|
Ben yüzmeyi kendi kendime öğrendim.
Onlar, olimpik havuzda hocalar eşliğinde kurallarına göre yüzdüler.
Önceleri birkaç yarış ve birkaç başarından sonra bıraktılar.
Denizde iyi birer yüzücü oldular ama kendilerini geliştirmediler.
Her denize gidişimizde alaylılar ile mekteplilerin yarışı gibi yarışlar yaparız.
Hani basın sektöründe çekirdekten yetişenler, okul mezunlarını beğenmezler, "bu iş yerinde öğrenilir" derler, okullular da çekirdekten yetişenleri "gelişmemiş, geri kalmış" bulur ya, bizimkisi de onun gibi bir şeydi.
Fakat geçen pazar pes ettim.
İçtiğim onca sigaraya ve hareketsiz yaşamıma aldırmadan "hade gelin yarışalım" diye meydan okudum.
Kesin ve ebedi yenilgimi de böylece kendi ellerimle hazırlamış oldum.
Daha yarışın onuncu metresinde fark yemeye başladım.
Otuzuncu metrede ciğerlerim ağzımdan çıkacakmış gibi oldu.
Ve plajdakilerin meraklı bakışlarında daha fazla rezil olmamak için yarışı bıraktım.
Oğlum, geri alınamaz üstünlüğünü ilan etmişti.
Sırada bekleyen kızım ise hiç kulaç sallamadan bu sonuca ulaşmıştı.
***
Gazetenin birinci sayfasına O'nun fotoğrafını koymayı tasarlarken çok tereddüt geçirdik.
KIBRIS gazetesinin birinci sayfasına ilk kez yüzme sporuyla ilgili bir haber koyacaktık.
Bizim için olağanüstü bir durumdu.
Arkadaşlarla uzun uzun tartıştık.
Dünyaca ünlü Reuters ajansının geçtiği harikulade güzel fotoğraf cezp etmişti bizi.
Su kabarcıkları arasında yüzen ve suya aksi yansıyan sanki de bu dünyadan birisi değildi.
Öylesine bir büyüleyici yanı vardı fotoğrafın.
Hedefi yüzme dalında 8 branşta 8 altın madalya alıp olimpiyat tarihine geçmekti.
En son 1971 olimpiyatlarında Mark Spitz 7 altın madalya kazanarak inanılmaz bir rekor kırmıştı.
Uzmanlar "bu rekor egale edilemez" şeklinde fetva veriyorlardı.
Fakat onun amacı 8 altın madalya kazanarak Mark'ı geçmekti.
Havuzda aslında rakipleriyle değil 1971 yılından kalma bir efsaneyle yarışacaktı.
O'nu gazetenin birinci sayfasına koyduğumuzda henüz üçüncü altın madalyasını kazanmıştı.
Bazı okuyucuların, gazetenin birinci sayfasında yüzücü fotoğrafını "hafif" bulabilecekleri riskine rağmen "tek rakibi balıklar" başlığıyla o fotoğrafı kullandık.
Üçüncü altın madalyasını üç rekorla almıştı.
Ve biz 8 altın madalya kazanacağına inanıyorduk.
Okuyucuya, "bu genç adama dikkat edin" demek istemiştik.
Açılışını 4 milyar insanın izlediği müthiş Pekin Olimpiyatlarına vurgu yapacaktık.
Dünyanın Kıbrıs'tan ibaret, merkezinin de Sarayönü olmadığını anlatmaya çalışacaktık.
***
Dün, bu yazı yazılırken yedinci altın madalyasını da kazandı.
100 metre kelebekte Sırp rakibi Caviç'i 1 salise farkla geçti.
Ve böylece 1971 olimpiyatlarında oluşan Mark Spitz efsanesini alaşağı etti.
Sekizinci altın madalya ulaşmak amacıyla bayrak yarışı için havuza girecek.
Eğer takım arkadaşları da uyumluysa finişe onlar dokunacak ve yeni bir efsane yaratacaklar.
O efsanenin adı da Michael Phelps olacak.
Annesi O'nun için "hiper aktif bir çocuktu ve tedavi görüyordu. Havuza ilk girdiği gün rekortmen olacağını hissetmiştim" diyor.
Kendisi haftada 80 kilometre kulaç sallıyor ve 24 saatin yarısını havuzda geçiriyor.
Böylesi bir azimden ve çalışmadan sonra başarmamak mümkün mü?
Phelps önce efsane sonra da başarı için neler yapılması gerektiğinin sembolüne dönüşecek.
O'nun başarı öyküsüne ihtiyacımız var galiba...
|