Acaba... Denktaş'ın tarih korkusu!

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ağustos 2004, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Acaba... Denktaş'ın tarih korkusu!

Cumhurbaşkanı Denktaş, "Korkarım AB, Türkiye'ye tarih verecek" dedi. Düşünebiliyor musunuz, AB'nin Türkiye'ye tarih vermesine üzülüyor... Ne oldu o yüce Türkiye sevgisine? Korkusu da şu; tarih verince Türkiye'ye her şeyi yaptıracaklarmış! Bu her şeyin içinde "Kıbrıs'ta çözüm" de var. Korkusu bu! Denktaş'ın Türkiye'yi sevdiği falan yok, o aslında Türkiye'deki güçler sayesinde saltanatını sürdürmeyi seviyor... Hal, hareket ve konuşmaları bunu gösteriyor...

Diyorum...

*************************************************************************************

ÇİLE

Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,

ben burada en büyük çileyi doldurayım,

ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.

Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,

ben burada zerdalisiz bir dal gibi durayım.

A. KADİR

*************************************************************************************

Denktaş, neden "YÖK krizi" konusunda konuşmuyor?

Cumhurbaşkanı Denktaş, "YÖK krizi" ile ilgili tek kelime etmedi....

Ne tuhaf değil mi?

Her konuda görüş belirten, hatta üstüne vazife olmayan konulara bile karışan cumhurbaşkanı, nasıl olur da "YÖK krizi" gibi önemli bir konuda tek kelam etmez?

O cumhurbaşkanı ki geçtiğimiz günlerde "Irak'taki işgal bitsin" diye demeç vermiştir de bu "YÖK konusunu" ağzına almamıştır.

Ülkemizde bulunan Türkiye Milli Eğitim Bakanı Çelik, Denktaş'ı ziyaretinde, uzun uzun YÖK konusundan söz ettiğinde, "Hah işte bugün Denktaş da bir şey söyleyecek" dedik ama o gün de konuşmadı.

Biz YÖK konusunda ne söyleyecek diye beklerken o alakaya maydanoz şeyler söyledi.

Eveledi geveledi "etrafından dolaştı", YÖK olayına değinmedi.

Türkiye'nin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Kıbrıs'tan giden heyetle görüştü, yarınki ikinci YÖK buluşmasını ayarladı ama Denktaş Bey, bırakın toplantı yapmayı, çözüm için aracı olmayı, tek söz dahi etmiyor...

Çok tuhaf...

Referandumda çoğunluğu "evet" diyen, her gece televizyonda "evet" propagandası yapan akademisyenlere, "evet" yürüyüşleri düzenleyen, "evet" mitinglerine destek veren üniversitelere ve çalışanlarına kızgınlığından mı yapıyor bunu?

"Oh olsun size" mi demek istiyor?

Denktaş'ın AKP hükümetine olan öfkesini bilmeyen yok.

Sayın cumhurbaşkanı, Kuzey Kıbrıs'taki referandumdan yüzde 65 "evet" çıkmasının sorumlularından biri olarak AKP hükümetini de görüyor.

YÖK'le kavgalı olan AKP hükümetinin, "Kıbrıs'taki kriz konusunda" zor durumda hatta "çaresiz" kalmasını istiyor sanki.

AKP'li yetkililer, kararın yanlış olduğunu söyledikçe Denktaş Bey sessizliğe gömülüyor.

YÖK'ün Kıbrıs'taki bu kararı bir "derin devlet" numarası ise eğer, onlarla sıkı fıkı olan Denktaş Bey, kılını bile kıpırdatmaz.

Oturduğu yerde şimdi kıs kıs gülüyordur, oluşturulan heyetleri, Türkiye'ye gidip gelmeleri, ardı ardına verilen demeçleri...

Çok mu şüpheciyiz?

Olay o kadar açık ki bunun artık şüpheyle müpheyle bir ilgisi yok...

*************************************************************************************

"Fuhuş" ve "kumar" adası

Son zamanlarda Kuzey Kıbrıs'taki "fuhuş" ve "kumar" sektörleri ile "uyuşturucu" olayı Türkiye medyasının ilgi odağı oldu.

Bu tür haberlerin YÖK'ün ülkemizdeki üniversitelere kısıtlama getirdiği dönemde çoğalması rastlantı mıdır bilmiyorum ama haberler biraz abartılı, yani öyle bir sunuluyor ki sanki tüm Kıbrıs Türk halkı bu işle uğraşıyor...

Şimdi, bu ülkede "fuhuş" olduğu gerçektir...

Fuhuş olayının gece kulüplerini aşıp, kentlerin arka sokaklarına taşındığı da doğrudur.

Ülkedeki kumar sektörünü de inkar edecek değiliz, zaten her şey ortada.

Uyuşturucu olduğu ve okullara kadar ulaştığı da biliniyor...

Ama Türkiye medyası ne yazık ki, bu sektörlerin çoğunluğunun Türkiye'den taşındığını göz ardı etmektedir.

Kumar olayını ele alacak olursak, Türkiye'de kumar olayı yasaklanınca, orada bu işlerle uğraşanlar Kıbrıs'a taşındı.

Kumar oynamaya gelenler de yüzde 90 Türkiye'dendir.

Birçok gece kulübü çalıştırıcısı da Türkiye'den gelmiştir.

Ve kentlerin arka sokaklarında illegal çalışan hayat kadınları da Türkiye'den gelmektedir.

Uyuşturucu kaçakçılığı, hırsızlıklar, soygunlar, darp ve cinayetlerin altından maalesef çoğunlukla Türkiye'den ülkemize turist gibi gelen insanlar çıkmaktadır.

Hepsi onlardır demiyorum ama çoğunluğunu onlar teşkil etmektedir.

Yani bu ülkede alışık olmadığımız pek çok şeyi Türkiye'den ithal ettik.

Ve zannedilmesin ki Kuzey Kıbrıs'taki "fuhuş" ve "uyuşturucu" olayı Türkiye'dekinden daha fazladır.

Sizi temin ederim ki İstanbul'un bir semtinde dahi Kuzey Kıbrıs'takinden çoktur.

Ama nedendir bilinmez, "üniversiteler ülkesi" yakıştırmasının yerini ille de "fuhuş- kumar" adası diye değiştirmeye çalışıyorlar.

Sanki büyük bir oyunun birkaç koldan oynanışı gibi.

Yoksa biz mi çok şüpheci olduk?

**********************************************************************

"Mini etek" tartışması

İngiltere'de "mini etek" krizine neden olan Kıbrıslı Türk Sinem Zelzele'nin hikayesini gazetelerden okudunuz herhalde...

Londra'nın Enfield bölgesindeki "Highlands Okulu" müdiresi Monica Cross, "mini etek" giyen Kıbrıslı Türk kızı Sinem Zelzele'yi evine gönderdi!

İngiliz televizyonları ve gazeteleri de olaya büyük yer verdi...

İngiltere'de "yeni bir kıyafet tartışması ve çocukların genç kız gibi giyinmelerinin etkileri" gündeme geldi.

Gazetelerdeki fotoğraflardan Sinem Zelzele'nin eteğine baktım, pek öyle kısa da değil...

Kıbrıs'taki ortaokul ve liselerde kızların giydiği etekler neredeyse daha kısa!

İngiltere'de eve gönderilen kızın da Kıbrıslı Türk olması tuhaf bir rastlantı!

İngilizlere "kıyafetlerinin uygunsuz olduğunu" anımsatan Sinem Zelzele'yi de kutlamak gerek!

Hep duyarız veya bir yerlerde okuruz, İngiltere'de "bekaret neredeyse çocuk yaşta kaybediliyor", "bekaretini kaybetmeyen ayıplanıyor" diye...

Şimdi ne oldu da "kısa eteğe" taktılar?

Türkiye'den sonra Fransa, Almanya ve İngiltere'de son zamanlarda okulda "baş örtüsü" tartışmaları sürerken, normal bir durum gibi algılanan "mini eteğin" krize dönüşmesi biraz tuhaf geldi bana.

Bu bir "magazin abartması" değilse ve okuldan uzaklaştırmanın nedeni yalnızca kısa etek ve tişörtse, demek bizim okullarımızdaki gençler, o özendikleri "batıdan" önde gitmeye başladı!

Hele hafta sonları Kuzey Kıbrıs diskolarından çekilen fotoğrafların yer aldığı gazetelerin orta sayfalarındaki "pornografik" denilebilecek görüntüler, "bademcik ameliyatları!" ne kadar ilerlediğimizi gösteriyor!!!

AB'ye "disko kapısından" ve "eteğin ölçüsünden" mi girdik ne?

   6477 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?