|
Avrupa Birliği ile ilgili konuları ele alan ortak komitenin çalışmaları tamamlanmak üzereymiş.
Komitenin Türk ve Rum üyeleri büyük ölçüde görüş birliği taşıyorlarmış.
Çalışmalarını titizlikle ve uzlaşı temelinde sürdürmüşler.
Karşılıklı anlayış çerçevesinde çaba sarfetmişler.
Bunun sonucunu da alıyorlarmış.
Komite ilk resmi belgesini hazırlamak üzereymiş.
Böylece komitelerin ortaya çıkaracağı ilk resmi belge de meydana gelmiş olacak.
Bu bilgileri nerden mi aldık?
Yorgos Vasiliu'dan.
Rum yönetimi eski başkanı, Klerides döneminde "Kıbrıs Cumhuriyeti" ile Avrupa Birliği arasında müzakereler yapan heyetin başkanı ve şimdi de kurulan ortak komiteler içinde Avrupa Birliği ile ilgili olan komitenin Rum başkanı.
Vasiliu bu gelişmeyi Rum tarafında yayın yapan bir radyo kanalına açıkladı.
Rum tarafında yayınlanan Alithia gazetesi de bu açıklamayı sayfalarına taşıdı.
Devletin resmi ajansı TAK, her gün düzenli yaptığı Rum basınından çevrilen haberler bülteninde Alithia'nın haberine yer verdi.
Böylece biz de komitelerden birinde ne gibi gelişmeler olduğunu öğrenmiş olduk.
***
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında 21 Nisan'da varılan mutabakat çerçevesinde oluşturulan komitelerin çalışma temposuyla ilgili çeşitli sorunlar yaşanıyor.
21 Nisan mutabakatına göre komiteler 21 Haziran'a kadar çalışmalarını tamamlayacaklar.
21 Haziran'dan sonra görüşmeler ve pazarlıklar liderler düzeyinde başlayacak.
Rum yönetimi komitelerin "verimli" çalışmamasından şikayetçi.
İddiaya göre Türk tarafı komite toplantılarını "süre doldurmak" için kullanıyor.
Amaç ise "görüyorsunuz işte aramızda o kadar farklılık var ki anlaşmamız mümkün değil" imajı yaratmak.
Liderler düzeyinde de aynı sonuca varıldı mı "Kıbrıs'ta taraflar anlaşamıyor" noktası tescillenecek.
Uluslararası topluluk bu tescili onayladı mı da bu kez "başka bir yol" denenmesi gündeme getirilecek.
Kosova veya Çekya ile Slovekya ayrılığının yarattığı yeni model veya uluslararası topluluğun uygun göreceği başka bir şey.
Rum tarafı bu konuda ciddi bir korku yaşıyor.
Bu korkunun temeli doğru mudur veya yanlış mıdır ayrı bir tartışma konusudur.
Temeli olan bir tek gerçek vardır ki Kıbrıs Türk halkı yaşanan sürecin ve tartışmaların tamamen dışındadır.
Niye dışında olduğunu izah etmeye çalışalım:
***
Kıbrıs sorununu çözüm çabalarını yürütmekte olan ekipte var olan "seçkinci" tavırlar Kıbrıs Türkünü bilgisiz ve eylemsiz kılmaktadır.
Kapalı oturumda mecliste konuşmalar yapılması ve ondan sonra parti başkanlarının yaptığı açıklamalar bile "ki bilgilenme açısından yeterli değildir" bize gösterdi ki konular felsefi düzeyde ele alındı.
Yani partiler Kıbrıs sorununun çözüm yollarına ilişkin görüşlerini dile getirdiler.
Pratikte neler olduğunu bilen sadece görüşmeleri sürdürenlerden başkaları değildir.
Bir de Rum basınını yakından izleyip de oradan doğru bilgileri süzmek zorunda kalanlar.
Rum basınının yazdıklarına bakıp, cumhurbaşkanlığı sözcüsünün Rum basınını yalanladığı açıklamalarını okuyup da bundan sonuç çıkarma durumuna düşenler.
Soruyu bu noktada soralım:
Vasiliu'nun yaptığı açıklama doğru mudur?
Avrupa Birliği'ne ilişkin kurulan komitede görüş birliğine varıldı mı ve ortak bir metin hazırlanıyor mu?
Eğer bu doğruysa Rum tarafının komitelerin çalışma düzenine ilişkin itirazlarının temelinde ne yatmaktadır?
Yanıt bekliyoruz.
Geçmişte Kıbrıs Türküne güvenmeyenler, Kıbrıs Türkünü devre dışı bırakmak için bilgi vermiyordu.
Geçmişin geçmişte kaldığını sanıyorduk.
Şimdi de seçkinci tavırlar ciddi sorunlar yaratmaya adaydır.
Önceden uyaralım dedik...
|