|
Girne’de bir marketteyim. Hem alışveriş yapıyor hem de cep telefonuyla konuşuyorum. Yanıma bir genç yaklaştı, esmer, orta boylu, eşofmanlı... Ben telefona kilitlenip, koyu bir sohbete daldığım için hafif önümde eğilerek ve yüzüme bakarak, “selam abi” dedi. Tanıdığım biri değildi. Tam da “kimdir acaba bu?” diye düşünürken “tanıdın mı beni abi?” diye sordu. Bir taraftan telefonda konuşurken diğer taraftan da ne kadar unutkan olduğuma kızıyordum. Son zamanlarda iş yoğunluğundan dolayı tanıdığım insanları hatırlayamadığım, isimlerini unuttuğum için “yine tanıdık birini hatırlayamıyorum galiba” diye düşündüm. Genç, telefon konuşmamın bitmesini bekledi. Konuşmamı bitirince aynı soruyu tekrarladı: “Tanıdın mı beni abi? Tanımamıştım doğrusu, bir taraftan gence bakıyor, diğer taraftan da hafızamı zorluyordum. “Hani kardeşinle işyerine gelmiştik abi” dedi genç. Öyle deyince, kardeşimle bazı arkadaşlarının gazeteye geldiğini anımsayarak, “Hah sen Ogün’ün arkadaşı mısın?” diye sordum. Abartılı bir sevinç göstererek, “Evet abi, ben Ogün’ün arkadaşıyım” dedi. Halini hatırını sorup da arkamı dönünce kolumu tuttu ve başını öne eğerek, “Utanıyorum söylemeye ama senden bir şey isteyecektim abi” diye konuştu. Döndüm, “Buyur, ne isteyeceksin?” dedim. İki elini önünde birleştirerek ve hafif utanmış bir tavırla konuşmaya devam etti: “Kız arkadaşımı Lefkoşa’ya götürecektim ama arabamın benzini bitti bana borç verebilir misin?” Nedense bende güven uyandırmamıştı, yardım etme isteği duymadım ve param olduğu halde yalan söyledim: “Nakit param yok, kusura bakma.” Gencin gözü, içi malzeme dolu elimdeki sepete kaydı. Daha o sormadan merakını giderdim: “Sepete bakıyorsun ama bunları kredi kartıyla ödeyeceğim.” Yürüyüp gitmeye çalıştım ama genç ısrarlı: “Abi seni beklesem, market çıkışı kredi kartıyla para çekip bana versen. Kardeşin Ogün’le sana parayı gönderirim.” Kafamın tası atmaya başlamıştı ki şok bir istekte daha bulundu: “Abi hatta sen alışveriş yapana kadar bana arabanı ver, kız arkadaşımı alıp geleyim!” Döndüm ve sert bir ses tonuyla; “Bak oğlum, ben arabamı kimseye veremem. Sana param olmadığını da söyledim, lütfen şimdi beni rahat bırakır mısın?” diye onu tersledim. Ancak genç aklına koymuştu, benden bir şekilde para koparacaktı. Ben markette yürürken, yine arkamdan geldi. Esrarengiz genç, “Ogün’le sana parayı göndereceğim be abi” diye yine kolumdan tuttu. Döndüm ve “Lütfen beni marketin kapısında bekle, arkamda dolanıp durma, bir şeyler yaparız senin için” dedim. Alışverişi yaptıktan sonra yanına giderek, “Evet arkadaşım, adın ne senin?” diye sordum. Birden kıpkırmızı kesildi, sesi titreyerek, “Ne, ne, neden soruyorsun ki?” dedi. Cep telefonumu çıkararak, “Seni kardeşim Ogün’e soracağım. Borç vereceğim adamı tanımalıyım, Ogün’ün iyi arkadaşı mısın, borcuna sadık mısın onu öğreneceğim.” Öyle bir telaşlandı ki, kesinlikle kardeşimi tanımadığı kanaatine vardım. “Arama be abi. Niye rahatsız edesin adamı? Adım Ahmet ama sen arama” diye yalvardı. “Ahmet ne, senin soyadın yok mu?” diye sordum. Duymakta zorlandığım bir ses tonuyla bir soyadı söyleyip, “Arama be abi Ogün’ü. Ayıp olur şimdi, rahatsız edersin” dedi. Oyun sırası bendeydi; “Ogün, abisinin aramasından rahatsız olmaz, arayıp seni soracağım” diye ısrarımı sürdürdüm. Sinir olmuştu, “tamam tamam para mara istemem, başımın çaresine bakarım” deyip, koşarak kaçtı. Tahmin ettiğim gibi kardeşimin arkadaşı değildi, beni gözüne kestirdi, attığı yalana da ben saf saf balıklama atlayınca, para koparmaya çalıştı. Meğerse sık sık yapıyormuş bu numaraları, başkalarına da musallat olmuş, kandırıp para kopardığı kişiler bile varmış... Bir kadın, yanıma gelerek, “Bu oğlanı tanımıyor musunuz, sahtekardır. Neden market dışına çıkıp da onunla baş başa kaldınız, kendinizi riske attınız, cüzdanınızı kapıp gidebilirdi” dedi. Bu yaşanmış öykücüğü yazdım ki sizin de başınıza gelirse dikkatli olasınız diye... Yazdım ki güzel ülkemizin artık eskisi gibi güvenli olmadığını, çok değiştiğini, bozulduğunu bir de bu dille anlatayım diye…
|