|
Eskiden uyanmamak için yastığa başımı koyardım, şimdilerde ise uyumamak için...
Benim ruh halimi bu kadar derinden etkileyen, hiç kuşku yok ki, geçmişte yaşadığım olayların önemli bir rolü olacaktı...
Çocukluğunu, gençliğini ve orta yaşlılığını gönül rahatlığı içinde yaşayamamanın verdiği sıkıntıydı bu ve bizim nesli hep etkileyecekti...
Oyunun esas kahramanlarının gölgede kalmasının sıkıntısıdır da aslında galiba yaşanan...
***
Uzatmayalım ve o günlere dönelim...
Kilerlerinde hiç bilemediniz üç günlük, bazılarının on günlük yiyecekleri olan insanlar, aç ve açıkta kalacaktı...
Yabancı ajans muhabirlerinin ilgisini ise, soğuktan titreyen yavru çocuklar çekecekti...
Tıpkı sonradan yaşanan savaşlarda ve doğal afetlerde olduğu gibi...
Bir şah ile fakirin aynı koşullarda yaşaması ve ölmesi mümkün değildi...
Ama, gelin görün ki, şahçıklar ve kendilerini şahçık zannedenler bu düzenin meyvesini yiyeceklerdi...
Bugün yüzlerindeki maskenin beyazlanması da bundan kaynaklanacaktı...
***
Dünya yeni bir yıla giriyordu, biz izleyemedik...
Ellili yılların sonunda buradan gidenlerin Radyo ve TV kanallarında izlediklerini biz göremedik...
Sonradan gelen yerli turistlerin anlatımıyla yetinip durduk hep...
***
Yağlı mavzer pas tutmazmış derler...
Haftanın iki günü mavzeri yağlamak asli görevim arasında olacaktı...
Yirmi dört saat görev, yirmi dört saat istirahatın, yani vardiya usulü çalışmaya o zaman başlayacaktık...
Başımıza taç yapacağımız çiçekler, sonradan yaşayacağımız baharlar bizden uzak duracak, ya bir cehennem sıcağı, ya da dondurucu soğuklar, ince giysilerimizden haince koynumuza dolacak ve bizi ya terletecek, ya üşütecekti...
***
Biz doğru yoldaydık...
Ancak, içimizdeki burukluk, bir panayır yerinde anasını kaybeden bir çocuğun yaşadığı hüzünle aynı gibi aynı hüznü paylaşacaktı...
Şimdilerde olduğu gibi, hesap sorma şansımızın olmadığı bir dönemdi de o dönem...
|