DENKTAŞ SOYADI KÖTÜ MÜ?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Mayıs 2004, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Baba Denktaş, oğlu Serdar Denktaş için "Soyadı Denktaş olmasaydı, bugün baş tacı yapılabilirdi" dedi.

Ne demek şimdi bu?

Yani "Denktaş soyadı" kötü bir imaj mı bıraktı?

"Denktaş soyadı" halk tarafından sevilmiyor mu?

Baba Denktaş'ın günahları çok mu ki oğul Denktaş cezasını çekiyor?

Baba Denktaş'a sorsanız bunların hiçbiri değil aslında, kendince, oğul Denktaş'ı "Cumhurbaşkanı adayı" olarak sunarken kelime oyunu yaptı.

Halbuki söylediğinin tam tersi, Serdar Bey, "Denktaş" soyadını taşımasa buralara kadar gelebilir miydi?

Hiç sanmıyorum!!

Politikacı değil, ya rallici, ya da müzisyen olurdu...

*************************************************************************************

AYNI FİLM: "DENKTAŞ ADAY OLMAYACAKMIŞ!"

Denktaş, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayacağını açıkladı!

Bu haber tüm gazetelerin ön sayfalarında yer buldu, hatta Türkiye gazetelerinde de...

Ama en güzel başlığı Ortam gazetesi attı.

"Denktaş adaylığını açıkladı" dedi Ortam gazetesi...

Çok doğruydu, bundan önce de birkaç kez aday olmayacağını söyleyip, tekrar sahnedeki yerini almıştı Denktaş Bey!

Her "aday olmayacağım" dediğinde ardından mutlaka adaylığı geliverdi.

Zaten, "Halk yalvarır, 'aman aday ol' derse düşünürüm" diyerek de açık kapı bıraktı.

Hiç merak etmeyin, yine aday olacak.

Bu demeci aslında bir nabız yoklamadır.

Seçime daha bir yıl var ama şöyle bir bakmak istedi bakalım halk ne düşünüyor diye.

"Aman aday ol" diye yalvaracak olanlar da hazır zaten, her elini oynattığında harekete geçen malum çevreler saraya gidecek, "gitme", "yapma", "Denktaş'sız imkansız" diyecek ve Denktaş, "Bakın işte halkım yalvarıyor, istiyor" diyerek yine adaylığını ilan edecek.

Şakşakçı takımını "halk" diye lanse edecek bizlere.

Bu filmi o kadar çok gördük ki...

Zaten Denktaş'ın hayatı, verdiği sözleri tutmamakla, söylediğini inkar etmekle, çelişkilerle geçti.

Zamanında görüşme masasına oturmayacağını "Gönyeli'ye dahi gitmem" sözleriyle ilan etmiş, ama kalkmış görüşmelere gitmişti, "aday olmayacağım, artık sondur" dedi, defalarca aday oldu, "referandumdan 'evet' çıkarsa istifa ederim" dedi bundan da caydı.

Örnekleri çoğaltabiliriz.

Geçtiğimiz günlerde TAK'a verdiği özel demeçte, referandumda yüzde 65 "evet" çıkmasından dolayı halka ve "evet"ten yana tavır alan AKP Hükümeti'ne olan öfkesini gizleyemedi.

Halka kırılmış, içlenmiş...

Denktaş, olası bir görüşmede, "Annan Planı'yla gelinen son noktanın korunmasını, özellikle de eşitlik, iki halk, garantiler gibi kazanımların tekrar tartışmaya açılmamasını" istedi.

Denktaş aslında bunu söylemekle Annan Planı'nın Kıbrıslı Türklerin lehine kazanımlar içerdiğini de kabul etmiş oluyor.

Madem öyle, "evet" diyen halkına ne diye kızıyor?

Üstelik "evet" çıkması halinde ambargoların kaldırılması yönünde girişim yapacağını söyleyen Türkiye Başbakanı Erdoğan'a "sözünü tut" diyor.

Tamam da "hayır" kampanyası yürütmüş birisi olarak ne hakla böyle bir istemde bulunabiliyor?

Neyse, biz yine "aday olmayacağım" meselesine dönecek olursak, Sayın Denktaş'a biz diyoruz ki, çok isabetli bir karar verdiniz, zaten çoktan istifa etmeniz gerekirdi.

Merak etmeyin, gerçek halktan birisinin size yalvarıp yakaracağı yoktur, birkaç tane şakşakçıyı da bize "yalvardılar, aman aday ol" dediler diye sunmayın sakın.

Hem genel seçimde, hem de referandumda ağır bir yenilgiye uğradınız, istifa etmediniz, hiç olmazsa aday olmayın.

Çünkü desteklediklerinizin kaybetmesinden daha fazla koyacaktır size, bizzat kendinizin seçim kaybetmeniz!

*************************************************************************************

DENKTAŞ, MUHTAR VE AZALARLA İDARE EDİYOR

Denktaş'ın, Talat ile ilgili demeçlerine dikkat ettiniz mi?

Denktaş, "Talat'ın ABD, AB ve BM tarafından üst düzeyde kabul görmesine" fena halde bozuluyor.

Belli etmemeye çalışıyor ama Denktaş'ı azacık tanıyan herkes, onun kıskançlıktan çatır çatır çatladığını anlamakta zorlanmıyor.

Denktaş, "Talat'ın sırtının okşanması beni gölgede bırakmak içindir" diye serzenişte bulunuyor!

Talat, Powell, Verheugen ve Annan ile görüşürken ve yeni temaslara hazırlanırken, Denktaş da boş durmuyor tabii, o da muhtarları, azaları, destebanları kabul ediyor, kermeslere, öğrencilerin yıl sonu partilerine gidiyor...

Denktaş, dün de Güvercinlik muhtarı ve azalarını kabul etti.

İyi de etti.

Eh, uluslararası alandan artık rağbet görmediğine göre, seçime kadar böyle idare edecek.

Diğer köy muhtarları, azaları ve destebanlarına çağrı yapıyorum, hadi sıraya girin, sarayın yolunu tutun, Sayın Cumhurbaşkanı'nı boşta bırakmayın, ona yalnızlık yaşatmayın...

Elin ecnebileri onu artık istemiyor da Talat Bey'i kabul ediyorlar ya, işte onların inadına sarayı doldurup doldurup boşaltın...

Denktaş Bey size bol bol hayırdua koyar, sayenizde bol bol da demeç verir...

*************************************************************************************

UBP SERMAYEYİ KEDİYE Mİ YÜKLEDİ?

UBP, muhalefete düştükten sonra, bildiğiniz gibi üç ay süreyle, yayın organı Birlik gazetesinin çalışanlarını ödemedi ve sonunda Birlik gazetesi kapandı.

Ancak UBP'nin maddi sorunları ne yazık ki Birlik gazetesi ile sınırlı değilmiş.

İskele bölgesinden bir grup esnaf geldi cuma günü gazetemize.

UBP seçim dönemi alışveriş yaptığı birçok esnafa halen borçluymuş.

Benzinciler, restoranlar aylardır paralarını alamıyor.

Daha da kötüsü, UBP'nin çekleri karşılıksız çıkmış!

Esnaf feryat ediyor, toplanıp haklarını arayacaklarmış.

Vay koca UBP, ne hallere düştün sen?

En uzun süre iktidarda kalan partinin haline bakın siz!

"En büyük parti" derken ağzınız dolu dolu oluyor da bu büyük partinin kıyıda köşede hiç mi parası yok?

Tabii, yıllarca para kazanmak için çaba harcamadılar, ne harcamaları varsa devlet kasasından ödediler.

Türkiye'den alıp memura maaş dağıttıkları, yandaşlarına peşkeş çektikleri gibi!

Türkiye'nin paraları, Türkiye'nin projeleri ile caka sattılar, taş taş üstüne koymadılar, dahası, ülkeyi yaşanmaz hale getirdiler.

O büyük UBP'ye bakın siz, gazetesini kapatmış, bakkalı, çakkalı, benzinciyi, restoranı ödeyecek parası yok, karşılıksız çekleri elden ele dolaşıyor!

Hükümette olsalar, paraları aktaracaklardı buralara!

Ama maalesef muhalefetteler...

Ah UBP, vah UBP...

İşte görün, bu UBP bu ülkeyi yıllarca nasıl yönetti, görün de yine talip olduklarında cevabını verin!

**************************************************************************************

OKURDAN

Gönyeli'deki bomba yüklü astsubay aracı...

POLİSİN AÇIKLAMASI İNANDIRICI DEĞİL

15 Yılda meydana gelen 43 bombalama olayının hiçbirinin faillerini ortaya çıkaramayan Polis Genel

Müdürlüğü, İçişleri Bakanı Özkan Murat'ın "Gönyeli'deki bomba yüklü araç Barış Kuvvetleri'nden

patlayıcı uzmanı bir astsubaya ait" açıklamasından tam 5 saat sonra, hiç de inandırıcı olmayan bir açıklama

yaptı. Tuhaflık, polis açıklamasının başlığından başlıyor: "Terk edilmiş araç hakkında..."

Başlığa bak... Bomba ve bilimum patlayıcılarla dolu araç, "terk edilmiş araç" oldu... Doğru başlık,

"Bomba bulunan araç hakkında" olmalıydı. Söz konusu astsubay, patlamayan mermileri imha

ediyormuş. Mermi denilen herhalde tabanca ve tüfek mermisi değildir; tank-top mermisidir ki;

bunlar bombadır. Yani "patlamamış bomba tahrip uzmanı" tanımlaması, sanırım daha doğru olurdu.

Astsubayın aracı görev dönüşü bozulmuş da kenara çekmiş... Vay, vay, vay... Türk ordusunda

ne zamandan beridir askeri malzemeler sivil özel araçlarla taşınıyor ve araç bozulunca

yol kenarına öylece bırakılıyor? Askeri birlikten bir mermi çıkaranı askeri mahkemeye verirler yahu;

yok bomba çıkaracak ve yol kenarına terk edecek... Açıklamada bu astsubayın isminin baş harfleri

verilmedi. Bu da tuhaf; niye verilmedi?

İlgili şahıs gözetim altına alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmış. Gözetim altına alıp soruşturma

başlatan makam herhalde polis değildir. Polisin bu olaydaki yetkisi, ne acıdır ki; sadece böyle

inandırıcı olmayan bir basın açıklaması yapmakla sınırlıdır.

Bu durum kime ne kazandırır ve halkın moralini nasıl etkiler? Bunu hesaba katan var mı?

Söz konusu astsubay Barış Kuvvetleri'nin personeli olduğuna göre, Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın

"Olay budur ve ilgili kişi aleyhinde yasal işlem başlatıldı. Konuyla ilgili gelişmeler hakkında kamuoyu

aydınlatılacak" şeklinde açıklama yapması gerekmez mi? Toplum bunu alkışlamaz mı; alkışlar tabi ki...

Ama sessizlik veya inandırıcı olmayan açıklamalar, sadece dedikoduları ve şüpheleri kızıştırır, güveni

sarsar...

15 yılda 43 bombalamanın hiçbirinin faillerinin bulunmamasını kabul edecek mantık,

herhalde oldukça zor bulunur. Polisimizin "Terk edilmiş araç hakkında" başlıklı açıklamasını da...

Merak ediyorum; bu olay ABD'de olsa, o astsubayın, President Bush'un ve diğer yetkililerin

başına neler gelirdi?

ALİ'nin Radikal Abisi

*************************************************************************************

   6142 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?