|
Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Maliye Bakanı Ahmet Uzun, hem 21 Eylül tarihli KIBRIS gazetesinin "Geldi satıp gidiyor" başlıklı manşetinde, hem de "Kimi Kandırıyorsunuz" başlıklı köşe yazımda yer alan "Vaha SPA" tesisi ile ilgili söz hakkı istedi.
Köşemi takip edenler, söz hakkı konusunda hassas olduğumu ve mutlaka bu hakkı tanıdığımı bilirler.
Öncelikle şunu söyleyeyim; Başbakan Soyer'i köşe yazımda eleştirme nedenim; 10 dönümlük bir araziye kurulmuş olan "Vaha SPA" tesisini sanki de tek odalı bir güzellik salonuymuş gibi sunduğu ve bu tesisi yatırım olarak kabul etmediği içindi. Üstelik bunlar, genel bir eleştirinin bir bölümünü oluşturuyordu.
Bir de birçok tesisin kapandığına, bazı işadamlarının tesislerini söküp, yurt dışına taşıdığına işaret edip, ortada bir sorun olduğuna vurgu yapmıştım.
"Vaha SPA" yetkililerinin "ağır vergilerden" şikayeti benim köşe yazımda yer almadı, iddia, 21 Eylül tarihli KIBRIS gazetesinin "Geldi satıp gidiyor" manşetinde yer almıştı, tesis yetkililerinin iddiasıydı.
Ancak ne yapalım; biz de KIBRIS gazetesinin haber müdürü olduğumuza göre, köşe yazımızda öyle bir ifade yer almasa da söz hakkını veriyoruz Sayın Soyer ve Sayın Uzun'a...
Hatırlatmam gerekirse, 10 dönüm arazi üzerine kurulan, doğa ile iç içe sağlık, güzellik, spor ve bakım kompleksi olan "Vaha SPA" tesisinin yetkilileri, tesisi kapatma nedenlerinin "ağır vergiler" ve "ekonomik kriz" olduğunu açıklamıştı.
İşte Başbakan Soyer ve Maliye Bakanı Uzun'un en büyük şikayeti, tesisin yetkililerinin "ağır vergiler" ifadesini kullanması üzerine, çünkü hükümet bu tesisten bugüne kadar hiç vergi talebinde bulunmamış.
Açıklamayı hükümet adına Maliye Bakanı Ahmet Uzun yaptı.
Uzun'un verdiği bilgiye göre, 20 Kasım 2003'te Şirketler Mukayyitliği'ne kaydı yapılan şirket, Mart 2008'e kadar sürekli yatırım yaptığı bildiriminde bulunmuş, faaliyet yapmadığını bildirmiş, bu nedenle şirketten herhangi bir vergi talebinde bulunulmamış.
Şirket, Mart 2008'den itibaren çalıştığı yönünde beyanda bulunmuş. Şirketten KDV dahi alınmamış, rakamlar birbirini götürmüş, eski alacaklarına gitmiş KDV de...
"Vaha SPA", Mayıs 2008'de 11 kişi için toplam 50 YTL ödemiş, çünkü çalıştırdığı 11 kişi için asgari ücret ödediğini göstermiş.
Alanında uzman, yetişmiş yabancı uyruklu insanların asgari ücretle çalıştırılması konusunda şüpheleri de var maliyenin.
Bu yetişmiş kişilere asgari ücretin üzerinde maaş ödeyip, yetkili mercilere asgari ücret gösterildiği konusunda şüpheleri olduğu halde, sırf yabancı yatırımcıdır diye tesisin yetkililerini rahatsız etmemiş Vergi Dairesi, hep "çalışmaya başlasınlar, kazansınlar, işleri düzelsin, buralara kök salsınlar, ülkeye yararlı olsunlar" diye beklenmiş, bugüne kadar tesisten yalnızca stopaj alınmış.
Ahmet Uzun, şirket yetkililerinin, "ülkeye istihdam sağlıyordu" iddiasının da gerçek dışı olduğunu, çünkü çalışanlarının tümünün yurt dışından getirilmiş çalışanlar olduğunu belirtti.
Yabancı yatırımcıyı rahatsız etmeme adına, tesis yetkililerinin mühürsüz sipariş fişi kullandıkları halde ceza dahi kesmemişler tesise.
Ahmet Uzun, "Ağır vergi yüzünden kapandı denmesi fenamıza gidiyor, çünkü bu şirketten vergi talep etmedik. Bu tesise hiçbir vergi yükü gelmedi, bir kuruşluk vergi ağırlığı olmadı. Sürekli yatırım yapıldığı söylendi. Bazı kusurlarına dahi göz yumduk, buna rağmen hükümeti sorumlu tutmaları haksızlıktır" dedi.
Ahmet Uzun, işadamı Ahmet Erçıka'nın plastik ve metal enjeksiyon fabrikasını sökerek, Silifke'ye kurma kararını da değerlendirerek, Erçıka'ya yardımcı olduklarını, plastik hammaddesi üzerindeki yüzde 5'lik vergiyi yüzde 1'e indirdiklerini, bu düzenlemeyi Bakanlar Kurulu kararıyla yaptıklarını söyledi.
Uzun, "Hiçbir şey yapılmıyor, yardım yapılmıyor denilmesi bizi üzüyor, çünkü elimizden geldiğince herkese yardımcı olmaya çalışıyoruz" dedi.
Bakan Uzun, her iki konuda belgeleri de sundu.
Tamam, inandım "Vaha SPA" yetkililerinin vergi vermediğine, zaten belgeleri de gördüm, inanmamak mümkün değil ama tüm sorun bir şirketin vergi verip vermemesi meselesi mi?
Ülkede bir sıkıntı yaşandığı gerçek değil mi?
Neyse, söz hakkı verdik fazla kurcalamayalım, söz hakkının anlamını bozmayalım, başka bir yazıda ele alırız.
|