Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Durumumuz çok vahim...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Ekim 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu hüzün çemberinden kurtulmak için ne olur yetkilileri göreve çağırın, ilgili merciler birşeyler yapsınlar, bazı şeyleri düzeltsinler ki bizler de uzun zamandır kaybettiğimiz yaşama sevincimize kavuşalım. Aksi halde gerçek olan şudur ki, çok kısa bir zaman sonra Kıbrıs Türk toplumu olarak gerek ruhsal gerekse bedensel olarak son derece hasta bir toplum konumunda olacağız. Durumumuz çok vahim

 

  Toplumsal ruh sağlığımızın bozuk ya da bozulma tehdidi altında olduğunu yazdım dün. Çok sayıda okuyucu tepkisi aldım. Yansıyan tepkilerin tümü de, "Yazdıklarında yüzde yüz haklısın" diyordu öz olarak.

  Mutluluk, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmezdir.

  Anımsayalım, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Marazi bir toplum olduk" dediği zaman farklı yaklaşımlarla ele almıştık "Marazi" tanımlamasını.

  Ancak sanırım kimse toplumun mutluluktan uçarken Cumhurbaşkanı'nın karamsar bir tablo çizdiğini söylemedi.

  Mutlu olmayan, ruhu kararmış insanların verimli, başarılı olması olası değil.

  Deveye, "Boynun neden eğri?" diye sormuşlar. O da, "Nerem doğru ki?" diye soruya soruyla yanıt vermiş.

  Bizim toplum yapımızda da her yanımız yamuk yumuk olsa da öncelikli tamir edilmesi gereken yanımız toplumsal ruh sağlığımızdaki bozukluktur.

  Yazımın başlığı dün bana yansıtılan okuyucu mektubundan alıntı.

  Yorum eklemesi yapmadan Mağusa'dan ismini G.A olarak yazan okur mektubunu sizlere aktarıyorum:

  " Sayın Hastürer,

  Kıbrıs gazetesindeki köşenizde yazdığınız yazılarınızı her gün büyük bir takdirle okuyorum. Temas ettiğiniz konular o kadar yakın ki hepimize, okuyup da sizi takdir etmemek mümkün değil. Özellikle bugün (dün) "Sevinemiyoruz bile" başlığı altında yazdığınız yazınızda gerçekten toplum olarak yaşadığımız çok esef verici bir olguyu gözler önüne serdiniz. Aşağıda okuyacağınız yazımdan da anlayacağınız gibi maalesef durumumuz sizin de yazdığınız gibi hiç de iç açıcı değildir. Gerçekten "Sevinemiyoruz bile".

  Ben Gazimağusa'da ikamet eden ve çalışan bir bayanım. İşlerimden arta kalan zamanlarda fırsat buldukça gerek komşularım gerekse başka arkadaşlarımla buluşup kahve içmek benim içim büyük bir keyiftir.

  Ancak konuştuğumuz konular o kadar hüzün verici, o kadar umutsuz ve o kadar moral bozucu ki 'keyif bunun neresinde?' diye kendi kendime sorarım çoğu kez. Geçen gün her zaman olduğu gibi çok sevdiğim bir komşumun evine gittim. Kendisi avluda süpürüyordu. 'Merhaba, ne yapıyorsun?' dedim. 'Ben artık bu evi istemem' yanıtı ile karşılaştım. 'Niye?' dedim, 'hiç bilmiyorum' dedi. 'Ne iş yapmak isterim, ne yemek yapmak içimden gelir, ne de herhangi başka birşey.'

  Önce şunu belirteyim bahsettiğim komşumun kocası serbest meslek sahibi, işleri çok düşük olan bir kişi. İki evladı var, birisi kız diğeri erkek. Kızı 3 yıldır eşinden boşanmış, 10 yaşında bir çocuğu var, evli olan oğlu da eşi ile anlaşamadığı için ayrı bir ev tuttu, yalnız kalıyor ve bugün yarın boşanmak için o da mahkemeye başvuracak. Onun da 8 yaşında bir çocuğu var.

  Oturup kahvelerimizi yudumlamaya başladığımızda bana şu soruyu yöneltti. 'Sen bana söyle ben neye sevineyim, kızıma mı, oğluma mı, arada ezilen torunlarıma mı yoksa çektiğim sair maddi ve manevi sıkıntılara mı?"... ve daha bildiğim ve her zaman dinlediğim bir sürü sorunlar sıraladı.

  Az sonra başka komşular da geldiler. Konuşulan konuları hiç mübalaasız şöyle sıralayabilirim: İyileşmeyen kötü hastalıklar, ölümler, parasızlık, boşanan eşler, eşlerin birbirlerini aldatmaları, bir türlü çözüm bulunamayan Kıbrıs meselesi, gelecek endişesi v.s. Günün sonunda bu toplantılarda o kadar içimiz kararır ki ne kahve içtiğimizi anlarız ne de sohbet etmekten bir tat alırız.

  Ruhen o kadar çok çökmüşüz ki gün olur elimizi kıpırdatmak istemeyiz.

  Ne çocuklarımızla ilgilenecek enerji ne de eşlerimize gösterecek ilgimiz kaldı.

  Toplum olarak neden böyle olduk? Niye mutsuz ve umutsuzuz? Neden gencecik evlatlarımız eşlerinden boşanmak için her gün mahkemeleri aşındırıyorlar ve ailelerine tarifi imkansız üzüntü ve olumsuzluklar yaşatıyorlar?

  Tüm bunları yaşamanın bedeli de doğal olarak ya dermansız bir hastalığa yakalanmak, ya ruhsal bozukluğa uğramak ya depresyona girmek veya zamansız ölmektir.

  Bu hüzün çemberinden kurtulmak için ne olur yetkilileri göreve çağırın, ilgili merciler birşeyler yapsınlar, bazı şeyleri düzeltsinler ki bizler de uzun zamandır kaybettiğimiz yaşama sevincimize kavuşalım. Aksi halde gerçek olan şudur ki, çok kısa bir zaman sonra Kıbrıs Türk toplumu olarak gerek ruhsal gerekse bedensel olarak son derece hasta bir toplum konumunda olacağız. Durumumuz çok vahim.

  Yazılarınızla bizleri aydınlattığınız için teşekkürler.

  Saygılarımla,

  G.A. /Gazimağusa."

 

  Günün sözü:

 

  Her şey gizlenir, can sıkıntısı gizlenemez

   639 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?
23 Kasım 2008, Pazar   Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye sormuştu...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...


Yorum Sayısı:   1
  Anıl Kaya         - Magusa 09 Ekim 2008, Perşembe 12:43 
Sevgili Hastürer Sahra Çölünde bir fırtınada savrulan kum zerrecikleri gibiyiz..

Allah Hakkımıza Hayır Eylesin..
Artık Herkesin elini taşın altına koyması kaçınılmaz..

AYH miz her geçen gün yeni katılımlarla büyüyor 1 aya kadar Lefkoşada ve Girnede Yönetim kurulları oluşturuluyor..
İnsanlar bizlere ulaşıp gelmek istiyor...bunca yıllık siyasal partiler yaşamında hiç göremediğimiz yaklaşımlar sergileniyor..
Ve bir süre sonra sizleri yeniden davet edeceğiz o zaman biraz da neler yapılabilir üzerinde konuşabiliriz..

Selamlar

Anıl Kaya


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136







© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital