|
Günün konusu şüphesiz ki elektrik fiyatlarıdır.
Yapılan onca yatırıma ve iyileştirmeye rağmen elektrik meselesi böylesi öfkeyle anılmayı hak etmemektedir fakat vatandaşın canını yakan da faturada yazan miktardır ve rakamlar haklı feryatların yükselmesine yol açmaktadır.
Son bir yılda, dünyada petrol fiyatlarının ikiye katlanmasına kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir gerçektir ama faturalardan yansıyan gerçek de bir ay öncesine göre nerdeyse 2 katı fazla ödenen elektrik paralarıdır.
Tabi ki bunun yanına "diğerleri" de eklenmiştir.
Telefon faturaları, belediye faturaları ve benzerleri...
Dört kişilik bir aile için hepsinin aylık toplamı nerdeyse 1 milyara dayanıyor.
Ve bu da ödenmesi güç koşullar yaratıyor.
Peki, ne yapmak gerekiyor?
***
Hükümetin elektrik altyapısıyla ilgili yaptığı yatırımlar teslim edilmelidir ki takdire şayandır.
Sadece geçen sene baz alındığında, kendi ihtiyacı olan elektriği üretemeyen ve sıkıştığında Rum tarafından elektrik satın almak zorunda kalan sistem tepeden tırnağa yenilendi.
Yeni santraller ve yeni iletim hatlarıyla ilk kez ihtiyaca yeten bir pozisyona geçildi.
Bunlar yapılırken ihtiyaç, acil olarak ihtiyaç duyulan elektrik enerjisiydi ve öncelik ona verildi.
Şimdi, elektriğin rantabıl üretimi gündeme alınmalıdır.
Bu çerçevede de Elektrik Kurumu masaya yatırılmalıdır.
Elektrik fiyatının belirlenmesinde sadece akaryakıt fiyatları temel unsur değildir.
Üretimden tahsilata tüm zincir yeniden reforme edilme mantığıyla düzenlenmelidir.
Elektrik gibi stratejik bir alanda faaliyet gösteren Elektrik Kurumu yıpratıcı bir tartışma ve hatta kavga sürecine sokulmamalıdır ama yapısı da değişmelidir.
Daha ucuz elektrik üretimi için yapılması gerekenler sorgulanmalı klasik devlet memuru pozisyonundan kurtulunmalı iş üretecek teknisyenlerin ağırlıkta olduğu çağdaş bir yapı oluşturulmalıdır.
***
Belediyelerin durumuna gelince.
Birçoğu iflas etmiş bütçelerini vatandaşın cebinden denkleştirmek için sabit hizmetler dahil tüm hizmetlere astronomik zamlar yaptılar.
Bunu yaparken de asla kendilerini sorgulatmaya müsaade etmediler.
Kapasitesinin 5 katı personeli belediyelere dolduranından tutun da fantastik sanatsal etkinliklerle uğraşanlara kadar bir başkanın iki dudağı arasında işler yapanlar var.
Belediye başkanları mikrofona yakın oldukları için sık sık bağırmayı ve suçlamayı tercih ediyorlar ama vatandaşın sırtına bindirdikleri yük artık tole re edilmekten uzaktır.
Yeni belediyeler reformunun tartışıldığı bu günlerde belediyelerin mali sorumlulukları yeniden düzenlemelidir.
"Ben seçilmiş belediye başkanıyım" diyerek kimse para çarçur etme yetkisine haiz olamaz.
Buna belediye meclisleri de dahildir.
Mali kriterleri sert kurallarla bağlanmış bir yasal sistem oluşturulamazsa belediyeler Kıbrıs Türkünün sırtında bir kambur olmaktan öteye birer enkaza dönüşeceklerdir.
Kıbrıs Türkü aldığı hizmetin bedelini öder.
Ama bir yere kadar.
Beceriksiz yönetimlerin ceremesini ödemekten artık herkes usandı.
Bilinmesinde fayda vardır.
|