|
**********
İzolasyonların kaldırılmasıymış, limanların açılmasıymış, sınırlı ticaretmiş, boş bunlar boş... Bize çözüm lazım çözüm... Polis soruşturma açarken başbakana bilgi verme nezaketi göstermiyorsa bunun anlamı çok açıktır:
STATÜKO, “BEN BURADAYIM” DEDİ
25 Mart 2003’te Doğancı’da yapılan “sembolik referandum” ve polis müdahalesiyle ilgili yayınlardan dolayı gazeteciler aleyhine açılan davalar ileriye götürülüyor...
Askeri Mahkeme’de yargılanmaları istenen KIBRIS ve Ortam gazetesinin yöneticileri aleyhine açılan davalara yenileri eklendi.
Fehim Nevzat, Süleyman Ergüçlü, Başaran Düzgün, Hasan Hastürer, Mehmet Davulcu ve Hasan Kahvecioğlu’nun hapsi isteniyor.
11 yıldan başlayıp, 88 yıla kadar varan hapislikler...
Adam öldürenlerin bile birkaç yılla yırttığı bir “hukuki düzenek” içerisinde gazetecilere neredeyse bir ömür sürecek hapislik reva görülüyor...
Ne büyük suçtur ki yazdıkları nedeniyle gazetecilerin askeri mahkemede yargılanmalarına karar veriliyor.
Neden askeri mahkeme?
Asker değil ki bu insanlar!
Askeri sırları ele geçirip de düşmana mı sızdırdılar?
Gazeteciler, yalnızca, binlerce insanın bulunduğu bir ortamda geçen olayları, yine binlerce insanın okuduğu gazetelerinde yansıttılar.
Ve bombacılar- katiller aramızda dolaşırken, gazetecilerin yazı yazması büyük bir suç oluverdi.
Bu olay da gösteriyor ki Kuzey Kıbrıs, “sözde” sivildir.
Bu operasyon, içinden geçilen hassas dönemde, “ülkede sivil yönetim olmadığını”, “statükonun ayakta olduğunu” kanıtlama amaçlıdır.
Polisin soruşturmalarla ilgili hükümete bilgi vermemesi, ne biçim bir oyun oynandığını açıkça ortaya koyuyor.
Bu operasyon açıkça “hükümeti küçük düşürmeye”, “yetkisiz yetkili” olduğunu kanıtlamaya yöneliktir.
Saraydaki Denktaş Bey, şimdi kıs kıs gülmektedir.
ABD onu değil de Talat’ı lider kabul etmektedir ama o arkasını dayadığı daha derin güçlerin sayesinde buralarda halen “patron” olduğunu kanıtlamıştır.
Adımı bildiğim gibi eminim ki bu soruşturmaların ardında Denktaş vardır.
Gerçek liderin kim olduğunu kanıtlama sevdasına düşmüştür.
Dıştan itibar görmeye başlayan ve yakında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başkanı ile görüşmeye hazırlanan Başbakan Talat’ın fiyakasını bozmak ve kendisi ile ters düşen AKP hükümetinden iyi bir intikam almak istedi Sayın Denktaş!
Statükonun varlığını ispatlama çabası...
İşte tam da bunlar için çözüm istiyorduk Kıbrıs’ta...
Bu köşede defalarca yazdım; ülkeye bir çözüm gelmeden, birleşik bir Kıbrıs’a ulaşmadan statükodan kurtulamayız.
İzolasyonların kaldırılmasıymış, limanların açılmasıymış, sınırlı ticaretmiş...
Boş verin hepsini, vallahi de billahi de boş verin!
Başımızda statükonun kılıcı durdukça iyi gün göremeyiz.
Asker kağıt üzerinde Başbakanlık’a bağlı ama yaptığı hiçbir olaydan dolayı başbakan askere hesap soramıyor.
Aynen gazetecilere açılan davalarda olduğu gibi.
Bu ülkede çözüm olmazsa bir gün asker karışacak, bir gün elçilik, hükümet edenler yıpranacak, küçük düşecek...
Bir bakmışsınız eller uzanacak, hükümeti bozacak, statükonun gerçek aktörleri yönetime getirilecek.
Halkta büyük bir hayal kırıklığı var.
Belki “çok erken” diyeceksiniz ama ne yazık ki şu ana kadar halkımız, hem genel seçimde hem de referandumda ortaya konulan iradenin karşılığını göremiyor.
Cinayetler aydınlatılamıyor, bombaların failleri bulunamıyor, birçok deliliyle birlikte bulunan bomba yüklü arabanın akıbetiyle ilgili tek kelime yok, bir de bunların üzerine, hükümetin bilgisi dışında asker, gazetecilere dava açıyor, soruşturma açan polis başbakana bilgi verme nezaketi dahi göstermiyor.
Talat’ın bir ayı aşkın süredir yürüttüğü olumlu dış temaslar, statükonun bir el hareketiyle sabote edildi.
Daha ne olsun?
Dıştan gelen cicili bicili övgülü sözler yaşadığımız gerçekleri değiştiremiyor ki.
Tüm gücümüzle çözüme endekslenmeliyiz, kurtuluşumuz çözümdedir, Rumları da çözüm için ikna etmeliyiz, aksi takdirde hayal kırıklıklarımızın ardı arkası kesilmeyecektir.
*************
“NE KAPABİLİRİM?” KAVGASI MI?
Hükümet tartışmaları sürüyor...
Bir taraftan hükümet kurulmaya çalışılıyor, diğer taraftan birbirine suçlamalar sürüyor.
O parti öbür partiyi istemiyor, öbür parti bir diğerini...
O şu bakanlığı istiyor, diğeri “o bakanlığı vermem” diyor.
Bir diğeri şu partinin olmadığı hükümette yer almayacağını söylüyor.
Ötekisi “bizi istemiyorlar” diye feryat ediyor...
Bu tartışmalar “iyi niyetli” yapılıyorsa, en iyisi bulunmaya çalışılıyorsa diyecek bir şeyimiz yok ama dışa yansıyan tablo, “ne kapabilirim?” kavgasına benziyor.
Makam kavgası yapılıyor intibası yaratıldı.
Zaten morali bozuk olan halkı üzmeye hakkınız yok, lütfen “kişisellikten” kurtulun...
***************
Ayşen DAĞLI’dan siyasi tekerleme
DAVAnızla DAVAmız
1.
DAVA DAVA diyerek
Dilinizde tüy bitti
DAVAnızla DAVAmız
Uyuşamadı gitti
A vadan DA VAdan
Dağıldı gitti insan
Toprağından koptu da
Kopmadı DAVAsından
A DAVAcı DAVAcı
Nerde bunun ilacı
İnsanı ezenlerden
Kim olacak DAVAcı
Toprağımda korkusuz
Yaşamaktır emelim
Düşüncemle kaygısız
Varolmaktır ereğim
DAVAcıyım DAVAcı
Beni ‘3 maymun’ sanandan
Sesimi soluğumu
Düşüncemi kesenden
Yüzüm ak alnım açık
Gel beni de al götür
Bu köhne zihniyetle
Vur zincire yan yatır
İnsan doğmak değildir
İnsan kalmaktır DAVA
Sıçan olmak değildir
Seçen olmaktır DAVA
Yılmam yıkılmam yine
Ezgilerimi söylerim
Bu topraklarda özgür
DAVAmı savunurum
Seçtim insan olmayı
Değiştirmem yolumu
Gerekirse öderim
Her türlü bedelini...
2.
Aç oraştan bize de
Bir ufacık DAVAcık
Bir uçanla bir kaçan
Kurtulur bu DAVAdan
Uçan mısın kaçan mı
Bu DAVAdan yatan mı
Ne uçanım ne kaçan
Ne sürünen ne yatan
İki ayak üstünde
Dikilirim ben insan
DAVAcının DAVAsı
Eser keskin havası
Esse kesse kaç para
DAVAlının kesesi
Kesseler kesseler
Nerde bizim köseler
3 maymunu oynasan
Yine seni asarlar
Assarlar kesserler
Kıssadan uzun hisseler
Acı vacı DAVAcı
Nedir bunun ilacı
A derler b demezler
Bu DAVAyı yemezler
Der misin demez misin
Bir DAVA bir bir daha
Yer misin yemez misin
Yerim yerrimo galsın
Yemeyip n’apacam
DAVAcı yamulurken
Ben dikili kalacam
Di kili di kili
Dikili daşın vekili
Aç oraştan bize de
Bir DAVAcık sökülü
Sökülü DAVAcığı
N’apayım n’apayım
Sökülü bir avugatcık
Bulayım oynadayım...
Sö külü sö külü
Mangalda kül dökülü...
Yüreğimizin kandili
Gece gündüz yakılı...
****************
|