|
Mübeccel Hanım da durduramadı zamanı...
O yıllardan çok sonra yaşayacağı dram, benim yüreğimi burkacaktı...
Ancak, herşeye karşın onu affetmeyecektim...
Yargısız infazı ilk kez yaşadığım için onu buraya aldım...
Adının manasına baktım yıllar sonra...
Yılların arkasına dalan bir sorgu yargıcı sıfatıyla...
Zaten görevim de buydu...
Zamanla dalga geçmek..
***
Adının derin manası vardı...
"Yüceltilmiş, saygı gösterilmiş, yüce, ulu"...
Ve de kadın adı...
"Kadının adı yok" diyenler çoğunlukta ya şimdi...
Her fikre saygım var, ancak yargısız infaza hayır...
***
Boyumu aşsa da, o bence suçluydu...
Göstermelik bir mahkemede taraflı bir savcı, yargıç ve infaz memuruydu...
Şahitleri ise yalancıydı...
Ve ben sekiz yaşında bir çocuktum...
Bu yüzden kalbim hep çocuklardan yana oldu, bazen haksız olsalar bile...(!)
***
Babam bana , "Sen doğru ol, eğri cezasını her zaman bulur" derdi...
Bu ceza yıllar geçse de yerini bulacaktı...
***
Manevi bir dünyanın adamıyım ben...
Yalan, sahtekarlık, satma satılma benim kitabımda yoktur...
Olmayacaktır da...
Bu, bana yeter...
***
Yılların içinde çok acılar yaşadık...
Havva Nenem; "Ayaklar baş oldu, başlar ayak" dediği yılları da yaşayacaktık...
Değişen birşey oldu mu?...
Bana göre bu cephede fazla değişim yok...
"Ya sabır" diyerek günü yaşayacaksınız...
***
İlkokul ikiyi, sekiz cetvel yarasıyla atlattık...
Üçüncü sınıfta Ürkiye Mine Balman'dı hocamız...
Şair, ancak şiiri öfkeye yenik düşüren bir kimlik...
Müdür ise Salih Oktay Bey...
Deynek, nar dalı, nar gibi kırmızı...
Suçlusun veya değilsin...
"Eğil köpek" emirlerini çok sık duyacağımız bir zaman...
Neredeyse Nazi Kampı...
Not: Bu yazı serisini politik bulmayanlar okumasın, çünkü bu yıllarda çirkin politikalar vardı... Bu bir noktada bizim neslin hikayesidir aslında... Meraklısı bana yeter... Adım hâlâ Mustafa Mehmet Ali'dir çünkü...
|