|
Kendimizi bilmeye başladığımız yıllarda “siyasi partilerle” tanıştık... Kamplara ayrılmıştı insanlar, herkes “bir şeyci” idi, takım tutarken hani Fenerbahçeci, Galatasaraycı, Kaymaklıcı, Yenicamici olunuyordu ya, parti tutarken (ya da üyesi olurken diyelim) de “ci” ekleniyordu insanların gönül verdiği partisinin isminin önüne. Bir partiye gönül vermek kuşkusuz ki bir takıma gönül vermek kadar basit bir şey değil... Ama UBP’ci, CTP’ci, TKP’ci idi insanlar. Oldum olası sevmem partinin ardına eklenen o “ci” ekini. Zaten imla bakımından da yanlıştır bu eklemeyi yapmak, “değirmenci”, “ekmekçi” der gibi ama nedense öyle yerleşti insanların diline. Söyleniyor işte, özellikle geçmişte “ötekileştirmek” amacıyla “CTP’ci”, “TKP’ci” denildi insanlara... Evet her birimiz bir şeyciydik. Benim ilk gençlik yıllarımda “UBP’ci” olmak o kadar tehlikeli değildi, hatta bir rahatlık verirdi insana, bir serbestlik ama ya “CTP’ci” olmak, işte o tehlikeliydi o zamanlar. Tam bir “ötekiydi” diğerleri için, zordu o günler... Herkes bir şeyciydi ama UBP’ciler dışındakilerin çoğu neci olduğunu söylemeye korkardı, çünkü onlar lanetlenmişti, kötü insanlardı onlar, Rumcuydular, ülkemizi satacaklardı... Öyle söylüyorlardı bize küçükken... Halbuki biraz büyüdüğümde ve aklım kestiğinde, insanları tanımaya başladığımda, kahvehanede, sokakta konuştuğum, kimisi dükkanımıza gelen müşterilerimizden olan o “öcü” denilen, aralarında yeğenlerimin de olduğu CTP’li abilerin hiç de kötü insanlar olmadığını gördüm. Kötü olmak bir yana, mücadeleci, cesur insanlardı, tüm baskılara rağmen korkmuyorlardı, inadına diğerlerinin ötekileştirdiği grup içinde yer almakta sakınca görmüyorlardı. Tüm ailem UBP üyesi olmasına rağmen ben o klişe deyişle “CTP’ci” olmayı tercih etmiştim. Ailemle ve çevremle aramda yaratacağı tüm sıkıntılara rağmen... Daha zahmetli ama daha onurlu geliyordu bana... Bugün CTP’yi eleştiren ve bazı şeyleri kabullenemeyen tabanın itirazı zaten o dönem ideallerinin, ilkelerinin bugün erozyona uğramasındandır... Ki biz son dönemi yetiştik sayılır, biraz daha gerilerde ne sıkıntılar çeken partililer var? Şimdi yeni yetme, lale devri CTP’lileri zaman zaman bazı eleştirilerimize sert tepki gösteriyor, feveran ediyor, bu da insanın canını sıkıyor. CTP camiası, bugünkü zorlukların da üstesinden gelecektir, doğru teşhisler koyduğu ve gerçekçi bir özeleştiri ile hatalarını gördüğü takdirde. Ama bir diyeceğim daha var; hangi partili olursak olalım, insani ilişkilerde ve iş yaşamında “fanatik” bir partili olmamak lazım. Her şeye parti veya partili gözüyle bakmamalıyız. Hiçbir zaman hiçbir insanı “şu partili”, “bu partili” diye kategorize etmemeli ve o çerçeveden değerlendirmemeliyiz, insana önce insan olduğu için bakmalıyız. İş yaşamımızda da profesyonelce davranmalıyız, duygusallıkla değil. Seçim döneminde bazı arkadaşların fazla duygusal davrandığına, bazılarının fanatikleştiğine şahit oldum; işte böyle yaptığınız zaman gerçekleri göremezsiniz. Nitekim sırf bu yüzden gerçekleri göremeyen arkadaşlar oldu, çünkü duygusallık ve fanatiklik insanın gözünü kör eder. İngiltere’de yaşayan bir arkadaşım, “niye bu kadar particisiniz, canınızı yiyorsunuz. Avrupa’nın hiçbir ülkesinde insanlar parti için kendini böyle parçalamıyor” demişti. Doğru, ama bizde “parti” demek menfaat kapısı demek, bir şey koparma merkezi demektir. Sırf bu yüzden oyunu da satar adamlar, kendini de, gururunu da, onurunu da... Ya partilerdeki politikacılar, onlar da böyle bir menfaat düzeni kurup, insanları kullanmanın yolunu buldular... Partinizi sevin ama sırf kişisel menfaatiniz nedeniyle kölesi olmayın, gördüğünüz yanlışı da söylemeyi ihmal etmeyin aksi takdirde günün sonunda hem siz kaybedersiniz hem de partiniz…
|