|
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
KİM KİMİ YİYECEK?
CTP/BG-DP ortaklığının geleceği ile ilgili çeşitli kehanetler var... Sağ kesimden kimilerine göre; "DP, CTP'nin oyununa geldi... CTP/BG- DP ortaklığı DP'nin başını yiyecek... Bu ortaklık bittiğinde DP darmadağın olacak..." Bazı sol kesimlere göre ise; "CTP, Denktaş'ın oyununa geldi... Bu ortaklık CTP'ye kan kaybettirecek... Çözümsüzlüğün faturası CTP'ye çıkacak... Meydanlardaki birliktelik bozulacak... Bu ortaklık bittiğinde CTP büyük yara alacak..." Hiçbir evlilik, sonu felaket olsun diye yapılmaz ama bir birine zıt karakterde olan kişilerin evliliği üzerinde de işte böyle tahminler yürütülür!!!
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
SORUNLU, KAPRİSLİ, ÇELİŞKİLİ VE KENDİNİ DEV AYNASINDA GÖREN BİR EŞLE EVLİ OLMAK
CTP/BG- DP koalisyonuna sıcak bakmadığımı daha önce birkaç kez bu sayfada yazdım...
Ama o noktaya saplanıp kalmış değilim.
Artık ortaklık kuruldu ve o noktada durmanın anlamı yok!
Söz konusu oluşumun bundan sonra "çözüme" ne kadar katkı yapacağına bakmak lazım!
Ancak, daha işe başlamadan yaşanan olaylar, kafalarımızda soru işaretleri yaratmıştır...
Örneğin DP'nin dıştan atağı bakanlar ile ilgili yaşananlar, ister istemez insanı kuşkuya düşürüyor.
Bu isimlere bir itirazım yok, tam tersine üç bakan, parlak geçmişe sahip, saygı duyulacak insanlar ve ister DP'li olsun ister olmasın birçok kişi tarafından olumlu karşılandı.
Dıştan atamalar, hem o kişilerin politik kaygı duymadan çalışacak olması hem de DP açısından "yeni bir sayfa açıyoruz" izlenimi vermesi açısından olumlu gelişmeler gibi göründü...
Ancak, daha sonra yaşanan bir dizi gelişme, olaylara o kadar da iyimser bakmamak gerektiği gerçeğini ortaya çıkardı ve bu atılan adımların masum olup olmadığını tartışılır hale getirdi.
DP'nin üç bakanının "anayasaya aykırılığı" ortaya çıktı.
Ve ardından çelişkili olaylar yaşanmaya başlandı.
Serdar Denktaş dedi ki; "Bu kişiler başsavcılıktan görüş alınarak seçildi, sorun olmaz..."
Fakat, Erdoğlu "Biz de görüş aldık, Başsavcı olumsuz görüş verdi, bu atamalar yasadışıdır" deyiverdi.
Tekrar Başsavcıdan görüş alındı ve "Anayasaya aykırıdır, bakan olamazlar" cevabı çıktı!
Bu kez de Serdar Denktaş, "Alternatifimiz var, yerlerine başkalarını atarız sorun yaşanmaz" dedi.
Herkes yeni isimleri beklerken Sayın Serdar Denktaş, bir bomba daha patlatarak; "Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyoruz, bakanları değiştirmiyoruz" dedi ve tartışmalı bakanlar görevlerini devraldı...
Bakanlar tartışılırken, Cumhuriyet Meclisi'nde başkan yardımcılığı için DP önce aday göstereceğini söyledi, ardından da gidip UBP'nin adayını destekleyerek CTP'yi ortada bıraktı...
Neymiş, DP'nin göstereceği aday üzerinde çok spekülasyon yapılmış da onlar da adaylarını geri çekmiş!
Ben de çok inandıydım.
Onun üzerinde spekülasyon varsa sen de başka aday gösterirsin ama gidip de ortağının seçmek istemediği, üstelik senin bakan adaylarını şikayet edip, kaos yaratan UBP'nin adayını seçmezsin!
Bu ne biçim iştir böyle?
DP neyi kanıtlamak istiyor?
Bir hayli soru işareti var!
DP dıştan üç bakan atarken, bunların anayasaya aykırı olduğunu bilmiyor muydu?
UBP'nin itirazından sonra "biz başsavcıya sorduk, ona göre atama yaptık" denildi, gerçekten de başsavcıya soruldu mu?
UBP de başsavcıya sormuş, başsavcı her iki partiye farklı farklı görüş mü verdi, yoksa Serdar Denktaş yalan mı söyledi?
Başsavcı başta DP'yi yanılttıysa niye çıkıp bunu kamuoyuna söylemiyorlar?
Başsavcının nihai görüşünden sonra "yarın yeni atamalar yapılacak" dendiği halde neden fikir değiştirildi de Anayasa Mahkemesi'ne başvurma kararı alındı?
Ortada yasadışı bir durum varken neden ısrar edilerek, bakanlar görevi devraldı?
Hükümetin "tartışılır" hale getirilmesi hoş mudur?
Bu sorular cevap bekliyor, şu ana kadar verilen cevaplar ne yazık ki bizi tatmin etmiyor!
DP'nin bir çırpıda bu kadar hatayı yapması anlaşılır gibi değil...
İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor!
Sanki DP, birtakım çevrelere, "bu oluşuma biraz da mecburiyetten girdik" mesajı veriyor, "İşte görün biz CTP'ye teslim olmuş değiliz" imajı yaratmaya çalışıyor...
Ve bu tavır karşısında CTP'li yetkililer çok iyimser!
Umarım DP, suni krizler yaratıp mayıs hedefini baltalamaya çalışmıyordur, umarım benimkisi kuruntudan ibarettir!
Ama bir gerçeği de söylemek gerek; sorunlu, kaprisli, bir dediği bir dediğini tutmayan ve ufacık boyuna rağmen kendini dev aynasında gören bir eşle evlilik yapan CTP'nin Allah yardımcısı olsun!!!
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
YASALLIK İSTEYENE BAKIN SİZ!
DP'nin dıştan atadığı, bakanlarla ilgili "anayasaya aykırıdır şikayeti" tam da UBP'lik bir tavır!
"DP'nin yaptığını onaylıyorum" anlamında söylemiyorum!
UBP şikayet etmese DP'nin dışarıdan atadığı bakanların "anayasaya aykırı olduğu" ortaya çıkar mıydı, çıkmaz mıydı ve bile bile yapılan böyle bir atama doğru muydu, yanlış mıydı tartışmasını bir tarafa bırakalım!
UBP'ye bakın siz!
Ülkede "yasadışılıkların", "usulsüzlüklerin", "kuralsızlıkların" bir numaralı uygulayıcısı bir anda "yasallık" aramaya başladı!
UBP'yi bilmesek gerçekten hassasiyet gösterdiğini zannedeceğiz!
İnanabiliyor musunuz, yasadışılığın adresi "yasallık" arıyor...
UBP'nin bu tavrı samimiyetten yoksundur, onlar "yasallığa" değil, "kaosa" oynuyor...
Seçime beş kala münhal açmadan devlet kadrolarını insanla istiflemek, '03 işçi kadrolarına' üniversite mezunlarını doldurmak "yasallıkla" bağdaşıyor mu?
Yine seçime beş kala, "aranan özelliklere sahip olmadıkları halde" yabancıları yangından mal kaçırır gibi vatandaş yapmak çok mu yasaldır?
Vatandaş yaptıkları insanların ikametgâh adresini "Sarayönü", "Açık Hava Müzesi", "Otobüs Terminali" ve benzeri uyduruk isimlerle göstermek nasıl bir yasallıktır?
Sinan Aygün'ü beş dakikada vatandaş yapmak ne kadar yasaldır?
Devlet olanaklarını yandaşlarına peşkeş çekmek yasal mıdır?
"Yasallıkla" arası iyi olmayan UBP'nin, yasallık istemesi inandırıcı değildir!
UBP, geçmişte kendisinin yaptıklarını, unutup bugün şikayetlerde bulunuyor...
Demokrasiyi, yasallığı, hakkı, adaleti, hukuku şimdi hatırladılar!
Henüz hiçbir dairede, kurumda bir çalışma yapılmadığı, kimseye dokunulmadığı halde UBP'liler "kıyımdan", "baskıdan" söz etmeye başladılar...
Çünkü kendilerinden biliyorlar, herkesi kendileri gibi zannediyorlar...
Muhalefete düşünce "demokrasiye", "yasallığa" sarıldılar, bir zamanlar ana muhalefete layık görmedikleri meclis başkan yardımcılığını şimdi "teamüller böyledir, bizimdir" diye savunuyorlar.
Teamüller gereği, Lefkoşa Belediye Başkanı hep Belediyeler Birliği başkanı olurdu ama başkent belediyesi CTP'ye geçince UBP teamülleri hiçe saymıştı...
Bunları ne çabuk unuttular!
UBP'ye kendilerinin geçmişte başkalarına tanıdığı kadar "demokrasi", layık gördüğü kadar "yasallık", verdiği kadar "hak" verilse nasıl olur acaba?
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
FIKRA
ÖNCELİK
Bir satış temsilcisi, bir personel sekreteri ve yöneticileri ile yemekten sonra dışarıda bir yürüyüş yaparken eski bir lamba bulurlar.
Lambayı ovuşturunca içinden dumanlar arasında bir cin çıkar.
Cin onlara; "Ben hep üç istek yerine getiririm, siz üç kişi olduğunuza göre birer istek hakkınız var" demiş.
Personel sekreteri; "Önce ben, önce ben" diye öne atılır.
"Bahama adalarında olmak istiyorum, bir sürat teknesi içinde hayata boş vermiş şekilde yaşamak isterim" diye istekte bulunur...
Puff der ve sekreter yok olur.
"Sıra bende" diye atılır satış temsilcisi.
"Ben Hawaii'de kumsalda olmak istiyorum, yanımda sevgilim ve sonsuz pina coladas olsun."
Puff der ve satış temsilcisi yok olur.
Cin yöneticiye döner; "Şimdi sıra sende" der.
Yönetici; "Bu iki salağı öğleden sonra masaları başında görmek istiyorum" diye istekte bulunur.
Kıssadan hisse: Önceliği daima yöneticiye verin.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
İŞTE BURADAYIM
Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar,
Şişinerek: 'İşte buradayım' der
Kısa bir düş boyunca sürer zaferi
Ölüm gelmiştir bile ve 'İşte buradayım!' der
ÖMER HAYYAM
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
|