|
TAKSİCİLER DE CASUS!
Görevde bulunduğu süre içerisinde kimleri "hain" veya "casus" ilan etmedi ki?
Gazetecilerden, muhalif politikacılara, sivil toplum örgütü temsilcilerine kadar birçok kişi Cumhurbaşkanı Denktaş'a göre ya "hain" oldu, ya "casus" ya da Rum'un işbirlikçisi...
Kendisine muhalif olan herkese bir yakıştırma getirdi.
En sonunda taksiciler de Denktaş'tan nasibini aldı.
Denktaş, taksicilerin Kuzey Kıbrıs'ı kötülediğini, casusluk yaptıklarını iddia edecek kadar ileri gitti.
Taksici arkadaşlar, arabalarınıza aldığınız turistlerle olan konuşmalarınıza dikkat edin.
Cumhurbaşkanınızı kızdırmayın.
******
UBP'NİN KÜLLERİNDEN YENİ BİR UBP YARATMA ÇABASI!
UBP ile hiçbir partinin hükümet kurmaya niyetli olmadığı belliydi...
Ama yine de çözüm yanlılarının bir endişesi vardı, "Acaba DP, UBP ile hükümet kurar mı?" diye.
Türkiye'den bir rüzgâr eser ve UBP-DP koalisyonu kurulur mu?
Hatta bu konuda kehanette bulunanlar, böyle bir hükümetin bundan sonra Türkiye'nin daha fazla işine geldiğini, CTP'nin Türkiye'nin menfaatleri açısından hükümetteki misyonunu doldurduğunu söyleyenler oldu.
Bu gibi tahminler, "intikam duygularıyla yanıp tutuşan" ya da "makam bekleyen" bazı kişileri fena halde umutlandırdı.
Ama beklendiği gibi olmadı.
UBP'nin son umudu olan DP de kapıları kapattı ve "UBP'li hükümet" kurulmadı.
DP bile "UBP korkusu" yaşayan halkın önüne böyle bir koalisyonla çıkma cesareti gösteremedi.
UBP, istenmediğini bildiği için hem CTP hem de DP'ye cazip önerilerle gitti.
Başbakanlığı "dönüşümlü" paylaşma teklifinde dahi bulundu.
Kapalı kapılar ardında çok daha cazip teklifler yapıldığı da iddia ediliyor.
UBP seçim istemiyor.
Bir ana muhalefet partisi düşünün ki seçim istemesin.
İstemez tabii, çünkü korkuyor.
Yeni bir mağlubiyetin sonları olacağını biliyorlar.
Ve Eroğlu, CTP ve DP ile hükümet görüşmelerine girerken, "artık parti menfaatleri değil, toplumun menfaatlerinin" ön plana çıkarılması gerektiğini söylüyor.
Adeta, bugüne kadar parti menfaatlerini gözettiklerini itiraf ediyor.
Zaten onların yıllarca parti menfaatlerini ön plana çıkardığını, sırf bu yüzden ülkeyi yaşanmaz hale getirdiklerini bilmeyen yok.
Herkesçe reddedilen UBP, büyük bir moral çöküntüsü ve moralsizlik içinde kıvranırken, maalesef kimisi ekranda, kimisi gazete köşelerinde bazı kesimler UBP'nin küllerinden yeni bir canavar yaratmaya çalışıyor.
CTP'yi eleştirme adı altında, UBP'ye methiyeler düzen, CTP'nin UBP'den farkı olmadığını, hatta UBP'nin CTP'den daha iyi olduğunu ima eden, hatta açıkça bunu dile getirenler var.
CTP-DP ortaklığındaki DP'ye ait olumsuzluklar da CTP hanesine yazılıyor.
9 aylık hükümet macerasında, ki bunun üç ayı hükümet kurmak, bakanları, müdürleri atamakla geçtiğinden, toplu topu 6 aylık bir hükümeti sanki 74'ten buraya tüm olumsuzlukların sorumlusuymuş gibi sunmak da insafsızlıktır.
Kabul ediyorum, CTP-DP hükümeti vaat ettiği birçok şeyi başaramadı, yanlış işler de yaptı.
DP ile CTP'nin ortaklığına hiç alışamadığımı da söyleyebilirim ama "UBP'den farksız" veya "UBP'den kötü" yakıştırması da artık çok fazla.
Özellikle de bunu sol çevrelerin söylemesi gerçekten çok üzücü.
"CTP'ye vuracağım" diye UBP'yi küllerinden yeniden yaratmak çabası çok tehlikeli ve çirkin bir oyundur.
UBP'nin bu ülkede yarattığı yıkımı, yaktığı canları, partizanlıklarını, baskıcı tavrını, Annan Planı'na, dolayısıyla çözüme olan muhalefetini, barışla ilgili iki toplumlu etkinliklere karşı inanılmaz karşı çıkışını nasıl görmezlikten gelebiliriz ki?
Nasıl unutabiliriz?
UBP'nin bu ülkeye kaybettirdiklerini burada saymaya kalksam sayfalar sığmaz.
Ve birileri bana kalkıp, UBP ile tüm sol partilerin mecliste birlik olmasını önerecek, üstelik bu kişiler solcu arkadaşlarımız olacak.
"Böylelikle mecliste sayı 44'e çıkacak ve bu güçlü oluşum halkımızın yıllardır gasp edilen siyasi iradesini geri alacakmış!"
Okuyunca gözlerime inanamadım.
Şaka gibi bir şey bu!
Bugüne kadar halkın haklarının gasp edilmesinde başrolü oynayan UBP ile mi gasp edilen haklar geri alınacak?
Gaspçı ne zamandan beri kurtarıcı oldu ki?
Yeter ama ütopyanın bu kadarı da fazla!
Yapmayın, etmeyin, CTP'ye saldıracaksanız saldırın, hatalarını ortaya koyun, yapmadıklarını ya da bozduklarını irdeleyin ama lütfen alternatif olarak bu halka UBP'yi sunmayın.
Zaten halk da buna rağbet göstermiyor artık.
Toplumsal kurtuluş için UBP'yi sarılacak can simidi olarak sunmak, yanlışların en büyüğüdür.
Bunu bu ülkede yaşamayan birisi söylese anlarım ama saygı duyduğum, gerçekçi biri olarak kabul ettiğim, süreci çok iyi bilen Arif H. Tahsin'in önermesi gerçekten bende hayal kırıklığı yarattı.
Bu öneriyi başka bir solcu kesim yapsa herhalde Afrika gazetesi onu yerin dibine batırırdı.
Anlıyorum toplum bir çıkmaz içinde ama UBP'den medet umulmasını anlayamıyorum ve bence bu çağrı Afrika gazetesi ile yazarlarının savunduklarıyla da çelişkilidir.
****
İŞKOLİKLER İÇİN
Arkadaşlarım işkolik olup çıktığımı söylüyor.
Gerçekten de hayatımın büyük bölümünü işim işgal ediyor.
Sevdiklerimden, yakınlarımdan, arkadaşlarımdan, sosyal-kültürel etkinliklerden uzak kaldım.
İşte bunu iyi tespit eden bir arkadaşım "İşkolikler için" diye bir yazı gönderdi.
Ben ders almaya çalışacağım, işte "İşkolikler için" yazısı:
Ernie j. Zelinski'nin "Çalışmama Keyfi- The Joy of Not Working" isimli kitabı, Türkçe hariç 14 dile çevrildi. Kitap bir taraftan insanın sevdiği işi yaparsa başarılı olacağını, bir taraftan da verimli çalışabilmek için dinlenmenin ne denli önemli olduğunu anlatıyor.
Kitaptan bazı ilginç alıntılar şöyle :
* Babam bana çalışmayı fakat işin esiri olmamayı öğretti. Şimdi okumanın, hikaye anlatmanın, şakalaşmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar hatta ondan da önemli olduğunu biliyorum.
* İşinizin çok önemli olduğunu düşünüyorsanız, bu sinirlerinizin ciddi biçimde bozulduğunun en açık göstergesidir.
* İyi bir dinlenme, iyi bir işin yarısıdır.
* Boş zamanı iyi değerlendirmek, çok ciddi bir sorumluluktur.
* Bitap bırakan günlük yaşam, ancak bir aptalın karşılaşabileceği bir hayat krizidir.
* Çok çalışmaktansa, çok çalışan birinin arkadaşı olmayı yeğlerim.
* Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir.
* Bu dünyada iki trajedi var. Biri istediğini elde edememek, diğeri de elde etmektir.
* Gereğinden çok çalışmanın karşılığını ileride bir gün alabilirsiniz, ama dinlenmenin karşılığını hemen alırsınız.
* Çoğu insan yılda bir iki kez düşünür. Ben uluslararası şöhretimi haftada bir iki kez düşünme ve dinlenmeye vakit ayırma sayesinde yaptım.
* Kalitenizin ölçüsü boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır. Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür.
* Doğa, bize fazla aceleci olmanın bir işe yaramayacağı gerçeğini ölümle anlatmıştır.
* Peynir meynir peşinde değilim, tuzağa yakalanmayayım yeter.
* İşini her şeyden önemli sayarak günde sekiz saat çalışan, sonunda çalıştığı yerin başına geçer ve günde aynı hızla yirmi dört saat çalışmaya mahkum olur.
* Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektir.
* Hayat birçok engelle doludur, en büyüğü de kendinizsinizdir.
* İnsan ihtiyaçlarının değil, arzularının esiridir.
* Televizyonu çok eğitici buluyorum, ne zaman birisi televizyonu açsa yandaki odaya gider ve kitap okurum.
* Yapacak başka işi olmayan insan, kaleme sarılır.
* Birisi paranın her kapıyı açtığını söylüyorsa, parası yok demektir.
* Bugünün işini yarına bırak.
Tabii ki "işleyen demir ışıldar" ama hayatımızı sürdürmek için kazanmak zorunda olduğumuz para için ruhlarımızı köreltmeye, özümüzden uzaklaşmaya veya güzelliklerle dolu hayata boş gözlerle bakmaya başladığımız noktayı da görebildiğimiz ve "denge"yi koruyabildiğimiz bir hayat dilerim...
Hayata iyi bakın
|