|
Bir dokun trilyon ah dinle...
... Ve ülkemiz ekonomik yaşamında bu sıkıntılar yaşanırken devlete egemen olan anlayış ne? " ÖLEN ÖLÜR KALAN SAĞLAR BİZİMDİR."
Ölenin öleceğinden eminiz de kalan sağların "bizden" olup olmayacağına emin değiliz.
Bunun ne demek olduğunu anlasalar çok şey değişecek
Çok yaygın bilinen bir söz var... "BİR DOKUN BİN AH DİNLE."
Hiç kuşku yok "bir" ile "bin" sırf ahenk olsun diye kullanıldı.
Bizde artık ahenk mahenk bir yana, bir dokundunuz mu yüzü, bini, milyonu boş verin trilyon ah dinlersiniz.
* * *
Uzunca süredir refah düzeyinin yüksekliğinden, büyüme hızından, ulusal gelirden, fert başına düşen ulusal gelirden bahsetmiyor siyasiler...
Görünen köy kılavuz istemez.
Vaziyet inanılmaz derecede vahim bir hal almıştır.
Hiç bir sektörde yüzler gülmüyor.
Yüzlerden gülümseme bir yana ince bir tebessüm bile yok.
Aldanıp yatırım yapanın eli değil boynu taşın altında kaldı.
Kıbrıs Türkünün ilk yatırımcılarının çocukları, yani 1974 sonrası ganimet zengini olmayanları dinlediğiniz zaman en acınıklı Türk filmlerini gölgede bırakacak konularla yüz yüze gelirsiniz.
* * *
Kuzey Kıbrıs'ta sanayi var mı?
Bir zamanlar vardı.
Şimdi yok mu?
Vardır deyen ortaya çıksın da görelim.
Benim "vardır" dan anladığım sağlıklı, ürettiğini satan kendi ayakları üzerinde durup gelecek kaygısı olmayan sanayidir.
Sanayici üretir, ülke içindeki tüketim yanında ihraç da yapar. Hükümet ihraç için politik rehberlik yapar.
Gözü kapalı yatırımcılık olmaz.
Özellikle Türkiye'den gelen yatırımcıların aldıkları krediler kadar riskli durumlarda kaderleriyle baş başa kalmamaları da ayrı bir avantaj.
Bizim yatırımcılarımız aldanıp da yatırım yaptıysa dünyanın en risk altındaki yatırımcısıdır.
* * *
Dün öğleden sonra Dereboyu'ndan geçerken okul yıllarından arkadaşım Ahmet Çıraklı'nın işyerinde durdum.
Uzun zamandır görüşüp sohbet etme fırsatımız olmamıştı.
Şekerleme işi babadan mirastı.
Bir zamanlar şeker ve lokum üretirken daha sonra çok kaliteli çikolata ürettiler. Kardeşi Hasan'la girişimci bir ruha sahip oldukları için denizin ötesini de hedef aldılar pazarlamada...
1990'lı yılların ortalarından başlayarak yaşadıklarını anlattı.
Şok oldum.
Türkiye'ye tarım ve sanayi ürünlerimizi pazarlama konusunda ilk adımı attıktan sonra nasıl iyi gittiklerini aktardı.
Bize İzmir Fuar Alanı'nda yer verilirken, neredeyse tüm ürünlerimizi kar hesabı yapmadan alan TANSAŞ'a da Lefkoşa Fuar Alanında yer verilecekti.
Boyacı ailesinin tepkisi, dönemin Ticaret Odası'nın da onların yanında durmasıyla anlaşma hayat bulamamış.
TANSAŞ yetkilileri bunun üzerine ellerindeki tüm malları İzmir'de kurulan şirkete iade etmiş.
Orada altından zor kalkılacak bir mali yük omuzlarında kalmış.
* * *
Yinede uzlaşı sağlanıp Çıraklı, Ten-Ten ve KOOP-Süt ürünlerinin ihracı devam etmiş.
KOOP- Süt'ten bazı kişiler şaibeli bir anlaşmayla Mersin'den bir firmayı tek temsilci yapmak isteyince bir başka darba daha yemişler. Hellim konusunda anlattıkları başlı başına ayrı bir yazı konusu.
Kendi süt ürünleri için fabrika kurmak için yola çıkınca başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiş.
Teşvik istemediği için projelerine takoz konmuş...
O yıllarda süt sokağa dökülürken Ahmet Çıraklı'ya süt verilmedi.
Sonuçta büyük bir yatırım atıl kaldı. Atıl kalırken parasal sorumlulukları da sırtına yük oldu.
Derdini ne UBP'ye ne daha sonra CTP'ye anlatabildi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat derdini dinleyip, sorunlarının çözümü için mantıki yol haritasını hükümete yazılı olarak bildirdi.
Kimsenin umurunda olmadı.
Devletten milyarlarca TL KDV alacağına rağmen çok düşük borçları için mahkemeye verildi.
Bazıları sıfır riskle köşe dönerken Ahmet Çıraklı, gibiler tamamen sistemin kurbanı olarak atadan kalan sermayeyi de tüketim bankalara ve devlete rehine oluyor.
... Ve ülkemiz ekonomik yaşamında bu sıkıntılar yaşanırken devlete egemen olan anlayış ne? " ÖLEN ÖLÜR KALAN SAĞLAR BİZİMDİR."
Ölenin öleceğinden eminiz de kalan sağların "bizden" olup olmayacağına emin değiliz.
Bunun ne demek olduğunu anlasalar çok şey değişecek.
Günün sözü:
Sahipsiz ekonomi, vatanın sahipsizliğinin aynasıdır
|