Nereye kadar?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Eylül 2011, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

   Halk yönetenlerden hesap sormazsa, iktidarı elinde bulunduran insanlar bir süre sonra “tuhaf mahlukatlara” dönüşerek, her şeyi yapabileceğini sanır.
   Seçim öncesinin şirin, sevecen insanları, yönetimi eline geçirince canavarlara dönüşürler.
   Koltuklarda oturanlar, yapacakları her şeyin mubah olduğunu düşünürler.
   Bir süre sonra, ahlak, utanma, sıkılma, çekinme nedir bilmez olurlar.
   O kadar kendilerinden geçerler ki, yaptıkları usulsüzlüklere de kendilerince mazeretler uydururlar. 
   Hükümet bugüne kadar skandal denilebilecek birçok olaya imza attı, defalarca vatandaşları aptal yerine koydu, seçim öncesi vaat ettiklerinin hep tersini yaptı, şimdi eskiye dönüp onları tekrarlayacak değilim.
   İşte en son icraat; kamuya yapılan istihdamlar...
   Münhalsız, partizanca, örgüt başkanlarının verdiği listelerle devlet kadrolarına adam alma...
   Ne kötü, 70’li, 80’li yıllarda, 90’ların başında yaptıklarını şimdi 2011 yılında da tekrarlıyorlar.
   Yıllar geçmiş, yeni bir yüzyıla girilmiş ama UBP’deki zihniyet değişmemiş...   
   Herkesin gözünün içine baka baka kendi partililerini devlet kadrolarına yerleştir, ne iyi değil mi?
   Hani devlet kadroları şişkindi?
   Hani artık hükümet kamu çalışanlarını ödeyecek güce sahip değildi?
   Hani sırf devlet kadrolarında çalışanların yükünden kurtulmak için ekonomik paketler hazırlanmıştı?
   Hani sırf rahatlamak için emeklilerin bile maaşlarından tırtıklamaya kalkışılmıştı?
   Hani geçici personel hükümetler için bir dertti ve yeni sorunlar yaratmamak için artık geçici personel alınmayacak, yalnızca boş kadrolar doldurulacaktı?
   Hani personel şişkinliği olan dairelerdeki insanlar, ihtiyaçlı dairelere aktarılacak ve yeni istihdam yapılmak zorunda kalınmayacaktı?
   Hani işsiz kalan Kıbrıs Türk Hava Yolları çalışanları, ihtiyaç halinde ilk akla gelecek, devlet kadrolarına yerleştirilecekti? Hepsini unuttular ve eski taktiklere yöneldiler.
   Eleştiriler gelince de hiç utanmadan, sıkılmadan “Biz ihtiyaçlı ailelerden seçtik, sınav da yaptık” diyorlar.
   Devlet kadroları hayır kurumu mudur?
   İhtiyaca göre elemanı sınav yaparak almak varken, devlet kadrolarını partizanca vasıfsız geçici personelle doldurmak da neyin nesi? Hem de “sen ora, sen bura, sen şura” gibi hiçbir kıstasa uymadan çok çağdışı bir yöntemle... Eleştiri gelince de “Sınav yaptık” diyorlar. Ne kadar pişkince bir cevap.
   Sınav yapıp adam alacaklarına, önce adamları işe alıp sonra sınav yaptıklarını söylüyorlar...
   Sanki millet aptal, sanki çocuk aldatıyorlar.
   Doldur geçicileri devlet kadrolarına, tut diken üstünde, “her an atılabilirim” kaygısındaki insanları ve ailelerini avucunun içine geçir.
   Geçiciler diken üstünde olduğu için, hakkını arayamasın, eylem yapamasın, greve katılamasın, kölen olsun...
   Kamu Hizmeti Komisyonu aracılığıyla, münhal açarak eleman alırlar mı hiç, o zaman garantide olan bu insanları sömüremeyecekler. 
   Gerçi Kamu Hizmeti Komisyonu sınavları da kamuoyunda tartışılıyor ya o başka bir skandal
   Bir taraftan partizanlık yapılırken diğer taraftan da parti içi hesaplaşmalar, çekişmeler de insanlara zarar veriyor.
   Ortada öyle bir paylaşım kavgası var, öyle çirkin şeyler gazete sayfalarına yansıyor ki; bir tarafta hakkının yendiğini düşünen insanlar hayal kırıklığı yaşıyor, diğer taraftan müdürlük ve muavinlik alanlar buna sevinemiyor.
   Skandallarla çalkalanan hükümet, hiçbir yükümlülüğünü yerine getiremiyor ama açılışlarda Başbakan İrsen Küçük, kalkıp pembe tablolar çizebiliyor.
   Bayram gibi kısa dönemlik, birkaç günlük dolan otelleri, kalkıp inen uçakları örnek göstererek, işlerin iyi gittiğini söyleyecek kadar ekonomik akıldan yoksun değerlendirmeler yapıyor.
   Kaç yıldır üniversitelerimize Türkiye’den gelen öğrenci sayısında büyük düşüş yaşandığını hesaba katmadan, düşen sayının azacık artmasını da “büyük bir olay” gibi sunuyor başbakanımız ve bunu ülkedeki gelişmelerden sayıyor. Çiftçiye, hayvancıya ödemekle yükümlü olduğu parayı sanki büyük bir iş yapmış gibi gösteriyor.
   Sayın Küçük, kamu maaşlarını ödemek için bankalardan borçlandığını unuttu mu, eczanelerin alacaklarını dahi ödeyemediğinin farkında değil mi?
   “Yollar, çift şerit yollar yaptık” diyor, sanki yolları kendisi yapıyormuş gibi, Türkiye’den aktarılan kaynaklarla yapılan yolların da cakasını kendi hesabına kesmeye çalışıyor.
   Yalan üzerine kurulmuş dünyalarına bizi de inandırmaya çalışıyor.
   Ancak adam haklı, bu sözleri söylerken “nedir senin dediğin, kimi kandırıyorsun?” diyeceğine vatandaşlarımız, şak şak alkışlarlarsa o da bu yalan rüzgarını estirmeye devam eder.
   Tepkisiz kalmaya devam edelim, göreceksiniz daha neler gelecek başımıza!

   1809 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?
07 Şubat 2011, Pazartesi   YASAL İŞLEM Mİ?


Yorum Sayısı:   6
  babakgavu         - lukrunu 01 Ekim 2011, Cumartesi 14:54 
yau ali senda bilin burda bir toplum yok toplama insanlar vardır, bu insanlar da yalanı dolanı, rüşveti ,hak yemeyi sever ,batsınlar
  Serdar         - Gemikonagi 30 Eylül 2011, Cuma 16:01 
Ali bey.. Bu yazdiginiz konuda yanildiginizi dusunuyorum. UBP partizanlik yapmayacagim asla soylemedi. Hatta secimlerde oy verenleri ayiracagini ustune basa basa soyledi. Halkin UBP iktidarini istemesinin en buyuk nedenlerinden biride partizan yonetim anlayisidir. Maalesef halkimiz buna alisti. Vazgecemiyorlar. Ama en azindan bu konuda durust davrandilar. CTP gibi particilik yapmayacagiz diyip sonra yapanlardan degiller. UBP hep boyle bir parti olmustur. Oy verenlerde, vermeyenlerde bunu cok iyi bilir.
  abdi keles         - lefkosa 24 Eylül 2011, Cumartesi 17:04 
Sayin Ali Bey,bu devletin basindakilerin birkaci bile sizin gibi dusunecek olsa sorunlarin cogu cozulmus olurdu.Ama maalesef sizin gibi gercekci ve durust olamiyorlar.Boyle KUKLA bir hukumet olmaz olsun.
  Ganii         - Londra 20 Eylül 2011, Salı 16:25 
Zaman ve mekan zihnin onsel kavramlarimidir?Veyahut deneyden elde ettigimiz kavramlarmidir?Kavram ve kategorilerin kaynagi Problemi felsefenin son iki yuzyilda devam ettirmistir.Aklin ilkeleri olarak bilinen ozdeslik,celismezlik ve ucuncunun olanaksizligi ilkelerinin kaynagi da felsefeci mantikcilarin tartistigi bir sorundur.Aklin ilkeleri dogustan zihnimizde varolan ilkelerdir diyenlerin yaninda,Sonradan deneyle kazanilmis diyenler de vardir.Akilcilar icin,hem kavram ve kategoriler,hem aklin ilkeleri dogustandir.Deneyicilere gore ise,Tum bunlar deneyden kazandigimiz seylerdir.DESCARTES,SPONOZA VE LEBNIZ icin Akil dogustan bazi bilgi ve kavramlarla dolu olarak gelirken,LOCKE VE HUME Icin Akil dogustan hicbir bilgiyi getirmediniden bos bir levha gibidir..
  utanmayi attik         - Londra 16 Eylül 2011, Cuma 12:35 
Hangi hesap sormaktan bahsediyorsunuz?? kktc de kim kimi takar? Kim kimin sikayetine dinlemek ister? Hani bize bilet paramizi kim geri verecek?....bizi dinleyen bile yok.. Isleri gucleri hirsizlik yalan dolan.. lanet olsun.
  gart hasan         - klavya 15 Eylül 2011, Perşembe 16:17 
Ali bey bravo yazını çok beğendim. kktc gerçeği hükümetçilik oynama iş yapan yok ahbap çavuş ilişkisine devam, şakşakçılığa devam, anavatan yavru vatan yalakalığına devam.