Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



TARİHİN BEKLEDİĞİ

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Temmuz 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yıl 365 gün, her koşulda ve durumda, hiçbir mazerete yenik düşmeden köşe yazısı yazan meslektaşlara hayranım.

Fakat, ben gazetecilerin arada bir "kaybolmaları" gerektiğini düşünenlerdenim.

Sanatçılar için "yüzünü eskitmemek amacıyla inzivaya çekildi" derler.

Aslında gazeteciler de "düşüncelerini eskitmemek." İçin bunu yapmalı.

Bizimkisi gibi ülkelerde her şey bir kısır döngü tekrarına dayandığından gazeteci arada bir geri çekilip nefes almalı, kalabalıkların arasına karışıp dinlemeli, sonra yüksek bir tepeye çıkıp ormanın tümünü seyredebilmeli.

Tüm bunları yaparken kendi iç sesine de kulak vermeli.

Mikrofona yakın olanların çıkardığı gürültüden arınabilmeli veya sessizliğe muazzam anlamlar yükleyen çoğunluğun çığlığını duyabilmeli.

 

                                                           ***

 

Mesleki anlamda hayatımı etkileyecek denli önemli günlerden geçiyorum.

Bir insanın mesleğinde çok az tanıklık ettiği olayları yaşıyorum.

Önce KIBRIS Tv ve radyonun sorumlusu Erdinç Gündüz, sonra da KIBRIS Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü.

Uzun yıllar öncesinden tanıştığım ve uzun yıllardır birlikte mesai yaptığım 2 önemli ve değerli insan. Ki kendilerinden çok şey öğrendim-öğrendik.

Süleyman Ergüçlü'nün bilgece kaleme aldığı veda yazınının üzerine yazılacak bir şey yoktur herhalde.

Ama duygularımı aleni bir şekilde paylaşmak ve bunu şimdi yapmak istiyorum.

Biz ondan çok şey öğrendik mesleki anlamda. Ötesinde, yitirmekte olduğumuz insani değerlerin nasıl hala ayakta durabildiğini gördük.

Düzenin, disiplinin, ciddiyetin peşisıra kendi yaptıklarını bile eleştirebilen hatta mizahlaştıracak denli içselleştirebilmeyi gördük.

Nihayette "ne iyi oldu da birlikte mesai yaptık" demenin bahtiyarlığı var içimizde.

Eminim kendisi de aynı bahtiyarlığı yaşıyordur, Kıbrıs Türkünün kutsal mücadelesinde kader birliği ve rehberlik yaptığı arkadaşları için.

 

 

                                                           ***

 

 

Bu köşenin düzenli okurları bilirler ki Kıbrıs sorunu bu köşenin yazarının esas derdidir.

Nasıl olmasın ki?

Kaç nesildir kan, gözyaşı ve acı çekmiyor muyuz Kıbrıs sorunu yüzünden.

Ve bu lanet sorun çözülmeden bu adanın huzura kavuşamayacağını çok iyi bilmiyor muyuz?

İki lider pazartesi günü bir araya geldiler.

Toplam dört buçuk saat görüştüler ve bu uzun sürenin ardında ortaya çıkan yorumlar ile tepkiler muhteliftir.

Bu doğaldır da aslında.

Herkes kendi pozisyonuna göre kendi değerlendirmesini yapacaktır.

Fakat açıklanan veya açıklanmayan gerçekler de vardır, ki bunlar dikkate alınmazsa her şey eksik kalır.

İki lider kapsamlı görüşmeleri 1 eylülde başlatma kararı almışlar.

Çeşitli gerekçelerle bu kararlarını 25 temmuzdaki buluşmalarından sonra açıklamayı uygun görmüşler.

Bence pazartesi günkü buluşmanın yarattığı en önemli sonuç budur.

Kıbrıs sorununu çözecek müzakereler biran önce başlamalıdır.

50 yılda yüzlerce kez tekrarlanan toplantılar ve zirvelerden her iki taraftaki sıradan insanlar artık bıkmıştır.

Sorun masaya yatırılmalı, müzakere edilmeli ve ortaya çıkacak güçlükler göğüslenerek bir uzlaşmaya varılmalıdır.

Kıbrıs'ın Kuzeyi'nde ve Kıbrıs'ın Güneyi'nde yaşayanlar bunu istemektedirler.

Tarih de bunu beklemektedir....

   519 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...
30 Eylül 2008, Salı   HÜKÜMETİN YAŞADIĞI İRONİ
28 Eylül 2008, Pazar   SEVGİLİ TUNCAY...
27 Eylül 2008, Cumartesi   BAYRAM GELMİŞ NEYİME...
26 Eylül 2008, Cuma   DİDİŞMELER...
25 Eylül 2008, Perşembe   TANRININ ELİ
23 Eylül 2008, Salı   UBP'NİN TEMEL SORUNU
21 Eylül 2008, Pazar   İLKGÜNKÜ GİBİ...
20 Eylül 2008, Cumartesi   BİZİM GİBİ KIBRISLILAR...
19 Eylül 2008, Cuma   GÖRMEK İSTEMEDİĞİMİZ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Sonun başına geldik





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital