdiği uygunsuz yerleşim ve iş yeri izinleriyle her şeyin üstüne tuz biber ekiyor...

Bir buçuk arsa düşünün... Buraya inşa edilen 5 evin oto park alanları, aile birimine göre düzenlenmiş... Ama bir anda bu evlerin üç tanesi kliniğe dönüştürülüyor... Artık, aileler için tasarlanan o binaların oto parkları klinik çalışanlarının arabalarına bile yetmiyor... Bir de başlıyor kliniklerin hastaları ve hasta yakınları araçlarıyla gidip gelmeye... Diğer evlerin önleri ve hatta oto park alanları da işgal altında!..

Ve mahalle sakinleri bu tepeden inme uygunsuz yerleşim karşısında başlıyorlar saçlarını başlarını yolmaya!..

Evlerine girip çıkamıyorlar... Kendi arabalarını park edemiyorlar.

40 metre ötedeki apartmanda ise ülkenin en yoğun çalışma temposunu yakalayan bir röntgen merkezi ile bir başka klinik...

Belediye ne yapıyor?.. Ne yapacak?..Yetersiz park alanlarını zerrece dikkate almadan uygunsuz yerleşim ve iş yeri izinleri vermeyi habire sürdürüyor...

Az gelişmiş bakımsız ve sahipsiz kentin bu Harley Street'i nerede mi?...

Kumsal'ın Mehmet Ertoğruloğlu Sokağı'nda!...

Dereboyu kaosunun arka sokağında yani...

* * *

KENTSEL VE ÇEVRESEL SKANDALIN 142'NCİ GÜNÜ... LEFKOŞA'NIN PARKLARINDAKİ ELEKTRİKSİZLİK VE SUSUZLUK SÜRÜYOR... VE YARIN "DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ"... HANGİ YÜZLE KUTLANACAK BU EVRENSEL GÜN BİZİM ÜLKEMİZDE?.. "DÜNYALI" VE "UYGAR" OLABİLMEK BU MU?..

   479 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
29 Ağustos 2008, Cuma   OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Konuşmayan şarkılar...(*)
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Bu köşe yeni değerlere açık...
26 Ağustos 2008, Salı   Bulutoğluları'na Ortaköy'den selam...
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Pile provokasyonları...
24 Ağustos 2008, Pazar   MAVİ PATİKLİLER!.. (*)
23 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
22 Ağustos 2008, Cuma   ALTINCI KIBRIS TİYATRO FESTİVALİ...
21 Ağustos 2008, Perşembe   LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖYKÜSÜ...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1810 1.1893
1 STERLİN 2.1676 2.1837
1 EURO 1.7442 1.7564



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital