|
İstanbul maceramız nihayet bitti...
Dün gece memlekete döndük...
Ancak son kez yine İstanbul'dan yazıyorum, bu yazıyı yola çıkmadan önce kaleme aldım.
Konferansta neredeyse herkesin derdiydi, "AKP kapanırsa ne olacak?" meselesi ama görüyorum ki Türkiye'de sokaktaki halkın pek de derdi değil bunlar...
"Tüm politikacılar aynıdır" görüşü hakim ama AKP'nin de hakkını veriyorlar.
İktidara her geçenin, kendisine ve çevresine çalıştığını söylüyorlar.
Taksiciye, tezgahtara, mağaza sahibine, seyyar satıcıya yani halka göre, "AKP, kötünün iyisi".
Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin zaafları olduğunu ama onların yerine koyacak birinin de bulunmadığını söylüyor vatandaşlar.
"AKP kapanırsa ne olacak?" diyoruz.
Cevap hazır: "Hiiççç hayat devam edecek".
AKP'lilerin bir şekilde başka bir partinin altında yeniden örgütlenip, yeniden seçimi kazanacağını söylüyorlar.
Hem de bu konuda çok emin konuşuyor sokaktaki adam.
"Bir Tayyip Erdoğan bir Abdullah Gül daha var mı?" diye soruyorlar bize.
Bir iki kişi değil ama her konuştuğumuz aynı şeyi söylüyor.
Halktan CHP'ye çok büyük tepki var, hem de CHP'liler bile öfkeli.
Bir şekilde hep başkan seçilen Baykal'dan ve onun takip ettiği politikadan herkes şikayetçi.
AKP'nin alternatifsiz olduğunu, bu alternatifsizliğin, doğal olarak da sağlam muhalefet olmaması nedeniyle de AKP'nin birtakım hatalar yaptığına inanıyor vatandaşlar.
"Türkiye'de yaşamak zor" dedi bir taksici, daha sonra da "üstelik Kürt olmak ondan daha da zor" diye ekledi.
Güneydoğu'daki olaylar nedeniyle köyünden göç edip İstanbul'a gelmiş.
"PKK ile güvenlik görevlileri arasında sıkıştık kaldık, ne birine yaranabiliyorsun ne diğerinden paçanı kurtarabiliyorsun. Oralarda kalsaydık, kesin başımıza bir iş gelirdi" diyen taksici, eşi ve 7 çocuğuyla İstanbul'a göç ettiğini ama bu büyük kentte de yaşamanın, çocuklarını bu kentin tehlikelerinden korumanın zor olduğunu söylüyor.
Gece gündüz, direksiyon sallıyor, otomobil kendisinin ama plaka başkasının olunca pek bir değeri olmuyor mal sahibi olmanın, çünkü değer eden, taşıma izni olan plaka.
Bu nedenle kendi otomobilinde işçi gibi çalışıyor.
Bir Türkiye gerçeği adeta.
Halk, "iktidardaki parti kapatılacak, yöneticiler seçim yasağı alacak, memlekette istikrarsızlık olacak" gibi söylemlere dudak büküyor, "Ne zaman sürekli istikrar yakaladık ki?" diyorlar.
Sınıflar arasındaki derin farklılığı hemen fark etmek mümkün.
Bu güzelim memlekette gerçekten büyük fakirlik var.
***
Dün çok sayıda genç, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm yıldönümü nedeniyle eylem yaptı İstiklal Caddesi'nde, Taksim meydanına yürüdüler.
Üniversiteli, liseli gençlerin pankartlı, sloganlı, marşlı gösterisi görülmeye değerdi.
Gençlerden daha fazla polis vardı oralarda ama bu kez müdahale etmediler, herhangi bir olay çıkmadı.
AKP ve ABD karşıtı sloganlar atıldı...
Bizim 1 Mayıs mitinglerinden daha kalabalıktılar...
Farkındayım, "Kıbrıs'ın sorunlarını hallettin de Türkiye mi kaldı?" diyorsunuz değil mi?
Haklısınız ama memleketten uzaktayız ve buraların da havasını soluduğumuz için sizinle paylaşalım dedik.
Hem Türkiye'de olanlar da bizi etkiliyorsa niye kafaya takmayalım ki?
Örneğin AKP'nin kapanmasının Kıbrıs'ı etkilemeyeceğini kim söyleyebilir ki?
|