|
Halk yönetenlerden hesap sormazsa, iktidarı elinde bulunduran insanlar bir süre sonra “tuhaf mahlukatlara” dönüşerek, her şeyi yapabileceğini sanır. Seçim öncesinin şirin, sevecen insanları, yönetimi eline geçirince canavarlara dönüşürler. Koltuklarda oturanlar, yapacakları her şeyin mubah olduğunu düşünürler. Bir süre sonra, ahlak, utanma, sıkılma, çekinme nedir bilmez olurlar. O kadar kendilerinden geçerler ki, yaptıkları usulsüzlüklere de kendilerince mazeretler uydururlar. Hükümet bugüne kadar skandal denilebilecek birçok olaya imza attı, defalarca vatandaşları aptal yerine koydu, seçim öncesi vaat ettiklerinin hep tersini yaptı, şimdi eskiye dönüp onları tekrarlayacak değilim. İşte en son icraat; kamuya yapılan istihdamlar... Münhalsız, partizanca, örgüt başkanlarının verdiği listelerle devlet kadrolarına adam alma... Ne kötü, 70’li, 80’li yıllarda, 90’ların başında yaptıklarını şimdi 2011 yılında da tekrarlıyorlar. Yıllar geçmiş, yeni bir yüzyıla girilmiş ama UBP’deki zihniyet değişmemiş... Herkesin gözünün içine baka baka kendi partililerini devlet kadrolarına yerleştir, ne iyi değil mi? Hani devlet kadroları şişkindi? Hani artık hükümet kamu çalışanlarını ödeyecek güce sahip değildi? Hani sırf devlet kadrolarında çalışanların yükünden kurtulmak için ekonomik paketler hazırlanmıştı? Hani sırf rahatlamak için emeklilerin bile maaşlarından tırtıklamaya kalkışılmıştı? Hani geçici personel hükümetler için bir dertti ve yeni sorunlar yaratmamak için artık geçici personel alınmayacak, yalnızca boş kadrolar doldurulacaktı? Hani personel şişkinliği olan dairelerdeki insanlar, ihtiyaçlı dairelere aktarılacak ve yeni istihdam yapılmak zorunda kalınmayacaktı? Hani işsiz kalan Kıbrıs Türk Hava Yolları çalışanları, ihtiyaç halinde ilk akla gelecek, devlet kadrolarına yerleştirilecekti? Hepsini unuttular ve eski taktiklere yöneldiler. Eleştiriler gelince de hiç utanmadan, sıkılmadan “Biz ihtiyaçlı ailelerden seçtik, sınav da yaptık” diyorlar. Devlet kadroları hayır kurumu mudur? İhtiyaca göre elemanı sınav yaparak almak varken, devlet kadrolarını partizanca vasıfsız geçici personelle doldurmak da neyin nesi? Hem de “sen ora, sen bura, sen şura” gibi hiçbir kıstasa uymadan çok çağdışı bir yöntemle... Eleştiri gelince de “Sınav yaptık” diyorlar. Ne kadar pişkince bir cevap. Sınav yapıp adam alacaklarına, önce adamları işe alıp sonra sınav yaptıklarını söylüyorlar... Sanki millet aptal, sanki çocuk aldatıyorlar. Doldur geçicileri devlet kadrolarına, tut diken üstünde, “her an atılabilirim” kaygısındaki insanları ve ailelerini avucunun içine geçir. Geçiciler diken üstünde olduğu için, hakkını arayamasın, eylem yapamasın, greve katılamasın, kölen olsun... Kamu Hizmeti Komisyonu aracılığıyla, münhal açarak eleman alırlar mı hiç, o zaman garantide olan bu insanları sömüremeyecekler. Gerçi Kamu Hizmeti Komisyonu sınavları da kamuoyunda tartışılıyor ya o başka bir skandal Bir taraftan partizanlık yapılırken diğer taraftan da parti içi hesaplaşmalar, çekişmeler de insanlara zarar veriyor. Ortada öyle bir paylaşım kavgası var, öyle çirkin şeyler gazete sayfalarına yansıyor ki; bir tarafta hakkının yendiğini düşünen insanlar hayal kırıklığı yaşıyor, diğer taraftan müdürlük ve muavinlik alanlar buna sevinemiyor. Skandallarla çalkalanan hükümet, hiçbir yükümlülüğünü yerine getiremiyor ama açılışlarda Başbakan İrsen Küçük, kalkıp pembe tablolar çizebiliyor. Bayram gibi kısa dönemlik, birkaç günlük dolan otelleri, kalkıp inen uçakları örnek göstererek, işlerin iyi gittiğini söyleyecek kadar ekonomik akıldan yoksun değerlendirmeler yapıyor. Kaç yıldır üniversitelerimize Türkiye’den gelen öğrenci sayısında büyük düşüş yaşandığını hesaba katmadan, düşen sayının azacık artmasını da “büyük bir olay” gibi sunuyor başbakanımız ve bunu ülkedeki gelişmelerden sayıyor. Çiftçiye, hayvancıya ödemekle yükümlü olduğu parayı sanki büyük bir iş yapmış gibi gösteriyor. Sayın Küçük, kamu maaşlarını ödemek için bankalardan borçlandığını unuttu mu, eczanelerin alacaklarını dahi ödeyemediğinin farkında değil mi? “Yollar, çift şerit yollar yaptık” diyor, sanki yolları kendisi yapıyormuş gibi, Türkiye’den aktarılan kaynaklarla yapılan yolların da cakasını kendi hesabına kesmeye çalışıyor. Yalan üzerine kurulmuş dünyalarına bizi de inandırmaya çalışıyor. Ancak adam haklı, bu sözleri söylerken “nedir senin dediğin, kimi kandırıyorsun?” diyeceğine vatandaşlarımız, şak şak alkışlarlarsa o da bu yalan rüzgarını estirmeye devam eder. Tepkisiz kalmaya devam edelim, göreceksiniz daha neler gelecek başımıza!
|