Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



BİR ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİ SEVGİSİ

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Mayıs 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Aşağıdaki mektup, ismi tarafımdan bilinen bir Türkçe öğretmeninden geldi.

Sadece bana değil, başka köşe yazarlarına da gönderildi.

Eğitimde yaşanan grevin yarattığı tozduman içinde taraflar birbirlerini suçlarken "öğretmen-öğrenci" ilişkisindeki duygusallığı (ki bana gören bu duygusallık ve sevgidir) gayet güzel anlatıyor. İnşallah grevin kırdığı gönüller kısa sürede tamir edilir.

Aynen yayınlıyorum:

***

Sevgili öğrencim,

Bu mektubu yazıp yazmama noktasında derin endişelerim vardı. Affına sığınarak, hatta biraz da utanarak içinde bulunduğum ruh halini seninle paylaşmak istiyorum. Bu arada samimiyetimden şüphe etmeye de hakkın var, bu yazacaklarımı istersen okumaya da bilirsin sana hiçbir şey demeye hakkım yok.

Gerçekten sözlerime nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Aradan geçen bu uzun ayrılıktan sonra, ne zaman başlayacağını dahi bilemediğim ilk dersimizde size neler anlatacağımın endişesini taşıyorum. Aslında dersten de önce, okula geldiğinizde o dillerinizden dökülen sıcacık "GÜNAYDIN"larınıza nasıl yüzüm dahi kızarmadan karşılık vereceğim veya hiçbir şey olmamış gibi davranacağım bilemiyorum.

Hatırlar mısın size hep derdim: "Suçlular ve yalancılar sorulmadığı halde açıklama yapma ihtiyacı duyar, kendini savunmaya geçer." Galiba benim durumum da biraz öyle SUÇLUYUM. İlk dersimizi tasavvur ediyorum:

"Günaydın arkadaşlar, biliyorsunuz ki uzun bir süredir görüşemiyoruz, grevdeydik. Ama bunun suçlusu siz de biliyorsunuz ki bizi yönetenler (!) kıdem tazminatı diye bir şey var - siz anlamazsınız- geleceğimizle ilgili çoook ciddi bir mesele onu halletmeye çalışıyorduk, bu yüzden grevdeydik."

Veya

"Canımdan aziz bildiğim öğrencilerim sizi ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz ama bir süredir görüşemiyoruz bunun sebebi de sendika diye bir şey var-siz anlamazsınız-onun peşinden gitmek zorundaydık (!) bu yüzden grevdeydik."

Veya

İşi tamamen pişkinliğe vurup: "Neredeydiniz bakalım siz günlerdir? Hadi bakalım hemen derse başlıyoruz." Deyip hiçbir şey olmamış gibi derse devam etmek.

Anlayacağın senin karşına nasıl çıkacağım konusunda önümde değişik mazeretlerim var. Bu arada sen ne yaptın? Biz grevdeyiz diye derslerini ihmal etmedin değil mi? Okuldan, öğretmenlerinden soğumadın değil mi?

Bir de hep üzerinde durduğumuz değerlerimiz vardı: Paradan, maldan, mülkten, makamdan, mevkiden, şöhretten daha önemli değerler (!) Bayraktı, vatandı, kutsaldı, insan sevgisiydi, vefaydı, fedakarlıktı, sevgiydi, saygıydı, Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkmaktı vs. Anlattıklarımızı unutmadınız değil mi?

Şunu söylediğini duyuyorum: "Hocam, bana masal anlatma! Ne fedakarlığından ne sevgisinden saygısından bahsediyorsun. Merak etme senin için ben neyin değerli olduğunu çok iyi anlıyorum. Eee yavaş yavaş öğreniyorum sendika neymiş, hükümet neymiş, kıdem tazminatı neymiş, grev neymiş. Ha bu arada daha unutmadım, bir grev günü okula gelip senden bir şey istediğimde "yapamam grevdeyim" deyişini. Bana masal anlatma lütfen ÖĞRETMENİM (!)"

Sevgili öğrencim, sözcükler boğazımda düğümlendi. Sana anlatacak daha çok şey varken sözlerime günlerdir aklımdan hiç çıkmayan bir şiirin mısralarıyla son veriyorum. Beni-bizi affedin.

Türkçe Öğretmenin

"Ben öğretmenim.

Yanlış attığım her adımın,

Öğrencilerimin dünyalarında,

Bir sütunun yıkılmasına sebep olduğunun farkında olmalıyım.

Ben bir öğretmenim.

Göğsümde bir kandil daha sönmeli,

Bir öğrencim umutsuzluğa düşünce

Ve kuşlar cıvıldamaz olmalı bahçemde,

Onları heyecansız görünce."

   639 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?
10 Ekim 2008, Cuma   UBP'NİN DURUMU
09 Ekim 2008, Perşembe   HORTUMUN ACI SONU
08 Ekim 2008, Çarşamba   KRİZ FIRSAT MI?
07 Ekim 2008, Salı   ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...
30 Eylül 2008, Salı   HÜKÜMETİN YAŞADIĞI İRONİ
28 Eylül 2008, Pazar   SEVGİLİ TUNCAY...
27 Eylül 2008, Cumartesi   BAYRAM GELMİŞ NEYİME...
26 Eylül 2008, Cuma   DİDİŞMELER...
25 Eylül 2008, Perşembe   TANRININ ELİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Farkı kalitesi...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital