Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



En azından şimdilik süreci koparacak bir gelişme olmadı

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Mayıs 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Talat- Hristofyas görüşmesi öncesi ortada pek de iç açıcı bir durum olmadığı için cuma günkü görüşmeye basın bile çok fazla ilgi göstermedi.

Genel beklenti, bu görüşmenin iyi geçmeyeceği yönündeydi, özellikle Hristofyas'ın daha önce gündeme getirdiği endişelerini ortaya koyması, sıkıntılı bir ortam doğması bekleniyordu.

Üç saat süren toplantı belki de gergin geçmiştir...

Dün izinliydim, Rum basınını takip edemedim, ne senaryolar ortaya çıktı bilmiyorum ama Talat- Hristofyas görüşmesini takip eden arkadaşlar, Hristofyas'ın biraz gergin göründüğünü söylüyor.

Geçmişte nasıl ki Annan planı ile 8 Mart Anlaşması telaffuz edilmediği halde onları dolaylı tarif eden açıklamalar ortaya çıktıysa, geçen cuma da Hristofyas'ın erteleme talebinden söz edilmeden de verilen tarihlerle aslında bu talebin gerçekleştiği anlaşılıyor.

Hele bir gazetecinin, "Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti mi yoksa bakir doğum mu olacağı" yönündeki sorusuna Hristofyas'ın "Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti" demesine ne diyorsunuz?

Cevap "Kıbrıs Cumhuriyeti" olmadığına göre ve başka bir isim telaffuz edildiğine göre bu bir "bakir doğum" değil de nedir?

Öte yandan, Rum tarafının "Talat, federasyondan uzaklaşıyor" endişesi de boşa çıkmış oldu, Türk tarafının, "Hristofyas Kıbrıs Cumhuriyeti dışında bir oluşuma sıcak bakar mı?" endişesi de...

Liderler, "siyasi eşitliğe dayalı iki bölgeli, iki toplumlu federasyona bağlılıklarını" teyit etti.

Düz mantıkla baktığınızda, sanki Hristofyas daha tavizkar davranmış gibi geliyor insana.

Aslında belki konuşmak için erken ama ortada çok da umut kırıcı bir durum yokmuş gibi görünüyor.

Gördüğüm kadarıyla Talat ve ekibi son görüşmeden oldukça memnun görünüyor, yüzlerinde güller açıyor...

Hristofyas'ın bir sonraki adımı ne olacak bilmiyoruz ama uyumlu bir görüşmeci izlenimi veriyor.

Hazır, kapsamlı görüşmeleri yürütecek BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Avustralyalı Alexander Downer de atanmak üzere.

Yani süreç devam ediyor, şimdilik durumlar iyi gibi.

Tabii ki konuşmak için çok erken, daha esas konuşulacak konuların başlıkları bile anılmadı ama en azından sürecin başlayacağının bir belirtisidir şimdiki gelişmeler.

Mutlaka yakında yeni senaryolar, yeni komplo teorileri, liderlerin arada sert çıkışları olacak ama sanırım bunlar işin tuzu biberi...

Biz yine de ne çok umutlu ne de çok karamsar olalım.

Süreci koparacak bir durum yok en azından, yürüyelim bakalım ne olacak bu durum? GEL ARTIK

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.

Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,

Anlatamam, nasıl ıssız karanlık...

Ve zehir- zıkkım cigaram.

Gene bir cehennem var yastığımda

Gel artık...

AHMED ARİF

Acaba... Peksemet gibi dağılan bariyer

Lefkoşa- Girne anayolunda önceki gün uçuruma uçan otomobille ilgili kazanın haberini gazetede okudunuz herhalde. Burada dikkatinizi bir şey çekti mi? Otomobillerin olası yoldan çıkmaları durumunda uçuruma yuvarlanmasın diye konulan çelik bariyerin bu kazada nasıl peksemet gibi dağıldığına dikkat ettiniz mi? Eğer bu bariyerler bu kadar kolay dağılacaksa koymayın daha iyi. Zaten uzaktan bile gözüme çok yufka geliyordu, yanılmamışım.

Diyorum...

SEFERBERLİK

Sevgili Cenk Mutluyakalı, hafta arası seferberlikle ilgili kısa bir yazı yazdı...

Saat saat neler yaptıklarını anlattı kısaca...

Yazıda yorum yoktu ama okuyan "aslında seferberlikte pek bir şey yapılmıyor, boşuna zaman harcanıyor" gibi bir anlam çıkarıyordu.

Aynı gün ben de başka bir birlikte seferberlikteydim, Cenk'in yazdığından tek farkı, bize bazı silahlarla ilgili bazı bilgiler vermeleriydi.

Geçmişte üç gün yapıyorduk seferberliği, hatta ben sonunu yetiştim, bölükte dahi kalınıyordu geceleri, sonraları geceleri bölükte kalma kaldırıldı ama bu kez de cuma, cumartesi ve pazar olan üç günden cumartesileri gece eğitimi vardı.

Üç gün hayli etkiliyordu bizi, hele de gece eğitimi olan cumartesileri çok zorumuza giderdi...

Sonra tek güne indi seferberlik, aslında böylesi de daha iyi oldu.

Tek gün olduğu ve pek bir şey de yapmadığımız halde, işimizden gücümüzden oluyoruz diye söylenip duruyoruz hep.

Bu çağda, bu teknolojik ortamda seferberlikte yaptıklarımız biraz komik gibi geliyor bizi ama seferberliklerin benim açımdan iyi bir tarafı var; o da uzun zaman görmediğimiz arkadaşlarımızla bir araya gelmemiz.

Geçmişte birçok şey paylaştığımız, dostlarımız, okul arkadaşlarımızı görüp sohbet ediyoruz...

O kadar çok konuşuyoruz ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz.

Geçmişte sevgili Muharrem Faiz ile aynı bölükte seferberlik yapıyorduk, herkes Faiz'in başına toplanır, konu konuyu açardı.

Muharrem Faiz'in toplum bilimci değerlendirmeleri bir tür mini konferansa dönüşürdü.

Birkaç yıldır Faiz yok, yaşı doldu seferberliğe gelmiyor, o sohbetleri arıyoruz doğrusu.

Seferberlikte çocukluk arkadaşlarımı, okul arkadaşlarımı, askerlik arkadaşlarımı bazı akrabalarımı görme imkanı buluyorum.

Çarşamba günü Gülseren kampından eve dönerken düşündüm, yaşımız dolup da artık seferberliğe gitmediğimizde demek ki bu dostları, arkadaşları hiç göremeyeceğiz.

Çünkü o kadar çok işe güce daldık ki arkadaşlarımıza zaman ayırmaz olduk, halbuki o kadar paylaşacağımız şey varken.

"Bir an önce yaşım gelsin, bitsin bu seferberlik" diyorum ama bir taraftan da dostlarımla yılda bir olsun yakaladığımız bu ortamı kaybedeceğim diye üzülüyorum doğrusu.

SİRK

Çocuklarım ısrar etmese Gönyeli'ye gelen "Harikalar Sirki"ne gitmeyecektim doğrusu.

Yıllarca televizyondan sirkleri seyrettik...

Severdim sirkleri, hiç kaçırmazdım ama elindeki kırbacı yere şaklatan eğitmenlerin hayvanlara yaptırdığı hareketleri, ta çocukluktan buruk seyrederdim.

O kırbacın yere şaklamasıyla, aslında eğitilirken hayvanların vücudunda da şakladığını hayal eder üzülürdüm.

O hayvanların o hareketleri severek yaptığından hep şüphe duymuşumdur.

Ancak sirklerdeki o zor hareketleri yapan akrobatları, cambazlıkları, sihirbazları zevkle izlerdim.

Gönyeli'deki sirkte hayvanlar yok.

İyi bir sürpriz oldu benim için, "iyi ki hayvanlar yok" diye düşündüm.

Çocuklar için gittiğimiz sirkte çok eğlendiğimi söyleyebilirim.

Böyle bir değişikliğe ihtiyacımız varmış meğerse.

Çadırda bambaşka bir dünya vardı adeta.

Stres atmak için birebir.

Bazen "sirke çevirdiniz burayı" deriz ortam bozulduğunda ve ciddiyet kaybolduğunda ama çok haksızlık ediyoruz diye düşündüm, "tiyatroya çevirdik burayı" dediğimizde tiyatro sanatına yaptığımız hakaret gibi.

Kızdığınızda artık "burayı sirke çevirdiniz" demeyin, çünkü ben baktım, yaptıkları iş eğlendirse de izleyenleri, aslında onlar son derece ciddiyetle yapmak zorunda işini.

Çünkü riskli, hata kaldırmayan işler yapıyorlar, kendi içinde müthiş bir disiplin ve konsantre isteyen bir işleri var.

Örneğin, ayaklarıyla yukarıya tutunup, aşağıya doğru sarkan adamın, havada kendini boşluğa bırakan kadını elinden kavrayabilip, aşağıya düşürmeyecek kadar da sıkı tutabilmesi kolay bir iş değil doğrusu.

Tavsiye ediyorum, atın kendinizi sirke, değişik bir gün yaşayın.

   910 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?
07 Ekim 2008, Salı   CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR
06 Ekim 2008, Pazartesi   BAŞBAKAN SOYER VE MALİYE BAKANI UZUN'A SÖZ HAKKI
04 Ekim 2008, Cumartesi   BAYRAM YERİNDEKİ OYUNCAKLAR
03 Ekim 2008, Cuma   HADE GÜZEL BİR ŞEY YAZAYIM AMA NASIL?
02 Ekim 2008, Perşembe   MAĞUSA HALKI, KALE İÇİNİ KAPTIRMAK İSTEMİYOR
01 Ekim 2008, Çarşamba   DANGALAKLARI MI SEVERSİNİZ, YALAKALARI MI?
30 Eylül 2008, Salı   CTP'NİN DİKMEN ÇÖPLÜĞÜ EYLEMİ
29 Eylül 2008, Pazartesi   HAYAT BÖYLEDİR İŞTE
28 Eylül 2008, Pazar   ASIK SURATLILAR



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Farkı kalitesi...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital