![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Yorum Sayısı: 17 | ||
MEHMET - GIRNE |
14 Temmuz 2007, Cumartesi | 01:11 |
| ADNAN DOSTUM GIRNEDEN SELAMLAR,KIBRISLILARLA TURKIYELILERIN ARASINI BIRKAC SEVIYESI DUSUK SAHSIYET BOZAMAZ,BIZ HERZAMAN GARDASIK | ||
ADNAN - TASUCU |
10 Temmuz 2007, Salı | 05:52 |
| KEMAL ARKADAS AGZINA SAGLIK BENIM BIRCOK KIBRISLI DOSTUM VAR ,KIBRISLI KARDESLERIME BIRSEY OLURSA ILK GIDECEK OLANLARDANIM.KANSIZLAR BIZDEDE VAR ONLARDADA VAR AMA BIRKAC SUTU BOZUK ICIN BUTUN ULKEYI YARGILAYACAK CAHILLERI TAKMA KAFANA YURDISINDAN YAZANLAR ICIN CANINI SIKMA MEMLEKETLERNI NE KADAR SEVDIKLERI SENINDE DEDIGIN GIBI YASAMAYI SECTIKLERI ULKELERDEN BELLI ,KIBRISA SELAM | ||
Ali M. - California |
10 Temmuz 2007, Salı | 05:49 |
| Kemal Izmir,dort ay once ben de senin gibi dusunuyordum.Durumu anlamis degilsin.Bu adrese gir ve oku.www.haber7.com/haberphp?haber_id=250779 Yazan arkadas da Turkiyeli.Demek ki bicak kemige dayanmis.Dunyanin her yerinde yasayan Turklerimiz vardir.Var olusumuz Turkiye ve Kibrisin economisine buyuk yardim ediyor ve cok daha faydalarimiz oluyor.Turk Turktur,daha iyi Turk diye birsey yok.Sen su yaziyi bir oku da yine yorumunu yazarsin. | ||
cenk - girne |
10 Temmuz 2007, Salı | 05:27 |
| kuzeydeki hirsizlik ,cinayet ,mafya, tecavuz,uyusturucu tuccarlari,kadin saticilari,sapiklar ve kirolar biktirdi londradan yazan sahis , ismini turk yazacagna kendi ulken icin calis,amerikadan yazana da lafim ayni gavur kucagina can atacagna ulkene gel turk kucagna can at ama yabanci daha tatli,sizin gibi gavur parasiyla yasayip milliyetcilik satanlar biktirdi.madem memnunsunuz durumdan gavuristanda isiniz ne??? | ||
murat - l/sa |
10 Temmuz 2007, Salı | 05:26 |
| yurdisindaki gavur usaklari kibris sorununu karismasin yudrunu sevende yurdunda kalsin.ne mutlu kendi ulkemdeyim | ||
kemal - izmir |
09 Temmuz 2007, Pazartesi | 18:37 |
| benim esim kibrisli ve kibrisli turklerin turkiyelilerle sornunu hic olmadi onlarin sorunu oldugu tipleri ben turkiyede istemiyorum onlar neden istesin,yurdisindan yazan iki sahis gibi dusunen kibris dusmanlari yuzunden surekli her olay kibris turkiyeli olayina donusuyor,adamlar hirsizlari istemiyorum diyor biz kurtardik diyorsunuz uyusturucu saticilarni istemiyor rumcu diyorsunuz,katilleri istemiyor siz turk degilsiniz diyorsunuz onlar sizden daha turk ve gururla turk bayragi altinda yasiyor ,ikinizde turk dusmani irkci ulkelerde yasiyorsunuz biriniz londra digeriniz usa ve kalkmis buraya yorum yaziyorsunuz,ayiptir ,demekki sadece avrupada yasamakla insan kendini gelistiremiyor | ||
Turk - Londra |
04 Temmuz 2007, Çarşamba | 21:07 |
| Sayin Seray hanim bosuna kendinizi yormayin bunlar gibi dusunlerden ne koy olur ne kasaba birak ne halleri varsa gorsunler baslari sikisinca kurtarin diye bagiranlardan bunlar, ve ilk kacanlardan, olan gene bizim gibi insanlara olur ama bu sefer bir sey olursa ki insallah olmaz kimse kilini bile kipirdatmayacak cunku biktirdilar...Birak ne halleri varsa gorsunler... | ||
seray - usa |
01 Temmuz 2007, Pazar | 10:39 |
| goruyorum da komist parti zanlilari, gavur kucagina can atanlardansiniz. kibrista verilen oluleri degil avrupada calisma veya calisma alanlari ruyalariyla avunan partinin temelli oldugunu soyluyorsuznuz. temel nerede CTP nerede. bu partiyle gavurlari kendiniz icimize cagiriyor o gunleri unutuyorsunuz. bir bosnia kadar adam olmadiniz ki olulerimiz, kaybolan ailerimizi hakli cikarasiniz. kimin umrunda kuzey kibris kapilarini acmis. gavur gavuru destekler,biraz gozunuzu acin. kibrislilar da muslumanlarla is yapamaz cunku farklilar. Siz parti temelerinden bahsediniz ama gercek vatanlarini koruyup, ozgurluk icin calisanlari unuttunuz. gavurlar kktc tarafini sicak bulmuyorlar, sizlere ne oluyor da CTp nin hayeleriyle evinizi, ailezini unutuyorsunuz. Temelli parti ancak turk askerinin bizlere verdigi yasam sansini anlayanlardir. bu gun asker kacsin hepsi eskiye doner. unutmayiniz ki avrupa sizi 1974 once korumadi ve sonra da korumaycak. bizler bir ovuc kibrisli turkler o zaman ne yaparsiniz da bilemem. temelli parti vatanini kapilarini gavura acmayan, ozgurlugunun analamini bilen partidr. bir vatandas ki savasi yasamis. | ||
Salih - lefke |
27 Haziran 2007, Çarşamba | 06:32 |
| "Böyle gelmiş böyle gider yoktur çaresi" mi diyorsunuz! Vay halimize! | ||
Adı Bende Saklı - MAĞUSA |
27 Haziran 2007, Çarşamba | 05:50 |
| Ali Bey, yazılarınız güzel, size katılıyorum. Fotomontaj da çok güzel. Espriyi çok beğendim ama o hayvan deve değil, "Lama"... Sanırım siz de biliyrosunuz... Neyse yine de güzel. Bu da esprinin bir parçası olsun. Sevgiler... | ||
Apar Topar - kktc |
27 Haziran 2007, Çarşamba | 05:49 |
| Şu son paragrafta yanlış bir şey yazdım. Düzeltme gereği duydum... "Benim kirim ve kötü ter kokum su ile geçer ama kulakta kötü koku bırakan dolandırma DEDİKODULARI kakofonisini temizlenmeye çalıştıkça daha da kirleniyor. | ||
MEHMET - GİRNE |
27 Haziran 2007, Çarşamba | 05:48 |
| Sayın Apar Topar, sözünüzde durmuşsunuz. Gayet güzel oldu tebrik ederim | ||
Apar Topar - kktc |
27 Haziran 2007, Çarşamba | 05:46 |
| Şu son paragrafta yanlış bir şey yazdım. Düzeltme gereği duydum... "Benim kirim ve kötü ter kokum su ile geçer ama kulakta kötü koku bırakan dolandırma DEDİKODULARI kakofonisini temizlenmeye çalıştıkça daha da kirleniyor. | ||
Apar Topar - KKTC |
27 Haziran 2007, Çarşamba | 05:40 |
| Bu da aceleyle yazılmış apar topar bir yazı olacak ama tekrar dünkü yazıya gelelim... Olayı görmediğimden dolayı şahısları dolandırıcıkla itham etmenin olgusal olarak yanlış bir kere. İçerik ile olgu örtüşmüyor. Hâlâ daha aynı şeyi düşünüyorum. Peşin hükümlü ve popülist kanılardan uzak durmak istiyorum. Görmediğim şeyler için insanlara çamur atmak istemiyorum. Ama bir diğer yandan da, sokakta yürüyen insanların gözü ve sesiyle bakıldığı zaman, yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili “zaten bunların ayarındaki politikacılardan beklenmeyecek bir şey değil” üzerimize havasının çöktüğü olumsuz bir önyargı var öteden beri ve değişmesi de zor. Bizim siyasetteki konjönktürel mide bulandırma ve şeytan dürtmesini andıran şu kültürel bıkkınlık da göz önüne alındığı zaman bu tarz paranoyak komplo teori silsilesi söylemlerinin ardı arkası kesilmeyecek. Ama paranoyak olmak iyi bir şeydir. Benim dolandırma hadisesinde ışık tutmak istediğim şahıslar değil, olaylar veya durumlardır. Daha doğrusu genel anlamda, insan doğası: İnsan zayıflığı. Poe’nun akıllıca gözlemlediği gibi dolandırma eylemi tarih kadar eski. İnsan çoğuzaman kötüye daha meyilli. İskaryotlu Yahuda Hazreti İsa gibi birisini 30 kanlı gümüş karşılığında ispiyonlayıp çarmıha gerdirmişti. Bu iyi ve kötü arasındaki Maniheist ikili zıtlığın ötesinde bir şey: İnsan zayıflığı. İyi veya kötü meselesi değil. Suçumuz insan olmak. Gardımız indirdiğimiz anda kontrolden çıkıyoruz. Aslında tam bu nokta’da Marx’ı anımsamak faydalı olacak. Marx’ın genelde yanlış anlaşılan ya da dinsizlikle çarpıtılan tarihsel materyalizm’de (diyalektik materyalizm) göstermeye çalıştığı şey, biraz da indirgeyerek anlatacak olursak, ‘beden’in, yani insanın ihtiyaçları ve arzularıdır. Kısaca, vücut siyasası tarihsel bağlamda diyalektik materyalizmdir. Tarih bedensel eksiklikler ve ihtiyaçlar tarafından şekilleniyor. Bunu kabul etmek için komünist olmaya gerek yok. İnsan her yerde aynı amaç işin yaşar: mutlu olmak. Araçlar’ın etik ve estetik yönü kompleks ve değişken olsa da: Hırsızlık, yardımlaşma, dolandırma ve saire. Şu aşağıda alıntılanmış 1-2 ifadeye bakılırsa, beden politikası da en az dolandırıcılık tarihi kadar ezeli: Antik Yunan’da Epikuros’a göre insanın ekmek ve suyu olunca mutlulukta Zeus ile yarışabilir. İspanyol Cervantes bütün acılar azalır, yeter ki ekmeğin olsun” derdi. Hegel “önce yemek için bir şeyler, giymek için bir şeyler, ardından Tanrının Krallığı da gelir, yanısıra bunların.” Barbar savaşçılar boş zaferden çok kazançla ilgiliydiler. Ne de olsa onur gibi soyut kavramlar da maddi bolluğun olduğu yerlerde onarılırdı. İşte soyut, maddi olmayan, imgelemin, ruhun bile altında yatan, hani Marx’ın deyişiyle, düşünceyi belirleyenin madde olduğunu söylediği şey bu bağlama yakındır. Art niyet arayıp dinsizlik histerisini hortlatmaya gerek yoktur. Ne de olsa AntikYunan veya Kuzey Avrupalı “barbar”larda zamanında Marksizm yoktu. Ama beden politikası, insanın arzuları benzerdi. Gel de bunu baı insanlara anlatabilirsen anlat. İşte bu çerçevede komünizm solculuktan da, Marksizmden de farklı ve o da dolandırıcılık ve insan zayıflığı kadar kadim bir macera. Farkı da burada yatar. İktidar tarafından işler her boka sardığı zaman refleks gibi ağıdan çıkan ve her fırsatta “dolandırıcılığın ve kötülüklerin kaynağı “olarak yaftalanan naif anti-komünizm savı da epeyce yanılgıyı bir arada barındırıyor. Kel alaka bir durum. Hele bir de metafor olarak “yedikçe daha da acıkan bir hayvan” olarak kapitalist ekonomi tüm bu insan zayıflığı ve dolandırıcılığının işleyişine uygun bir zemin hazırlıyor, o zayıf insanın zayıflığını istismar ediyor. Kapitalist ekonominin şu tüketicileri cezbeden, hilekarları baştan çıkaran, dolandırıcıları baştan çıkaran anarşik ya da Darwinimsi doğası aslında dolandırma üzerine kuruldu. Çıkarların uluorta çarpışması yüzünden anlaşamayan, yapısal güçlük çeken bu dünyada birbinden korkup nefret eden insanların birbirini fırsat bulması halinde bir kaşık suda boğacağı, neredeyse herkesin herkese diş bilediği Hobbes’un “insan insanın kurdudur” düşüncesinin egemen olduğu böyle bir ortamda dolandırcıdan ne beklersiniz? Fare için onu gördüğü zaman ağzının suyu akan kedi ne ise, dolandırma da kapitalizm için odur. Şu dolandırma zemininde hergün kendini yeniden üreten kapitalist iktidarda tutunmayı başaramayan şahıslar varoluş nedenlerinin meşruiyetini sağlayan Komünizm stigmata işlevi görse de, bizi günahlarını unutturmaya davet ediyorlar, gerekirse yeni günahlara ses çıkarmamaya çağırıyorlar. Ne de olsa dolandırıcılık kadar sermaye de varoluş ilişkisi, insanlık durumudur. Bizim kadar sosyal bir varlıktır sermaye. Gören de kapitalist zihin durumunda tavuk gibi yolunanlara değer veriliyor zannedecek .. İnsan kötülük politikasında daha iyi. Bireye uygulanabilen topluluğa da uygulanabilir bir bakıma. Bir bireyin düşündüğünü cemaat da düşünebilir. Şurdan birisi çıkıp böyle şartlarda, düzgün ve temiz siyaset efsanesi artık modern bir mitoloji olmuş diyecek. Aslında çekici, soylu, ilham verici fikirlere ve amaçlara benzediğini de söyleyecek. Aslında özümüzde iyi insanlarız da diyecek... Ama neymiş efendim, içinde bulunduğumuz bağlam bu iyi potansiyeli aktüelize etmeye müsade etmiyor. Uygulamak zor olduğundan hayata geçirmenin hiç de pratik olmadığını söyleyecek. Dolandırıcılık daha mı pratik, gerçekçi ve konforlu? Ama son olarak, gerçeklikten kaçmak isteyen kültürel umutsuzların üzerine titrediği Poe’nun o neşeli sosyo-kritik yönünün bu tablo içerisinde açığa çıkması çok hoş bir POElitika..... Şu anda bu yaz sıcağında ve kanımı emmekten bıkmayan misafirlerimiz sivrisineklerin arasında ve kan ter içerisinde yazıyı tamamladım. Benim kirim ve kötü ter kokum su ile geçer ama kulakta kötü koku bırakan dolandırma kakofonisini temizlenmeye çalıştıkça daha da kirleniyor. | ||
Apar Topar - KKTC |
27 Haziran 2007, Çarşamba | 05:26 |
| DOLANDIRICILIK Dün gece apar topar ve uyuku sersemi yapmış olduğum alelâde yorumlarla ilgili fikrim değişmedi ve - söz verdiğim üzere Poe’dan yaptığım alıntının Türkçe çevirisini -birkaç cümle de ekleyerek- aktarıyorum. Birisinin işine yarar belki deiye yazının kaynağını da verdim. “Dolandırıcılığın – ya da dolandırmak fiilinden türetilmiş soyut kavramın anlamını herkes bilir; ama eylemin kendisini, yani dolandırmayı tanımlamak güçtür. Ancak dolandırmayı kendi başına ele almak yerine, insan dolandıran bir hayvandır dersek belki de meseleyi biraz olsun kavrayabiliriz. Plato bunu anlayabilse tüyleri yolunmuş tavuk meselesinde küçük düşmezdi. Plato’ya oldukça yerinde bir soru sormuşlar: Tüyleri yolunmuş bir tavuk açıkça iki ayaklı tüysüz bir hayvan olduğuna göre onun tanımına göre bu tavuk da insan sayılmaz mı? Ama ben benzer bir soru soracak değilim. İnsan dolandıran bir hayvandır ve insandan başka dolandıran hayvan yoktur. Bir kümes dolusu tüyleri yolunmuş tavuk bir araya gelse de bunu başaramaz” Aslında dolandırıcılığın özünü, temelini, ilkesini teşkil eden nitelik sadece ceket ve pantolon giyen hayvanlara ögüdür. Karga çalar; tilki aldatır; gelincik kurnazlıkla yener; insan ise dolandırır. Dolandırmak insanın alın yaısıdır. “İnsan hüzünlenmek için yaratılmıştır,” der şair. Hayır, insan dolandırmak için yaratılmıştır. Bu onun amacı – hedefi – niyetidir. Bu yüden insan dolandırınca işinin bittiğini söyleriz. Dolandırıcılık aslında bir bileşiktir. Bileşenleri küçük çaplılık, ilgi sebat, hünerlilik, korkusuzluk, soğukkanlılık , özgünlük, küstahlık ve sırıtmaktır... Dolandırıcılığın kökeni epey eskilere dayanır. Belki de ilk dolandırıcı Adem’dir. Her halükarda, dolandırıcılık biliminin epey eski olduğu kesindir. Ancak dolandırıcılık, kalın kafalı atalarımızın hayal bile edemeyeceği kadar kusursuzlaşmıştır çağımızda.” 499-501 Poe, Edgar Allan. “Dolandırıcılık.” İçerisinde, Bütün Hikayeleri. Çev. D. Körpe. İstanbul: İthaki, 2002, 499-507. | ||
MEHMET - GİRNE |
26 Haziran 2007, Salı | 07:39 |
| Apar Topar rumuzlu arkadaşı kutluyorum. Edgar Allan Poe'dan yaptığı alıntı tam da Özgür Parti'nin içinde bulunduğu durumu anlatıyor. Çok güzel bir yazı. Ali bey, fotomontaj da güzel olmuş... | ||
Apar Topar - KKTC |
26 Haziran 2007, Salı | 07:32 |
| Gözümle görmediğim ve iyi olaylar olmadığı için Kimseyi zan altında bırakmadan, Edgar Allan Poe'dan dünyanın en eski mesleği olduğunu iddia ettiği O uğraşa dair bir iki cümleyi alıntılayarak işaret etmek istiyorum... Yazık bu Poe'nun da hep gotik ve gizemci doğası ön plana çalışılmış yıllarca. Halbuki adamın ne hoş sosyal- eleştiri yönü varmış ... Dahası hâlâ daha da geçerliliğini koruyor; "We may get, however, at a tolerably distinct conception of the matter in hand, by defining- not the thing,diddling, in itself- but man, as an animal that diddles... Man is an animal that diddles, and there is no animal that diddles but man. “What constitutes the essence, the nare, the principle of diddling is, in fact, peculiar to the class of creatures that wear coats and pantaloons. A crow thieves; a fox cheats; a weasel outwits; a man diddles. To diddle is his destiny. "Man was made to mourn," says the poet. But not so:- he was made to diddle. This is his aim- his object- his end. And for this reason when a man's diddled we say he's "done." Yarın yazının Türkçe çevirisini de aktarırım ... Poe'yu orjinalinden okumak da ayrı bir zevk :) Eyvallah Ali bey :) | ||