|
Bugün 1 Mayıs Emek Bayramı
Dünyasal ölçekte 1 Mayıs işçi ve emekçinin bayramı olarak kutlandığı dönemden itibaren Kıbrıs Türkü de 1 Mayıs'ı anlamına yaraşır bir şekilde kutladı.
1950'li yıllarda iki toplumlu yani Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar birlikte 1 Mayıs gösterileri yaptılar.
Tabi ki bedelini ödediler.
"Komünist ve hain" damgasıyla tertiplenen kampanyalar nihayetinde kurşunlandılar, öldürüldüler.
1960'lı yıllarda toplumlararası çatışmaların gölgesinde kaldı 1 Mayıs.
1970'lerden itibaren ise kitlesel gösterilerle kutlandı.
Bu satırların yazarı "beyaz gömlek ve kot pantolonuyla" Lefkoşa'daki 1 Mayıs gösterilerinde yürüdü.
1981 yılının 1 Mayıs'ında "yürüyüş yaparsanız silahla dağıtırız" tehditleri yapılmıştı.
Türkiye'de 1 Mayıs yasaklanmıştı ve yasaklayanlar Kuzey Kıbrıs'ta da yasaklanmasını istiyorlardı.
Tehditler öyle bir düzeye yükselmişti ki 1 Mayıs 1981, meydanlarda değil salonda kutlanmak zorunda kalınmıştı.
***
Öğrencilik yıllarımızda Ankara'da büyük gizlilik içerisinde kutlardık 1 Mayıs'ı.
Çünkü askeri yönetim hüküm sürerdi ve inanılmaz gerginlikler oluşurdu 1 Mayıs arifesinde.
1 Mayıs yaklaştığında sık sık düzenlenen operasyonlardan, sorgusuz-sualsiz tutuklamalardan korunmak için nerdeyse evden çıkmaz, okula dahi gitmezdik.
Ama 1 Mayıs sabahı erkenden kalkar, traş olur, en yeni urubalarımızı giyer, eve çeki-düzen verir, vazoya bir demet kırmızı karanfil koyar ve gizlice 1 Mayıs'ı anma toplantıları yapardık.
Şimdi 1 Mayıs Türkiye'de serbest.
Hemen her şehirde çeşitli eylemler yapılacak 1 Mayıs için.
Ama Türkiye halkı da çok çekti bugünlere gelene kadar.
***
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın bugün yapılacak 1 Mayıs törenlerine katılacağını işittiğimde "yeni dönemin ilk işareti bu olsa" dedim kendi kendime.
Herhalde Başbakan Ferdi Sabit Soyer de miting alanında olacak.
Soyer'in sendikacı geçmişi de var.
Hem sendikacı hem politikacı olarak birçok 1 Mayıs mitingi organizasyonunda bulundu.
Şu anda devlet yönetiminde olan kuşak aslında 1 Mayıs geleneğinden gelen kuşaktır.
Türkiye'de öğrencilik dönemlerinde 1 Mayıs geleneğinden yetiştiler.
Bu konuda acı tecrübeleri de var.
İstanbul'da, 1977 yılında düzenlenen 500 bin kişinin katıldığı ve faşist saldırılar nedeniyle tarihe "kanlı 1 Mayıs" olarak geçen 34 kişinin öldürüldüğü Taksim'deki miting alanında nerdeyse tümü vardı.
O travmayı ve acıyı birlikte yaşadılar.
Aralarından 5'i tutuklandı.
Ahmet Lüricinali, Mustafa Altıngüneş, Öntaç Düzgün, İrfan Dorak, Salih Güleli.
Sirkeci'de İstanbul Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılan işkence yeri Sansaryanhan'da 1 hafta işkence gördüler.
Dövüldüler, hakarete uğradılar, aç bırakıldılar.
***
Bugün 1 Mayıs, emeğin bayramı.
Kıbrıs Türkü emeğin bayramını, serbestçe ve cumhurbaşkanının, başbakanın katıldığı törenlerle kutlamak için çok bedeller ödedi.
Bugün coşku içinde bayraklarını sallayacak gençlerin bilmesini istedim.
Sadece 1 Mayıs bile yazılan tarihin en önemli tanığıdır
Ve bu tarihi yazanların birçoğunun ismi mütevazı ölçüler çerçevesinde kamuoyunun bilgisinde yoktur.
Çünkü tarihi yazanlar aslında halk kitlelerinden başkası değildir.
Politikacılar sadece tarihin yükümlülüklerini yerine getirmekle görevlendirilenlerdir.
1 Mayıs bayramı herkese kutlu olsun.
(*) 1 Mayıs 2005-KIBRIS
GALATASARAYLILARIN SİTEMİ
Fenerbahçe ve Galatasaray ile ilgili KIBRIS gazetesinde çıkan yazılar okuyucu tarafından keyifle okunuyor ve tatlı bir rekabet havası içinde değerlendiriliyor.
Farklı görüşler elbette küfür, garez ve aşağılama içermediği sürece okuyucu önünde tartışılmalı hatta bu tartışmaya okuyucu da katılmalıdır. Fenerbahçe-Galatasaray maçıyla ilgili çok sayıda okur mektubu geldi. Fenerbahçeliler'in tebriklerini kendime saklıyorum. Galatasaray taraftarlarının arasından bir tanesini örnek olarak yayınlıyorum.
Aşağıdaki "sitem" dolu yazı bir okuyucudan geldi. Aynen yayınlıyorum ve "haydi Yiğidolar bazılarını rüyadan uyandırıp gerçek dünyaya dönmelerini sağla" diyorum...
SEVGİLİ BAŞARAN DÜZGÜN, doğrusu 19/04/2008 tarihli yazınızı okuduktan sonra bugünkü yazınızı merakla bekliyordum. Mağlubiyetin sizi derinden üzdüğü yazınızda çok açık anlaşılmaktadır. Ben de bir GS taraftarıyım. Yazınızı okuduktan sonra üzüldüm doğrusu. Yazınızın içerisinde geçen hamaset - ezik ve mucize kelimelerini hak ettiğimize inanmıyorum.
Mucizeye gelince bende aynı sizin gibi düşünüyorum ve doğrusu herşeyi insan oğlunun yarattığına inanıyorum. Bunun başka türlü olacağını da hiç düşünmedim. Fakat ne güzel siz benden daha şanslısınız hayatınızda mucizelerin de olabileceğine galibiyetimizden sonra inandınız. Nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum, yaşamadım. Siz bu duyguyu yaşamış bir kişi olarak bizimle de paylaşırsınız...
Galatasaray'ın - Fenerbahçe'yi yenebileceğine inanmadığını da belirttiniz. Siz herhalde heyecandan türbindeki muhteşem seyircimizi Coşkun Özarı'yı, Mustafa Denizliyi, Hagi'yi Feldkamp'ı farketmediniz. Hepsi mağlup olacak Galatasaray'ı görmeye mi geldi sizce! Sevincimizi abartılı buldunuz ve çok üzüldünüz. Niye üzüldünüz ki madem mucizelere de inanıyorsunuz artık alışmaya başlamalısınız. Doğrudur galibiyete çok sevindik, fakat ben kendimi bildim bileli GS-FB derbilerinde galibiyet olağan üstü sevinç, mağlubiyet de büyük üzüntü yaratır her iki takım taraftarlarında da.
Bu eskiden de böyleydi, bundan sonra da böyle olacaktır. Bu galibiyetin tek farkı "FB'yi mi? yoksa Brezilya milli takımını mı? yendik" orada biraz çelişki yaşadım daha buruk sevindim. Fakat ben Anadolu takımlarını yendiğimizde çok seviniyorum ve onları izlemekten de zevk alıyorum, sahadaki ruhun da farklı olduğuna çok inanıyorum. Sebebi mi diyorsan son derbiden anlaşılmış olması gerekir diye düşünüyorum çünkü GS futbolcuları bizdendi brezilyalı değildi. (Klas farkı dediğiniz bu olsa gerek.)
Kıbrıs gazetesi okuyucusu olarak ülke ekonomisi ve Kıbrıs sporu sorunu da gazetenizde işlenmekte olduğunu görüyorum. Siz de bu duyarlı çizgide iseniz neden KKTC Fenerbahçeliler Derneği'nin üyesi olanlar, bu kadar ekonomik zorluk çeken ülkemiz sporunun kasasına değil de Türkiye'ye milyonları göndererek Brezilyalıları besleyen Fenerbahçe'ye destek vermesine tepkisiz kalabiliyorsunuz. Neden bu desteğin Türkiye'deki Fenerbahçe'ye yapıldığı gibi ülkemizdeki herhangi bir kulübe, takıma veya federasyona da yapılmasını istediğiniz temennisinde de bulunmadınız. Eleştiri demiyorum, temenni diyorum bunun da altını çizmek isterim. Yanlışsam beni düzeltiniz.
Yazımı köşenizde yayınlamanızı umut eder mucizelerle dolu günler diliyorum.
Fezile Özsoy
NOT: Sizi mutlu ediyorsa yinede mucizelere inanmaya devam edin.
|