|
Birkaç gündür izinliydim... Dolaştığım yerlerde insanlar Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, toplumsal varoluş mitingine yönelik öfkesi ve bu nedenle söylediği kırıcı sözlerini yorumlayıp duruyor... Her kesimden insan tepkili. Türkiye’den yetkililerin bu tip aşağılayıcı sözlerinin artması vatandaşlarımızı gerçekten üzüyor. Herkeste “yeter artık” görüşü hakim. Kıbrıs Türk halkı, Türkiye, Güney Kıbrıs, Avrupa üçgeni arasına sıkışmış en çaresiz toplum durumunda. Türkiye’den bakan bizleri “besleme bir toplum” gibi görmeye başladı. Halinden memnun Kıbrıs Rum halkı, “haklarına ortak olacak fakirler” gibi görüyor bizi. Avrupalı hiç anlayamamış, “durumu karışık, tuhaf insanlar” diye bakıyor bize. Vatandaşların kafası da karışık... Bir taraftan güvenliğini sağlayan, devlet çalışanının maaşını yollayan, altyapısını yapan ama diğer yandan bunu kafasına kakan, sürekli yaptığı iyiliği yüzüne vuran, diyet isteyen, hakaret eden, gönderdiği nüfusla Kıbrıslı Türk olgusunu bozan Türkiye’ye kızsın mı minnet mi etsin şaşırmış durumda. Kızıyor da aslında ama çoğu bunu yüksek sesle söyleyemiyor... “Ama muhtacız da...” sözü geliyor ardından. Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumların da kendilerini çok istediğinden emin değil. Güneyde artış gösteren ırkçı eğilimler, kırılamayan önyargılar, AKEL gibi bir partinin bile gerçek anlamda çözüm istediğini gösteremeyişi üzüyor Kıbrıslı Türklerin çözüm istencini kırıyor. Hem çözüm istemesi de yetmiyor ki, kördüğüme dönüşmüş göstermelik müzakereler umut vermiyor. Bireysel Avrupalı olmak da bir yere kadar avantaj, artık Avrupa’ya göç etmek, oralarda yaşam kurmak da zor. Hem bize göç eden değil, tırnaklarını bu ülkeye geçiren insanlar lazım. Yani o kadar zordur durumumuz... Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri kırıyor tabii ki vatandaşlarımızı. Gerçi onu bilmeyen yok, ağzını açtı mı kulakları duymaz, kendi halkını da sıkça rencide etmektedir. Erdoğan’ın dış politikada kırdığı potları, dışişleri bakanı arkasından toparlayamaya çalışmaktadır. Güzel konuşma olsun diye hep abartılı şeyler söylemektedir, o nedenle Kıbrıs’ta en düşük memur maaşının 10 bin lira olduğunu söylemiş, “beslemeler” diyebilmiştir. Ama söyledikleri Kıbrıslı Türkler açısından “yeter artık” dedirtecek düzeydedir. Türkiye’den yetkililerin art arda aşağılayıcı sözleri artık kırıcı olmanın da ötesinde kalp parçalayıcıdır. Kıbrıslı Türklerin tepkileri Türkiye gazetelerinde manşet olunca Erdoğan dün yine konuştu, sözde düzeltme yaptı, “belli bir kesim olduğunu biliyoruz” dedi ama ardından da kendine göre istenmeyen pankartları taşıyanları Rumlarla işbirliği yapmakla suçladı, mitingde çok sayıda Rum olduğunu iddia etti. Üstelik Erdoğan bu bilgileri Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’ndan aldığını söyledi. Başbakan İrsen Küçük ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, sırf koltuklarını sağlama almak için “haklısınız efendim” tavrından kurtulmalıdır. Ülkemizi yönetenlerin gerçekleri anlatamayışı, Erdoğan’ın gaflarını hafifletmez elbet ama bizimkiler de kendi insanlarının onurunu hiçe sayan, tepkilerini, üzüntülerini, kalp kırıklığını anlatacak dirayeti göstersinler artık. Sırf “koltuğumu koruyayım” düşüncesiyle bu pasif tavır o kadar kötü duruyor, yöneticilerimizi o kadar “zavallı” gösteriyor ki üzülmemek elde değil. Erdoğan, kızınca ağzından kötü sözler de çıkan bir siyasidir ama Kıbrıslı Türklerin kendi ülkesindeki hassasiyetlerini anlayamayacak düzeyde birisi değil, bunu isteyerek yapıyor, mutlaka bir planı vardır ama tehlikeli bir oyun oynadığını söylemeliyim. Daha önce yazmıştım, Erdoğan 2004’te Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı hedef alıp da ağzına geleni söylediğinde hoşumuza gitmişti, buna sevindiğimizi belirten yazılar yazmıştık ama sonra ben kendi adıma bu durumdan utandım. Hakaretlerin yalnızca cumhurbaşkanını değil, tüm halkı rencide ettiğini, onun nazarında tüm Kıbrıslı Türklerin aşağılandığını anlamakta geç kalmıştım. Bugün Erdoğan’ı haklı bulanlar da böyle düşünmeli, hakaret aslında tüm toplumadır, “besleme sözü beni kapsamaz” diyemezsiniz. Erdoğan’ın son açıklamasında Cumhurbaşkanı Eroğlu’na sevmedikleri pankartları açanlar, slogan atanlarla ilgili “yasal işlem yapın, yargıya intikal edilsin” demesini de yadırgadım doğrusu. Erdoğan, Türkiye’deki baskıcı tutumunu Kıbrıs’a da taşımak istiyor ki bu hiç olmaz. Erdoğan Rumlar deyip duruyor da tavırları ile Rumlara malzeme verdiğini, hiç duymak istemediği “Türkiye tarafından yönetiliyorlar, Türkiye işgali altındadırlar” sözünü güçlendirdiğini biliyor mu acaba? Rum tarafındaki parti yetkilileri ve bazı fanatik kesimler bile Kıbrıslı Türklerin Güney Kıbrıs’taki hastanelerden ve benzeri bazı devlet olanaklarından yararlanması hakkındaki şikayetlerini Erdoğan’ınkinden bile daha diplomatik bir lisanla anlatıyor. Söylenecek daha çok söz var, bu sütuna sığmaz ama işler çok tehlikeli ve üzücü boyuta taşınıyor. İnşallah cumhurbaşkanı ve hükümet, gaza gelip de eylemciler için yasal işlem başlatmaz, tutuklama kararı çıkarmaz çünkü durum hiç hoşlarına gitmeyecek çok daha vahim duruma gelir.
|