Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
MTG'nin 4'üncü yabancısı Friday
Suriye ve Güney Kıbrıs arasında iki anlaşma
Rum siyasi partileri, Hristofyas'a desteklerini gözden geçiriyor
Kiprianu: Kafkaslar'daki gelişmelerden endişeliyiz
Timvios, Rum Yönetimi'ni Avrupa Konseyi'ne şikayet ediyor
Kıbrıs sorunu, hidrokarbon yataklarına ilgiyi olumsuz etkiliyor
İntihar şovu
Telefon faturaları üç gün ödenemedi
Kolejler ve Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'ne sınavla öğrenci alınacak
Murat: Belediye hizmetlerinden eşit yararlanacak
YDÜ, öğrenci alacağı doktora programlarını açıkladı
Mustafa Gökmen, Çevre Danışma Kurulu'yla görüştü
Mağusa Sanat Tiyatrosu yeni dönem kayıtları başladı
Ramazan, pazartesi başlıyor
TÜRK-İŞ'in KKTC temsilciliği törenle açıldı
Kuran kursları derhal durdurulmalıdır

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

TAVURİ!..

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hafta sonunu Mağusa'daki bir plaj otelinde geçirdim... Deniz şahane, sosyal ortam ondan da şahaneydi...

   Dostlarla hem denizin içinde, hem de dışında doyumsuz sohbetlerimiz oldu...

   Ve en önemlisi, cumartesi gecesi inanılmaz bir mehtap vardı...

   Saat 21.00 sıralarında, dolunayın karanlık ufku kıpkızıl bir yangın yerine çevirerek Akdeniz'den yükselişi, Tanrı'nın yazdığı şiir gibiydi...

   Yeni bir hafta sonunu şimdi iple çekiyorum...

   Ama oralarda mehtapla yeniden buluşabilmem olanaksız yakın zamanda...

   Her gece, her hafta mehtap olmuyor ki!.

   Tanrı şiirlerini yazmakta hasis davranır...

   Tanrısal şiirlerin essiz güzelliği de bundan dolayı zaten...

                             *    *    *

   Pazar gün deniz molasında çardağın altında oturmuş kahvelerimizi yudumluyoruz...

   Oraya ulaşabilen tek gazete bizim KIBRIS...

   Sohbet sürerken gazete de elden ele dolaşıyor...

   Başaran Düzgün'ün yazılarına yeniden ara verdiğinden söz ediliyor...

   Benim de "Laforizmalar"ı haftada bir değil, daha sık yazmam gerektiği konusunda görüş birliğine varıyorlar... "Düşüneceğim" diyorum...

   Oradaki dostlardan biri ise pazar günleri Bilbay Eminoğlu'nun nostaljik yazılarını kaçırmadığını söylüyor... "Ama bugün o nostaljik yazı yok; neden acaba?" diye soruyor.

   Dostlarımdan emekli polis subayı olanı, "Eminoğlu'nun nostaljileri güzel de, Tavuri'nin yaşanmış gerçek öykülerini de neden yazmıyorsunuz?" diye soruyor birdenbire...

   "Sahi, hiç akıl edemedik" diyorum ben."Tavuri Kıbrıs'ın Arsen Lüpen'i... Maceraları kitaplara bile konu olabilir."

   İstanbul'un Sülün Osman'ı nasıl bir efsaneyse Kıbrıs'ın Tavuri'si de işte o bağlamda bir efsane... Yaşadığı her macerada mizah da var üstelik, tıpkı Sülün Osman'ınkiler gibi...

   Emekli polis subayı, "Bir zamanlar Birleşmiş Milletler Barış Gücü'ne mensup bir üst düzey görevli, Tavuri'nin becerdiği işe o kadar şaşırdı ki, 'uluslararası bir anekdot ve başarı bu' demekten kendini alamadı" diyor...

   Ve sonra da anlatıyor, hapse her gireceğinde tövbekar olan, çıktığında ise bildiğini okumayı sürdüren  Tavuri'nin o öyküsünü...

                             *    *    *

   Renkli televizyon ülkeye yeni gelmiştir...

   Tavuri'nin canı da, renkli televizyon çekmekte fena halde...

   Mağusa Birleşmiş Milletler karargahındaki televizyonu kaldırmaya karar verir işte o gece...

   Ama Barış Gücü subaylarından biri, açık pencerenin önünde televizyon izlemekte keyifle... Adamın önünden de kaldıramaz ya o mereti!...

   Ne yapsa beğenirsiniz?..

   Dama tırmanarak anteni haşat eder... Hızla aşağıya inerek içeriyi dikizlemeye koyulur... Görüntüleri bozulan televizyonu bir süre elleyen BM subayı, arızanın antende olduğunu anlayarak dama tırmanır...

   Bu arada adam yukarıda antenle uğraşırken, Tavuri pencereden içeriye dalıp kaşla göz arasında televizyonu kaldırır... Anteni düzeltip odaya geri dönen BM subayı, televizyonun yerinde yeller estiğini şaşkınlıkla görünce, bizim polise haber verir...

   Kısa bir tahkikat yapan polis, bir vatandaşın "Az önce Tavuri buradan kucağında bir televizyonla geçiyordu" ifadesi üzerine hedefe ulaşmakta gecikmez.

   Yürüttüğü televizyonu evinde kurmuş izlerken polisi tepesinde bulan Tavuri "Haçan da geldiniz be gardaşlar!..Bıraksaydınız da biraz keyfini sürseydim bari" diye hayıflanır.

   İkinci öykü de yine Mağusa'dan:

   Dr. Ertuğrul Hasipoğlu'nun BMW'sinin tekerlek tasları çalınır... Polise ihbar eder ama, bir sonuç alamaz...

   Çaresiz kalınca Tavuri'yi çağırır. "Sen bu işleri kimlerin yapabileceğini bilirsin. Bul benim şu çalınan tasları" der.

   Tavuri muhbirlerine ödemek üzere para da alır Hasipoğlu'dan. Çok geçmez taslarla geri döner... Bunları arabanın tekerleklerine de eliyle takar...

   Derken o günlerde Dr. Kadri Taşarkan Hasipoğlu'na yanaşır. "Benim BMW'nin tasları da çalındı."der. Ertuğrul Hasipoğlu yanıt verir: "Çok şükür benimkiler bulundu ve yerine takıldı." Dr. Taşarkan "Ya, bir göreyim bakalım" diyerek birlikte Hasipoğlu'nun BMW'sine yönelirler...

   Ve çığlığı atar Taşarkan "Yahu bunlar işte benim taslar!.. Nereden geldi senin arabanın tekerleklerine?.."

   Daha başka öyküleri de anlatılır orada romanı yazılması gereken Tavuri'nin... Kahkahalarla bunları dinlerken, az önce Bilbay Eminoğlu'nun nostaljik yazısını bulamamaktan yakınan dosta dönüyorum: "Bilbay'ın bugün bıraktığı boşluğu hiç değilse bu Tavuri öyküleri doldurabildi mi?.."

   "Eh işte!.." diyor dostum neşeyle... "Ama yine de siz bu Tavuri'nin öykülerini tez zamanda kaleme almayı ihmal etmeyin sakın"

   Tavuri, şu anda değişmez mekanı Merkezi Cezaevi'nde yine...

   Oradan çıkıncaya dek de tövbekar!...

   Bizim yerli Arsen Lüpen'in öykülerini bizzat  kendi ağzından dinlemek üzere oraya kadar bir uzansam mı dersiniz!.. 

                           

   383 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Ağustos 2008, Cuma   OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Konuşmayan şarkılar...(*)
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Bu köşe yeni değerlere açık...
26 Ağustos 2008, Salı   Bulutoğluları'na Ortaköy'den selam...
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Pile provokasyonları...
24 Ağustos 2008, Pazar   MAVİ PATİKLİLER!.. (*)
23 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
22 Ağustos 2008, Cuma   ALTINCI KIBRIS TİYATRO FESTİVALİ...
21 Ağustos 2008, Perşembe   LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖYKÜSÜ...
20 Ağustos 2008, Çarşamba   ASAYİŞ BERKEMAL DEĞİL...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1810 1.1893
1 STERLİN 2.1676 2.1837
1 EURO 1.7442 1.7564



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital