|
Bir zamanlar, Yenidüzen gazetesinin haciz edilmesine karşı göğsünü siper eden CTP’liler bunu hep gururla anmış, anlatmıştır. Dayanışma, birliktelik denecekse “Yenidüzen’i kapattırmama” buna en büyük örnekti CTP’liler için. O dönemlerde Eski Cumhurbaşkanı Denktaş’ın gazeteyi ve matbaayı haciz ettirerek susturma girişimine karşı çıkanların, bugün başka bir gazete için kapattırma girişiminde bulunması ne acı! Yenidüzen, kısa bir süre önce söz konusu olayı eski fotoğraflarla anımsatmıştı. O nostaljik fotoğraflarda bugün sağduyusunu kaybetmiş, aklıselimle düşünemeyen, gözünü hırs bürümüş CTP’li yöneticilerin gencecik halleri vardı. Bu devrimci gençler, etten duvar olmuşlardı polise karşı. Başarmışlardı, kazandıkları zafer, CTP tarihine altın harflerle yazılmıştı. Partili olmayanlar bile halen o günleri saygıyla, takdirle anmaktadır. Halkın Sesi’nde part-time çalışıyordum o günlerde, sevgili Güliz Baykent’le izlemiştik direnişi, tüylerimiz diken diken olmuştu, o tablo bugün dahi gözümün önünden gitmez. Ama artık CTP’liler o büyük zaferi, o birlikteliğin, o dayanışmanın, o basının susturulamayacağının bayrağı olduğu, değişmez bir örneği olduğu tarihi zaferi bir daha gururla anamayacak. Çünkü o fotoğraflarda bıyıkları yeni terlemiş, gencecik, incecik CTP’lilerden bir grup, bugün “medya grubunu susturmak” gibi bir misyon üstlenmiştir. Bundan önce yaptıkları onlarca yanlışa bir de “basını susturma” unvanı eklemişlerdir. Yazık, çok yazık... Dün telefonların çoğu CTP’lilerden geldi, “utanıyoruz” diyorlardı. KIBRIS gazetesinin bazı yayınlarına kızdığını söyleyenler bile yakıştıramamıştı bu susturma girişimini, “ama bu olmadı işte, bunu yapmamalıydılar” diyorlar... Bir arkadaşım, “Biz Yenidüzen direnişiyle nasıl övüneceğiz artık, bir tarihi yıktılar” diye dert yandı. Yıllarca medya desteği görmeden, çok çetin mücadeleler verdi bu parti, itildi, kakıldı, ona gönül verenler dışlandı, acılar çekti, çok dikenli yollardan geçti bu parti de partililer de... Ama bugün CTP’yi yönetenler geçmişini inkâr edercesine davranıyor. Bir medya grubunun desteğini alamadı diye feveran eden, karalar bağlayan, deli danalara dönen bir CTP’li yöneticinin o makamda yeri yoktur. CTP’li dediğin bu kadar korkak olamaz ama bugün CTP’yi yönetenler maalesef inanılmaz bir korku ve şaşkınlık içerisindedir. O mücadele günlerinin yılmaz mert savaşçıları, bugün elindeki güçle acımasız “ezen” pozisyonuna dönüşmüştür. İnsan üzülmeden edemiyor. “Halkın parasını istiyoruz, devlete borcu var Asil Nadir’in” diyorlar. Vay be, ne kadar da inandırıcısınız! E peki yaklaşık beş yıldır neden aklınıza gelmedi bu parayı tahsil etmek? Neden istemediniz? Neden beklediniz bunca yıl, ayıp değil mi devletin alacağını yıllarca tahsil etmemek? Acaba KIBRIS Medya Grubu’nun yayınları size dokunmasaydı bu borç çıkacak mıydı ortaya? Bu medya grubu sizi desteklerken iyiydi de karşınızda olduğunda mı kötü oluyor, öylesine bir çıkar ilişkisi miydi sizinki? Ne kadar da çirkindi basın toplantısında Ahmet Uzun’un, “adamları gazeteden bir bir kaçıyor, evini kaybetti, gazetenin tirajı düşüyor” gibi garez kokan kişisel sözleri... Ne kadar da iticiydi Sayın Uzun, maliyeden görevlileri medya grubuna yollayacağını söylerken, “yine istedikleri yayın politikalarına devam etsinler” şeklindeki alaycı konuşması... Yazık... Hiç mi kalmadı bu partide sağduyulu, gözünü hırs bürümemiş insan? Seçime çeyrek kala “basını susturma” apoleti takmak, ayağına kurşun sıkmak değil de nedir?
|