Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



İLKGÜNKÜ GİBİ...

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Eylül 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
Basın kartımı elime alınca garip duygulara sürüklendim.
İlkini 20 yıl önce almıştım.
Yirmisinin de üzerinde "sarı basın kartı" yazıyordu.
Bu ifade "sürekli basın kartı" şeklinde değişti.
Gazetecilikte kuraldır. Meslekte 20 yılını dolduranlara "sürekli basın kartı" verilir.
Bu, her yıl basın kartı için başvuruda bulunulmayacağı anlamına gelir.
Yani bir nevi mesleğin tescillenmesi.
"Gazeteci" sıfatının sürekli hale gelmesi.
Yurtdışında yaptığım görevlerin dışında buralarda sarı basın kartı ile işim olmadı hiç.
Cüzdanımın unuttuğum bir köşesinde dururdu.
Sürekli basın kartı da öyle olacak.
Ama bir farkla.
Beni garip duygulara sürükleyen kartın üzerinde yazılan ifadenin değişmesi değil.
Bu meslekte artık yaşlandığım gerçeğinin sürekli basın kartıyla gelip anlıma çakılmasıdır.
"Yaş otuzbeş yolun yarısı eder" dizeleriyle büyüyen bir neslin hayat basamaklarını artık aşağıya doğru indiği gerçeğidir.

  ***

Yaşlanmanın ilk belirtileri daha önce ortaya çıkmıştı aslında.
Gençler gibi uzun süreler çalışma temposunu sürdürmeme rağmen artık yorulduğumu hissediyordum.
Eskiden saatler boyu zevkle yaptığım mesleki tartışmalardan artık sıkıldığımı fark ediyordum.
Zaman zaman içimde nükseden "kaçma" istekleri sık sık tekrarlanmaya başlamıştı.
Ama tüm bunları es geçiyordum. Ben kendimi hala ilk günkü gibi hazır ve dinç hissediyordum.
Veya öyle sanıyordum.
Ta ki yeni nesille aramızda oluşan lisan farkını anlayana kadar.
Üniversitelerden öğrenciler sık sık gelirler ve mülakat yapmak isterler.
Bir ödeviyle ilgili yardım isteyenler de çoktur.
Birgün karşıma dikilen gazetecilik öğrencisinin "iletişimin paradoksal dönüşümünün yarattığı etkiler konusunda ne düşünüyorsunuz" diye sorduğunda anladım benle ilgili olup biteni.
Çocuklar kavrayamadığım bir dilde ve farkında olmadığım sorunsallarla uğraşıyorlardı.
Sanki başka dünyalarda yaşıyorduk.
Yaşlanmanın en önemli belirtisi budur sanırım.
Senden önceki kuşaklara yabancılaşma ve onların kurduğu dünyayı algılayamama.

  ***


20 yıllık meslek yaşantımı daha ne kadar sürdürürüm bilmem.
"Bu dünyada neler yaptın?" sorusunu sık sık kendi kendine soranlardanım.
Kendi kendime yaşadığım mutluluğu ilk kez itiraf ediyorum.
İyi şeyler yaptığımı düşünüyorum.
Ama bu mesleğin şaşmaz kuralı şudur: Takdir okuyucunundur.
Yılın 365 günü on binlerce okurun önüne gider yaptığınız iş.
Onlar için yapıyorsunuz ve şüphesiz ki yargıya varacak olan da onlardır.


  ***

Bir bankacı ağbeyimizin yaptıkları çok etkilemişti beni.
Biz onu bankacılık mesleğinde çok başarılı görüyorduk.
O birgün sürpriz yaparak emekliye çıkmaya hazırlandığını söyledi.
Elbette çok şaşırmıştık.
Israrlarımıza rağmen esas gerekçesini açıklamamıştı.
Emekliye çıktıktan aylar sonra bir içki sofrasında dökülüvermişti ağzından "itiraflar."
Çok iyi eğitim alan ve dünya bankacılığını çok iyi bilen gençler dizilmişti sıraya.
"Onlar beni göndermeden ben gönüllü teslim ettim, onlar da mutlu oldu ben de" demişti.
Ben de böylesi bir mutluluğu yaşar mıyım bilmiyorum.
Fakat bu satırları okuyanların bilmesini isterim ki sınır ötesi işler da dahil Kıbrıs Türkü için daha yapılacak kutsal görevler olduğunu düşünüyorum.
Ve o anlamda mesleğe başladığım ilk günkü gibi hissediyorum kendimi.
Elime aldığım sürekli basın kartım bana yaşlandığımı anlatsa da....


   703 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   YURT SEVGİSİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR
20 Kasım 2008, Perşembe   LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...
19 Kasım 2008, Çarşamba   ŞİMDİKİ GENÇLER HARİKA (Bir yenik düşme hikayesi)
18 Kasım 2008, Salı   HALK İRADESİ KRİZİ ÇÖZER
16 Kasım 2008, Pazar   AVCILAR VE TAŞ OCAKLARI...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25. YIL VE BİR ANIMSATMA
14 Kasım 2008, Cuma   HÜKÜMET FENA YANACAK
13 Kasım 2008, Perşembe   MADALYONUN İKİ YÜZÜ
12 Kasım 2008, Çarşamba   İŞİN SIRRI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136







© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital