FANATİK GRUPLARA DOKUNULMAZLIK ZIRHINI KİM GİYDİRDİ?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Mart 2004, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Lefkoşa'da dün tiyatrocuların karnaval yürüyüşü vardı.

Kuzey Kıbrıs'ta başlayan yürüyüş, Güney Kıbrıs'ta noktalanacaktı.

"Kıbrıs'ta Barış Engellenemez" adlı karnaval yürüyüşü iyi başlamıştı, rengarenk kıyafetler ve müzik eşliğinde katılımcılar unutulmaz bir güne imza atmaya hazırlanıyordu...

Ama bu güzelliği hazmedemeyenler, "barış" sözcüğüne tahammül edemeyenler bu güzelliği bozmak için harekete geçmişti.

Kendilerine "ulusal güçler" adını veren Ülkücü grup karnavalın önünü kesti, taşkınlık yaptı, tehdit savurdu, küfretti.

Ülkücüler, karnavala katılanlara; "hainler", "piçler" diyecek kadar ileri gitti.

Karnaval için yetkili mercilerden izin alındı, bir haftadır gazetelere ilanlar veriliyor, yani bu, yasal bir etkinlikti.

Halbuki karnavalın önünü kesen Ülkücüler eylem için izin almamıştı, yani gayrı yasal eylem yapıyordu, tehdit savuruyordu, küfrediyordu ama polis 70- 80 kişiyi dağıtamıyordu.

Taşkınlık yapan, çatışma çıkması için provokasyona başvuran bir grubu koskoca polis teşkilatı dağıtamıyordu.

Aksine neredeyse karnaval yürüyüşü yapanları dağıtacaktı.

Polis bu insanları nasıl dağıtamaz, Ülkücülerin dokunulmazlığı mı vardır?

Kim emir vermiştir de polis Ülkücülere dokunamamıştır.

İsviçre'de çözüm arayışları devam ederken, sırf "çözüm" yanlısıdırlar diye küfre, tehdide maruz kalan bu insanların yolunu polisin açamamasının nedeni nedir?

Kim giydirmiştir Ülkücülere bu dokunulmazlık zırhını?

Tüm dünya gözünü Kıbrıs'a çevirmişken, bu çirkinliklerden medet uman kimdir?

Yoksa Cumhurbaşkanı Denktaş'ın posterini taşımak mı onları dokunulmaz yaptı?

Bir tarafında Denktaş'ın fotoğrafı olan posterlerde, yumruk fotoğrafı üzerine "onlar bu dilden anlar" diyorlar.

Yani çözüm isteyenlere, Denktaş'a muhalif olanlara şiddeti reva görüyorlar.

Denktaş'lı posterlerle tehdit savuruyorlar.

Denktaş acaba ne diyor bu posterlere, kendisi ile aynı düşüncede olmayanların, çözüm isteyenlerin şiddete maruz kalmasını ister mi acaba Denktaş da?

Posterden aldığımız bazı ifadeler şöyle;

"Onlar 'lütfen'den anlamaz 'ulan'dan anlar... Onlar çiçekten anlamaz dikenden anlar... Güvercinden, kelebekten değil, kartaldan anlar... Ve onlar kanattan anlamaz, gagadan anlar, pençeden anlar... Onlar şarkıdan, türküden, ağıttan anlamaz belki marştan anlar... Onlar yaydan anlamaz oktan anlar... Ayrıca dil döküp durduk, onlar dilden anlamaz elden anlar... Tokatla yumrukla belenmeye alışık olanlar, el işaretinden değil, tokattan yumruktan anlar... Onlar soğukkanlılıktan anlamaz öfkeden anlar... Onlar aydınlıktan anlamaz, ateşten anlar... Onlar ipekten kağıttan değil, demirden çelikten kurşundan anlar, dövüşmeden anlar... Onlar önsözden anlamaz, son sözden anlar..."

Bu şiddet ve tehdit edebiyatının kime ne faydası var?

Karnavala katılanlar, provokasyonlardan etkilenmedi, soğukkanlılıkla güzergâhını değiştirdi ve olaysız bir şekilde yollarına devem etti.

Ama bu şekilde fanatik grupların üzerine dokunulmazlık zırhı giydirilirse gelecekte istenmeyen olaylar da yaşanacaktır...

Kıbrıslı Türklere "piçler" diyen, şiddetle tehdit eden bu kişileri koruyanlar utanmalıdır ve ateşle oynadıklarının farkına varmalıdırlar.

*****************************************************************************************************

BU ZİHNİYETLE NEREYE KADAR?

Bir bilim adamı...

Akademisyen...

Profesör doktor...

İstanbul Üniversitesi gibi prestijli bir üniversitenin rektörü...

Kemal Alemdaroğlu'ndan söz ediyoruz.

Alemdaroğlu, Kıbrıs'ta çözüme doğru gidilmesini hazmedemeyerek, "gerekirse 135 bin şehit daha veririz, Kıbrıs'ı da Yunanistan'ı da alırız" dedi.

Sıradan birisi söylese neyse de böyle bir kişi nasıl böyle konuşabiliyor?

Gerekirse Kıbrıs'ı da Yunanistan'ı alırmış...

Göbekten atmak kolay, hangi çağda olduğumuzu unuttu galiba?

Fetih zihniyetiyle çözüm mü olur?

İşte bu sözler, AKP Hükümeti'nin Kıbrıs'ta çözüm yolunda ne kadar zor bir virajda olduğunun göstergesidir.

Rektörler, bilim adamlarının bile fetih zihniyetinden kurtulamadığı bir ülkede, Kıbrıs'ta çözüm için irade koymak gerçekten zor.

AB'ye girmek için çaba sarf eden bir ülkenin akademisyenin böyle konuşması ne acı bir durum!

Eğer Türkiye'de Alemdaroğlu gibi kişiler çoğunluktaysa, AB'ye girilse ne yazar?

Yeni nesilleri, bu zihniyette adamlar eğitiyorsa vay Türkiye'nin haline!

Anladınız mı şimdi Türkiye'de yıllardır Kıbrıs sorununda doğru dürüst adım atılmamasının nedenini?

Yazık, çok yazık!!

*******************************************************************************************************

ALDATIP TANITTIRABİLİR Mİ?

Geçtiğimiz hafta Denktaş, "BM'ye KKTC Anayasası'nı vereceğim" diye tutturmuştu.

Halbuki bir komite oluşturulmuş, üyeler gece- gündüz çalışıp yeni anayasayı ortaya çıkarmışlardı.

Denktaş Bey, mutlaka bir şey düşünerek KKTC Anayasası vermekte ısrar etmişti...

Yıllardır KKTC'yi tanıtamadılar, kim bilir, belki de BM'ye KKTC Anayasası'nı verince;onları aldatıp, KKTC'yi de tanıtmış olacağını sanıyor olabilir.

Eh, aldatıp da BM'ye tanıttırırsa, tabiatıyla tüm dünya tanıyacak!

Ne hayal ama ha?

   6369 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?