|
Eskiden otostop yapan kişileri otomobilime alırdım.
Kapıya bir şeyler satmaya gelenlere de elimden geldiğince yardım ederdim, ihtiyacım olmasa bile eve davet eder, bir şeyler alırdım.
Evimizin kapısını da pek kilitlemezdik, çekerdik yalnızca...
Yaz aylarında pencereleri kapatmayı da pek düşünmezdik...
Sakın size o klişe, "eskiden kapımız, penceremiz açıktı" hikayesini anlatacağımı sanmayın...
30- 35 yıl öncesinden değil, 8- 10 sene öncesinden söz ediyorum.
Yani diyeceğim, şimdiki durumlar, 8-10 sene öncesinden daha kötü, yani gittikçe daha kötü oluyor.
"Penceremizi kapatmazdık" dediğim söze de açıklama getireyim; dairemiz dördüncü kattadır, yani nispeten güvenli, yani "dördüncü kata yetişemezler" diye düşünürseniz.
Ancak bölgeye hırsızlar dadanınca, komşularımızın evine girince, dördüncü katta olmamıza rağmen, panjur taktırdık.
Anladık ki dört kat da yeterli olmuyor...
Dört katlı, 12 daireli, kalabalık sayılabilecek bir apartmana hırsız girebileceğini düşünebiliyor musunuz, giriyor ama işte.
O yüzden kapımızı kilitliyoruz, pencerelerimizle ilgili önlemlerimizi de artırdık.
Başta söylediğime döneyim, neden artık otostopçuları otomobilime almıyorum?
İnanın üzülüyorum otostop yapanları almadığım için, çünkü ben yıllarca köyüm Alaniçi'ne otobüsle gittim geldim...
Maalesef belli bir saate kadar Dörtyol köyüne kadar gidiyordu otobüsler ve geriye kalan yolu hep otostop yaparak tamamlardım.
Yolda kalmanın ne demek olduğunu, bomboş otomobillerin cart diye geçip insanı almamasının yarattığı öfkeyi iyi bilirim.
Ancak artık yoldan birisini almak güvenli değil, tanımadığı insanları otomobiline alıp da başına dert alan insanlar çoğaldı.
Kapıya gelip bir şeyler satmaya çalışanlara da güvenmiyorum, hatta kapıyı açmamayı dahi tercih ederim, satıcı kılığıyla gelip hırsızlık yapanlar ya da uyduruk hikayelerle duygu sömürüsü yapıp zamanımızı çalanlar, paramızı alanlar da arttı.
Suç cenneti oldu ülkemiz; gazetelerde her gün çok sayıda mahkeme haberi var; hırsızlık, soygun, gasp, tecavüz, cinayet, uyuşturucu...
Önceki gün Mağusa'da üniversite öğrencisi bir kıza gündüz saatlerinde, bir inşaat işçisi tarafından vahşice tecavüz edildi.
Korkunç bir şey bu, gencecik bir insanın dünyasını kararttı insafsız adam, insanın tüyleri diken diken oluyor.
Memleketim artık tanınmaz halde.
Tamam, bu tür olaylar elbette dünyadaki birçok ülkede var ama bizimki kadar küçük bir ülkede bunları kontrol altına almak bu kadar zor olmamalı.
Üstelik de sorunun kaynağı belliyken.
Artık bir gerçek kabul edilmeli ve bu gerçeği dile getirenler Türkiye düşmanı olarak görülmemeli.
Bu ülkeye insanlar bu kadar rahat elini kolunu sallayarak gelmemeli, Türkiye'de bir aftan sonra veya cezasını doldurduktan sonra suçlular buraya doluşmamalı.
Beş parasız gelip de çaresiz kalınca hırsızlık yapmak zorunda kalmamalı.
İnsani yönden de bakacak olursak, işverenler tarafından burada sömürülmemeli, birileri bu Kuzey Kıbrıs'ın taşının toprağının altın olmadığını birilerine anlatmalı.
Hayır, "tüm suçlular Türkiye'den geliyor" demek istemiyorum, burada doğup büyüyen hırsız, dolandırıcı, tecavüzcü de var mutlaka, nitekim zaman zaman gazetelere de yansıyor ancak, maalesef suçluların çoğunluğu Türkiye'den geliyor.
Bu ülke 70 milyonluk bir ülkenin suçlularını kaldıramaz, bunun ağırlığı altında kalır, yıkılır ve bunları söyleyenlere de Türk halkının düşmanı demeyin, bu satırları yazan beni Türk halkını sevmiyor diye suçlamayın, çünkü öyle değildir, gerçekleri söylemek Türkiye düşmanlığı ile algılanmamalı, aksi takdirde bu sorunları çözemeyiz, böyle giderse çözemeyeceğiz de...
|