|
Ne tuhaf, kupa maçı için Londra’ya gidecek Kıbrıs Türk kafilesine İngiliz hükümetinin “kaçak işçi muamelesi” yaptığını anlattığım yazı için arayan birçok kişi İngilizlerin haklı olduğunu söyledi. Hatta web sayfamızdaki yazımın altında bu yönde bir yorum bile var. Son zamanlarda ülkemize kontrolsüz gelen nüfusun yarattığı sıkıntılardan canı yanan insanlar, İngiliz hükümetinin maç için gidecek kafilemize yönelik bir yığın soru bulunan formları doldurtup, mülakatta terletilmesini doğru bulur oldu. Eskiden devlette yetkili olan bir kişi aradı ve geçmişte çok sayıda KKTC kimlik kartı taşıyan Türkiye kökenli kişinin İngiltere’ye varınca ilticacı hüviyetine büründüğünü ve bu durumun İngilizleri bezdirdiğini söyledi. Bu kişinin dediğine göre, geçmişte bu istismarlar konusunda İngiliz çok uyarmış Kıbrıs Türk tarafını ama takan olmamış. “İngiltere’nin garantör olması, Kuzey Kıbrıs’taki bozuk yapıyı görmesini engellemez. Yani İngiliz’i suçlarken bunları da göz önünde bulundurun” diyor bu eski yetkili. Ve soruyor bana; “Neden Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartı ya da pasaportu taşıyanlara zorluk çıkarmıyorlar? Yalnızca AB vatandaşı olarak kabul ettiği için mi?” Ardından da cevabını veriyor: “O da var ama şu da var: Biliyor ki Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik belgesi yalnızca Kıbrıslılara veriliyor, orada bir sıkıntı olmayacak.” Özellikle de Londra’nın dünyanın dört bir tarafından göç eden insanların yaşadığı kozmopolit bir kent olduğuna dikkat çeken bazı vatandaşlarımız, İngiliz’in canının bu konuda yanık olduğunu ve bu nedenle böyle davranmasının normal olduğunu söylüyor. Bu yönde görüş belirten vatandaşların görüşlerine de hak vermemek elde değil ancak ortada bir spor karşılaşması var ve geçmişten örnekler de bulunuyor ki bu tip organizasyonlara kolaylık sağlanıyor. Biliyorum, İngiliz hükümeti koyduğu kuralları kolay kolay sulandırmaz ama garantörü olduğu bu dünyaya kapalı ülkenin sporcularının dışa çıkma, nefes alma şansına da birazcık esneklik gösterebilmeli diye düşünüyorum. Bu arada Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün aradı beni dün. “Dışişleri bakanlığı girişim yapmıyor mu?” diye sormuştuk. Sayın Özgürgün, futbol federasyonu yetkililerinin kendisine konuyu geçen cuma günü aktardığını ve hemen girişim başlattıklarını, araya hafta sonu girdiğini ama bu hafta içinde sonuç beklediklerini söyledi. Dışişleri bakanı, spordan gelen birisi ve konuya hassasiyetinin olduğunu, kafileyi en rahat şekilde göndermek için ellerinden geleni yapacaklarını vurguluyor. Özgürgün, “Ortada sportif bir karşılaşma ve devletin güvencesi var, sanırım bizi anlayacaklardır” diyor. Bence futbol federasyonu yetkilileri Cumhurbaşkanı Talat’tan da yardım istemeli. Bildiğiniz gibi KKTC’yi tanımayan ülkeler, Kuzey Kıbrıs’a toplum olarak baktığından ve cumhurbaşkanını da toplum lideri olarak gördüğünden, onu daha fazla dikkate alıyor. Bu konuda Sayın Talat’ın da girişim yapmasının faydasının olacağına inanıyorum. “Bu arada ne gereği var, masraf yapıp Londra’ya gitmeye?” diye soranlar da var. Bence gidilmesi iyi oluyor. İçe kapalı spor karşılaşmaları bir yerden sonra zevksizleşiyor, şampiyon olmanın da kupaları toplamanın da bir anlamı olmuyor, amaçsızca bir mücadeleye dönüşüyor. Hani ya başarının karşılığını görmek istiyor sporcu, dışa açılmak, başarılı olmanın ödülünü görmek istiyor. Londra’da bir maç yapmak ne kadar dışa açılmadır, oradaki oynanan maç ne kadar kaliteli olur tartışılır ama bu şartlarda bunu yapmak dahi futbolcularımız açısından bir motivasyondur, hiç yoktan iyidir yani. O nedenle “Londra Kupası”na gereksiz denilmesini kabul etmiyorum. Kaldı ki gördüğünüz gibi dünyaya kapalı ülkemiz sporcusunun Londra’ya yolculuk yapması bile bir eziyet. Bakalım garantör ülke İngiltere, gerçekten Sayın Özgürgün’ün dediği gibi insafa gelecek, kafilenin gidişini kolaylaştıracak mı, yoksa o koyduğu kurallardan milim taviz vermez tavrını sürdürecek mi?
|