|
Bir akşam vakti, geldik köy meydanına...
Olağanüstü bir hal vardı...
Sonradan, bölgenin sayılı teşkilatçılarından biri olduğunu öğreneceğimiz adamın yüzünden kan akıyordu...
O, sessizdi...
Yüzünden akan kan, mavi cizgili beyaz gömleğine doğru akıyordu...
Sonraki yıllarda, yakın adamı olduğunu bileceğimiz kişi ise; feryat ediyordu; "Beni çağırırlar bırakın beni"...
Fail ortada yoktu...
Kim yaptı sorusuna aldığım cevap ilginçti...
"Melyo"...
Yani, benim Ahmet Amcam...
Cesaretin simgesi olan, ancak sonunda alçaklara yenilecek adam...
***
"Back Raund" yaparak devam edelim...
Ünlü Rus yazar Turgenyev'i de zaten bundan dolayı sevdim...
Babalar ve Oğullar ve Duman'dan...
Anne ve babanın üstüne titredikleri nihilist oğulları Bazarov'un kabri başındaki hüznünü anlatışındaki incelik ve Duman'daki İrina Pavlovna'yı anlatışından ve o geri dönüşlerinden dolayı, muhteşem edebiyat şaheserleridir bence...
***
Atları seven adam handikaplara da alışkın olur...
O geceki dayak olayından sonra Melyo sınırı aşmıştı...
Ancak, öyle tuzağa gelecek adam değildi...
Çünkü yürekliydi...
Onun hikayesini yaşadım...
Benimle çok yakındı...
Kertikli kuruşların hükmünün geçtiği dönemde parlayan İngiliz şilini insanı daha güçlü yapardı...
Ondan aldığım çifte şilini, o çocukluk heyecanı ile havaya atardım...
Düşerken avucuma düşerdi de ondan...
***
Bir fakirin ihtiyacı varsa, o yanındaydı...
Yalın ayak gezer, ancak cebindeki son kuruşu onlara verirdi...
O yıllarda Melyo olmak, onun gibi yaşamak mümkün değildi...
Ve, o bunu becerdi...
Kimse ona zarar veremedi...
Çünkü o meydan dayağı hepsini korkutmuştu...
***
Ancak, 25 Aralık 1963 tarihinden sonra herşey değişecekti...
Koskoca bir köy teslim edilecekti...
Çözülen bir tesbihin taneleri gibi dağılacaktı umutlar...
İşte, kırmızı çizgili yıllar o zaman hayatımıza girecek, hakim olacak ve taviz vermeden yürüyecekti...
Ve yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın teminatı olacaktı...
|