|
"Türkiye veriyor siz yiyorsunuz; Tüyü bitmemiş yetimin hakkı zehir zıkkım olsun" sözünü en açık haliyle tekrar ederim. Bu sözü Türkiye'de de binlerce kez söyledim.
LAÜ ile ilgili olarak bu sözün asıl muhatabının Türkiyeden gelen haramzadeler olduğunu hem sözle hem birim fiyat analizleri ile kanıtladım.
Bu sözleri kendi üzerlerinden Kıbrıslı Türklere aktarmaya çalışan, ve bu büyük talanda
sadece komisyoncu düzeyinde olanların yaptıkları da belgelidir. Medyada korkmadan tartışmayı önerdiklerimizin bir bölümü de bu rezilliklerdir"
Lefke Avrupa Üniversitesi'nde (LAÜ) eylem sürüyor. Zaman gerginliği azaltmadı. Dün sabah Kanal T'de Levent Özadam'ın programına stüdyo konuğuydum. Söz gene gelip LAÜ'ye dayandı. LAÜ'den Hasan Samani ve Pof Dr. Semih Erylıldız, telefonla arayıp programa katıldı.
Eryıldız'la Lefke'de karşılaşıp ayaküstü azıcık gergin bir sohbet yapmıştık. Dün aradığından o kaldığımız yerden olmasa da oralardan başladı.
KIBRIS gazetesini ve Başaran Düzgün arkadaşımı eylemde olmanın duygusallığıyla eleştirdiğine inanıyorum.
"Gönder, görüşlerini köşemde yayımlayım" dedim.
Bana hitap eden mektubun yanında daha önce kaleme aldığı görüşlerini de iletti.
Köşemin kapasitesini dikkate alarak bana hitap eden mektubu aynen, öteki yazısının da bence öne çıkan bölümlerini sizlerle paylaşıyorum:
" Sayın Hastürer
Sayın Düzgün`ün benimle ilgili yazısı ile ilgili düşünce ve hislerimi mümkünse yayınlanması ricasıyla size de gönderdiğim yazıyı size tekrar yolluyorum.
Gerek habercilikle gerek grubunuzla ilgili söylediklerinize dayanarak, (Kanal T'deki sözlerinize teşekkür ederek) size LAÜ'de yaşanan son gelişmelerin bir özetini de doğrulanması halinde köşenizin dışında inanılmaz haber değeri taşıdığı inancıyla yolluyorum.
Benimle ilgili olarak Sayın Başbakanın bile kullandığı ilk ve en açık örneğini gazetenizde Sayın Düzgün'ün verdiği muhteşem tartışma için alttaki yazı da yetmez diye, aşağıda en içten görüşlerimi tekrarlıyorum.
"Türkiye veriyor siz yiyorsunuz; Tüyü bitmemiş yetimin hakkı zehir zıkkım olsun" sözünü en açık haliyle tekrar ederim. Bu sözü Türkiye'de de binlerce kez söyledim. İnanılması güç servetleri, makamları ve bakanlık koltuklarını reddetmek pahasına, haramzadelerden kaçmak düşüncesiyle de KKTC'ye, bu güzel yurdu daha temiz gördüğümüz için eğitim ve yerleşmek amacıyla geldik..
LAÜ ile ilgili olarak bu sözün asıl muhatabının Türkiye'den gelen haramzadeler olduğunu hem sözle hem birim fiyat analizleri ile kanıtladım.
Bu sözleri kendi üzerlerinden Kıbrıslı Türklere aktarmaya çalışan, ve bu büyük talanda
sadece komisyoncu düzeyinde olanların yaptıkları da belgelidir. Medyada korkmadan tartışmayı önerdiklerimizin bir bölümü de bu rezilliklerdir..
Bunları yapanlar 3-4 TC pasaportlu kişi ile topu topu 2 KKTC vatandaşıdır. Bu beş kişi dışında,
Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan tüm insanlardan tezgahlanmış çarpıtma nedeniyle duyabilecekleri en küçük bir hassasiyet için diz çökerek binlerce kez özür dilemeye hazırım.
Haramzadelerle hesabımız ise, her ortamda, son nefesimize kadar sürecektir
Saygılarımla."
* * *
Prof. Eryıldız'ın öteki bence önemli bazı bölümleri de şöyledir:
"... Bizler için etle tırnak, ve bir elmanın iki yarısından da yakın olan, Kıbrıslı ve Türkiyelileri birbirine kırdıran, bu vuruşmadan rant sağlayanlara da zehir zıkkım olsun, Kıbrıs'ın güzel insanlarının, alın terini hortumlayanlara, yetim hakkına, ister Türkiye, ister AB'den gelen kaynaklara, el uzatanlara, zıkkımlanmak için kule yapan despotlara helal çekenlere,
deriz ki elleri kırılsın, zehir zıkkım olsun.
Varsa bir nebze hakkımız, emeğimiz, kitabımız, projemiz bu topraklara gömülmüş hepsi Kıbrıslılara helali hoş olsun, Bu da bizim vedamız, şükranımız olsun.
.. Adataş, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın uyarılarını, CTP Merkez Yönetim Kurulu'nun "atılanları geri alın, sendika ile ciddi müzakereye başlayın" talimatına direniyor. Adataş, 7 Haziran günü atılanların açtığı davanın duruşmasına hakimin karar vereceği ve mahkemeye gelmemesi halinde tutuklu olarak getirileceği uyarısı üzerine zorla geldi.
... 12 Haziran Perşembe gününe kadar süre alan Adataş mahkemeye bile sorunları tırmandıracak bir kararla gideceğini 10 Haziran gecesi Güzelyurt ilçe merkezinde yaptığı ve Rektör yardımcısı Cellatoğlu'nu da çağırdığı mütevelli heyet ÖZEL toplantısında açıkladı. Bu açıklamanın ertesi günü yani 11 Haziran sabahı, hiçbir gerekçe gösterilmeden işten durdurulan 9 kişiye, yeniden ve gene hiçbir somut delile dayanmayan "soruşturma memuru" imzalı taciz yazıları tebliğ edildi.
Bu yazılara dayanarak, 12 Haziran 2008 sabahı yapılan duruşmada hakime "atılanların bir bölümüne yarım maaş verileceği" söylendi. Böylece bir gün önce yapılan tebligatların, oyalama, amacı ortaya çıktı,
... LAÜ'de hak mücadelesini sürdüren eğitim emekçilerini, hiçbir baskı ile yıldıramayacağını anlayan Adataş ve Cellatoğlu bu kez çalışanları bölmek ve EMEKÇİLERİ birbirine kırdırmak amacıyla şeytanın bile aklına gelmeyecek son bir planı uygulamaya başladı.
Üç ayı aşan sürede sendikaya kaydolan herkesi üniversiteyi kapatmak pahasına işten atacağını,
profesörlerin sendika üyesi olamayacağını binlerce kez yineleyen bu ikili, Rektör Yardımcısı Cellatoğlu'na "LAÜ AKADEMİK SEN" adlı FAŞİST SENDİKA KURDURMAK İÇİN YOĞUN GİRİŞİMLER yapıyor. Bu adla bir sendika kurulduğunu ve yönetimin baskısı nedeniyle ve kurucuların tamamı işten atıldığı için bitkisel yaşama girdiğini bile hatırlayamayacak bir bilinç kaybı yaşıyorlar.
... Cellatoğlu bu gün "sendika için imza topluyorum" diyerek aldığı imzaların ikincisini içeride zorla tuttukları hocalar adına hazırladığı "atılanlar geri alınırsa biz ayrılırız" anlamına gelecek bir bildiri hazırlığında kullandı."
Günün sözü:
Söz, yazıya döküldüğü oranda kalıcılaşır
|