|
Yıllarca Dışişleri Bakanlığı yaptı, sonra politikadan elini ayağını çekti ve kendini ülkesinin doğasına adadı, çevre konusunda duyarlı ve yararlı çalışmalarıyla ülkedeki çevre faciasının ortadan kalkması için mütevazı katkılar koyuyor.
Kendisi gibi sıkı bir çevreci olan eşi aradı.
"Başaran Bey lütfen gidiniz ve şikayette bulununuz, yapanın yanına kalıyor" dedi.
Ne yazıktır ki ülkemizde "ben gördüm çevreyi kirletiyorlar" diye yazmak yeterli değil.
Olayın geçtiği bölgenin polis karakoluna gitmek gerekirmiş.
Oradaki polise ifade vermek ve eğer dava açılacaksa her aşamasında mahkemede bulunmak şartmış.
Bu memlekette davaların yıllarca sürdüğünü bilenler bunu niye yapsınlar ki.
Üstelik nasıl bir sonuç alınacağını bilmeden.
Benim tanık olduğum olayda şikayete gerek kalmadı.
İlgili şirket yetkilisi aradı ve özür diledi. Bıraktıkları çöpleri geri aldıklarını belirtti.
Her gün bu ülkede yaşanan yüzlerce olaydan birisi böylece çözüldü.
Peki geri kalanları?
***
Taşocaklarının yarattığı felaketle ilgili yayınlarımızdan sonra İpsaro tepesini kurtardık.
Görünen odur ki hükümet bu konuda yeni bir adım atmayacak.
Fakat taş ocakları çalışmaya devam ediyor.
Bilim insanları KIBRIS'a yaptıkları açıklamada taşocaklarından elde edilen malzemeye alternatif inşaat malzemeleri bulunduğunu ve inşaatlarda yeni bir modele geçilmesi gerektiğini belirttiler.
Bu bilimsel öneri ilgililerin sessizliğinde boğulup gitti.
Taşocaklarının kapatılması ve sadece belirli merkezlerden alınması önerisinin de akıbeti farklı olmadı.
Çevre Bakanı "takibe aldık, kurallara uymayanı kapatacağız" diyor ama örneğin Alevkayası yolundaki taş ocağı ormanı da kemirerek ve kilometrelerce alanı beyaza boyayarak çalışmalarına devam ediyor.
Çevre Bakanı da dahil tüm yetkililer bunun aynen devam edeceğini mi sanıyorlar?
***
Bir yazımda vurgulamıştım: "Çevre militanı olmak gerekir" diye.
Kaçak tabelaları sökmek çöp dökenlerin tepesine binmek, dağları delik deşik eden dozerlerin paletlerinin önüne yatmak, atık sularını denize bırakan tesislerin drenaj borularını tıkamak ve daha birçok eylem.
Yetkililerin hergün karşısına dikilip "çözünceye kadar bu felaketin sorumlusu sensin" demek.
Tıpkı dünya Yeşil Barış örgütünün yaptığı gibi tüm felaketlere aktif bir şekilde müdahale etmek.
Çevre militanlığı için kaç kişi toplanırız dersiniz?
Kaç kişi şikayet etmekten öteye geçip, bizzat engellemek için uğraşır?
Ahlar ve vahlar ile ömür törpülüyoruz ve bir ülkeyi göz göre göre kaybediyoruz.
Yakında ah çekeceğimiz bir çevremiz bile kalmayacak...
|