|
Kapıdaki sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle itirazı basmıştık.
Bizimkisi gibi güvenliğin ne olduğunu bilmeyenlere ayakkabı çıkartma teşebbüsünde bulunmak elbette bizim derdimiz olabilirdi sadece.
Fakat onların derdi de şuydu: Görüşmek ve mülakat yapmak için onlar bizi davet etmişti.
Yani kestirmeden belirtirsem onlar ev sahibi biz misafirdik.
Misafire de böylesi bir muamele yapılması uygun değildi doğrusu.
Karşımıza çıkan ilk yetkiliye sitemlerimizi iletmiştik ama tavandaki mertekleri sayar pozisyonunda dinlemiş ve "üzgünüm bizde kurallar böyle" demişti.
İşte o an doğu haklarına özgü bir tepki verip gerisin geriye çekip gitmeyi teklif etmiştim.
Bizim de ev sahibinden beklediğimiz nezaket kuralları vardı.
Arkadaşlar aşırı bir tepki olabileceğini söylemişlerdi. "Tavşan dağa küstü dağın haberi yok" türünden veciz cümlelerle hafif tertip dalga geçenler bile olmuştu.
Yalnız kalınca çoğunluğa uyum gösterip hafızamda yer eden o görüşmeyi gerçekleştirmiştik.
***
New York'un yüzlerce kat şeklinde yükselen gökdelenlerinden bir tanesiydi girdiğimiz bina.
Alt bölümü kare üstü dikdörtgen devasa bir yapı.
İlk önce bizi en üst kattaki cafeye çıkarmışlardı.
Bütün Manhattan ayaklarımızın altındaydı.
Burada Hollywood filmlerinden fırlamış gibi giyinen tipler bize brifing vermişlerdi.
Ne kadar büyük bir şirket olduklarını, nasıl çalıştıklarını, neler yaptıklarını anlatmışlardı.
Söylenenlerin toplamı "dünyayı biz yönetiyoruz" edasındaydı ama bu cümleyi hiç kullanmamışlardı.
Niye kullanmadıklarını merak etmiş ama çok beklememiştim öğrenmek için.
Brifingden sonra görüştüğümüz başkan yardımcısı büyük bir keyifle anlatacaktı bize.
Ne kadar yüz milyar dolara hükmettiklerini, şirketlerin kaderinde ne kadar büyük etkiye sahip olduklarını, piyasaları nasıl düzenlediklerini falan.
"Tanrının eli gibi bir şey" demiştim.
Adam yüzünde küstah bir tebessümle başını sallamıştı.
Bu şirketin adı Merrill Lynch'ti.
Bugünlerde yaşanan küresel krizde batanlar arasındadır.
Bank of America tarafından 50 milyon dolara satın alındı ve bünyesine dahil edildi.
Bize başka dünyadan gelmiş yaratıklar muamelesi yapan o yöneticilerin şimdi ne durumda olduklarını çok merak ediyorum.
Kimseye söylemedim ama itiraf edeyim ki içimden "oh olsun" dedim.
***
Dünya kapitalizminin kalesi Amerika Birleşik Devletleri büyük bir krizden geçiyor.
Devasa finans kurumları arka arkaya iflas bayrağı çekiyor.
Washington yönetiminin hazırladığı 700 milyar dolar büyüklüğündeki yardım paketleri bile oluşan paniği önlemeye yetersiz kalıyor.
Amerika ile birlikte Avrupa ve Asya da sallanıyor.
Borsalar dibe vuruyor, ulusal paralar sürekli değer kaybediyor.
Küresel kapitalizm tarihinde görmediği bir krizden geçiyor.
Ve ne yazıktır ki alternatifsiz olduğu için dünya halklarına acı çektiriyor.
Benimkisi sadece bir nostalji ama "gel de geçmişi arama" cümlesi de sık sık hafızamdan geçiyor şu sıralar...
|