Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

CEVİZDEN İRİ YAĞ BEZESİ

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İlk fark ettiğimde fındık büyüklüğündeydi.

Umursamadım.

Sonra hızla büyüdü ve irice bir ceviz kadar oldu.

"Madem hızlı büyür önemli değil" şeklindeki teselliler fayda etmeyince bir doktora göstermek farz oldu.

Dr. Hüseyin Kebapçıoğlu "basit bir operasyonla alırız" dedi.

Her daim "ayaklı sağlık ansiklopedisi" muamelesi yaptığım sevgili Okan Dağlı'ya başvurdum.

Etraflıca anlattı. Anlattıklarının özeti "basit bir operasyonla almak lazım" şeklindeydi.

"Dr. Kudret de mutlaka görmeli" denildi. Çalışmalarını takdirle izlediğim Doç. Dr. Kudret Çağlar'a da "göründüm."

O da aynı cümlelerle aynı şeyleri söyleyince dördüncü doktora başvurmaya utandım ve bıçak altına yattım.

Dr. Kebapçıoğlu "tam da beklediğimiz gibi" dedi ve küçük bir şişenin içindeki ilaçlı suda yüzen yağdan ibaret bezemi elime verdi. Doğru Dr. Sonuç'un yolunu tuttum.

Dr. Sonuç Büyük "Cuma günü belli olur ama şimdiden söyleyebilirim ki sorun yok" deyip içimi rahatlattı.

Sırtımda biraz ağrı, "bıçak altına yatmanın" getirdiği halet-i ruhiyenin yarattığı havayı kullanarak yapmaya çalıştığım "şımarıklıklar" ve işe geri dönme zorunluluğu.

İnsan böylesi durumlarda  "en önemlisi sağlıktır" sözünün boş bir temenniden öteye anlamlar içerdiğini fark eder.

Ve yaşamın kutsallığını anlar.

Yaşamı sağlayan sağlıktan daha önemlisinin olmadığını bir kez daha saygıyla teslim eder.

 

 

                                         ***

 

Geçtiğimiz ay Çanakkale Üniversitesi'ndeydim.

Gözlerinde umut ama o denli de karamsar birçok öğrenciyle sohbet etme imkanım oldu.

Şüphesizdir ki gençlerin derdi "geleceğe dairdir."

Üniversite eğitiminden sonra ne olacaklarına ilişkin kafalarında dolaşan yüzlerce soruyu paylaşırlar sizinle.

Sizin hayat hikayenize bakarak kendileriyle ilgili bir sonuç çıkarmaya çalışırlar.

Bugüne kadar birçok üniversitede benzer durumlarla karşılaştım.

Fakat en kötüsü İletişim Fakültesi'nde okuyanlardır.

Mezun olmaya ramak kala bile "ben niye bu bölümü seçtim" sorusunu sorup dururlar.

Bunu anlamaya çalıştım hep.

Gazetecilikle ilgili anlatılan "kötü" hikayelerin bunda etkisi var.

Gazeteci milletinin çokça boşboğazlık içeren olumsuz konuşmaları belli ki öğrencileri kötü etkiliyor.

Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi gazetecilik öğrencilerinin "genel olarak" durumu da aynı.

Geçtiğimiz cuma çocukları gazetede konuk ettik.

Bence dünyanın en önemli mesleği olan gazeteciliğin (tüm olumsuz koşullara rağmen) ne anlama geldiğini anlatmaya çalıştık.

Bu ölümlü dünyada, tarihe tanıklık edildiğini ve geleceğe bırakılan bir iz olduğunu söylemeye çalıştık.

En etkilendiğim cümleyi Süleyman Ergüçlü söyledi:

"İster gazetecilik yapın, ister başka bir meslek seçin. Ne yaparsanız yapın ama sevdiklerinize ve mutlu olacağınız şeylere mutlaka zaman ayırın. Yaşam işten ve çalışmaktan ibaret değildir."

Bunu söyleyen yaşamının bütününü mesleğine ayırmış birisiydi.

Bu açıdan da altın değerinde bir öğüttü.

 

 

                                         ***

 

 

Yaşam geçip gidiyor.

Bir süre sonra hastalıklar yoldaşlık yapmaya başlıyor insana.

Ve bilinen son gerçekleşiyor.

Önemli olan geride kalacak hoş bir seda ve yaşanmış mutluluklar değil mi?

Bana bunları yazdıran cevizden iri bir yağ bezesi oldu.

   511 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Ağustos 2008, Perşembe   KAPIDAKİ TEHLİKE
20 Ağustos 2008, Çarşamba   BECERİKSİZLİĞİN CEREMESİ
17 Ağustos 2008, Pazar   TEK RAKİBİ BALIKLAR
16 Ağustos 2008, Cumartesi   SİESTA VAKTİ
15 Ağustos 2008, Cuma   CHP'NİN POZİSYONU VE TSK'NIN TAVRI
14 Ağustos 2008, Perşembe   AH VE VAHLA GEÇEN ÖMÜR
13 Ağustos 2008, Çarşamba   KIBRIS TÜRKÜ ÇÖZÜM İSTEMİYOR MU?
12 Ağustos 2008, Salı   ANKET KAOSU VE UBP'NİN DURUMU
10 Ağustos 2008, Pazar   TEK DÜNYA TEK RÜYA...
09 Ağustos 2008, Cumartesi   ÇETİNKAYA'NIN RET ETTİĞİNİ NİYE KABUL EDECEKLER?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital