MARKAJ 09/05/2004

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Mayıs 2004, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

**********

Acaba...

ABD'den çözüm beklemek!

ABD'li askerlerin Irak'taki esirlere yaptığı işkenceleri yansıtan fotoğrafları gazetelerde gördünüz herhalde. Gerçekten iğrenç görüntüler. Bu işkenceleri yapanlar normal insanlar olamaz. Hedef seçtiği ülkelere "bombayla, füzeyle demokrasi götürdüğünü!!" iddia eden bir ülkenin askerleri, esirlere karşı ne kadar nazik olabilir ki? ABD'liler Kıbrıs'ta da sözde çözüm için uğraşıyor. Çözüm istediklerinden pek emin değilim. İşkenceci ABD'lilerden bize çözüm getirmesini veya açılımlarda bulunmasını bekliyoruz! Ne acı bir durum değil mi? Yardımları eksik kalsın!

Diyorum...

************

Kaleme karşı bomba

Bombalar patladı, polis olay yerine yarım saat sonra geldi. Yani bu saldırganlar, içeriye girse, hepimizi kesse ve torbalara doldurup gitse, yarım saat onlara yeterliydi

Kaleme, kalemle değil de bombayla karşılık vermek, kalleşçe ve korkakça bir davranış değil midir?

Bombacıların hedefi bu kez KIBRIS tesisleri idi!

KIBRIS'ın yayın politikası birilerinin çıkarlarına ters düştü, hazmedemezler.

Bir süreden beridir devam eden tehditler, sonunda eyleme dönüştü.

Aynı yöntemle daha önce Afrika gazetesini de susturmaya çalıştılar, defalarca tehdit ve saldırıya uğradı Afrika, ancak susturulamadı.

KIBRIS'ı da susturamayacaklar...

Afrika'ya yönelik saldırının şiddeti artarak, baskı makinesini darmadağın edecek boyuta ulaştığında, memleketin cumhurbaşkanı "geçmiş olsun" diyeceğine "kendileri yaptırdı" deyivermişti!

Bombalanan,kurşunlanan parti binaları için de "kendileri yaptırdı" demişler veya ima etmişlerdi.

Denktaş ve ona yakın çevreler, her türlü saldırının sorumluluğunu maalesef "saldırıya uğrayanlara" mal ediyor.

"Kendileri yaptırdı" senaryosunu, KIBRIS Gazetesi'ne yapılan bombalı saldırıda da gündeme getirdiler.

Gerçi Cumhurbaşkanı Denktaş bu konuda açıklama yapmadı ama adamlarının çıkardığı Volkan gazetesi, bombalamayı KIBRIS gazetesi sahiplerinin yaptırdığını iddia etti.

Denktaş ve ona yakın çevreler, her defasında "kendileri yaptı" diyor ama polis bu yönde bulgulara sahip olmadı bugüne kadar.

Bir tek olay yoktur ki failleri, "kendi kendini bombalatıp" da yakalansın, ortaya çıksın.

Polis, bu yönde bulgu elde etse, eminim yapanların gözünün yaşına bakmazdı.

Biz, "polis hiç bir faili meçhul olayı aydınlatamadı" diye haykırıp, tepkimizi ortaya koyarken, onlar "siz yaptınız" diyor.

"Geçmiş olsun" demek varken, "kendi kendinize bomba koydunuz" demek ne kadar çirkin.

Kendileri yaptıkları provokasyonlarla ülkede gerginlik yaratıp, istenmeyen olaylara zemin hazırlarken, bombalı saldırıyı bize mal edip, "kardeş kavgası yaratıyorsunuz" diyorlar.

Halbuki gerçek kavgayı çıkaran onlar...

Çalıştığım gazetelerde, özellikle Yenidüzen'de çalıştığım yıllarda çok tehditler almıştık.

Arkadaşlar zaman zaman "tehditler karşısında neler hissediyorsun?" diye soruyor.

Hiç bir şey...

Niye endişe edeyim, niye korkayım ki?

Zaten birileri bizi gerçekten öldürmeye karar vermişse bunun önüne geçilmez ki, şimdi durup da "ah- vah" mı çekeyim?

KIBRIS Gazetesi'ne de Annan Planı çıktığından beridir defalarca tehditler geldi, bunlar referandum döneminde artış gösterdi.

Ve son günlerde de bu tehditler doruğa çıkmıştı...

KIBRIS'ın suçu, "Kıbrıs'ta çözüm" istemek, "barış" manşetleri atmak, referandumda "evet" demekti...

Tabii bir de statükonun karşısında olmak...

Onlara göre bunlar suçtu ve bombayla cezalandırılmalıydı...

İsmini dahi vermeyen korkak tipler, telefonda bize hakaretler yağdırdı durdu.

Aynı korkaklıkla gecenin koyu karanlığında bizi bomba yağmuruna tuttular.

Dehşet bir geceydi, art arda patlayan el yapımı dinamitler doğrusu bizi paniğe soktu, tehdit en sonunda eyleme dönüşmüştü ama onların bu korkak saldırısı bizi yolumuzdan döndürmeyecektir.

Polis de artık failleri bulmalıdır.

İşte el yapımı dinamitler...

Bu dinamitler nerelerde bulunur, kim üretir bunları?

Birkaç saniye arayla patlayan dinamitleri bir kişi mi, yoksa eğitimli, organize birkaç kişi mi savurdu?

Biliyorum, failler yine bulunamayacak, karanlıklardan uzanarak dinamit savuran el, yine karanlıklarda kalacak.

Bir daha saldırsalar polis bizi koruyabilir mi?

Polis olay yerine yarım saat sonra gelebildi.

Yani bu saldırganlar, içeriye girecek, hepimizi kesecek ve torbalara doldurup gidecek kadar zamana sahipti.

Halbuki trafiğin de olmadığı o saatte taş çatlasa 10 dakikada buraya gelmeleri gerekirdi.

Polis bizi koruyamadığı gibi , failleri de bulmaktan aciz ne yazık ki.

Şimdi milyarlarca para harcayıp saldırganlara karşı bir dizi tedbirler almaya başladık.

Ne yapalım, hiç olmazsa başarabildiğimiz kadar biz "kendi kendimizi" koruyalım...

************

"Esas Kıbrıslı" OHİ'cilere kırgın:

"Beni de Yaktınız"

"Ben de Avrupalı olacaktım. Artık beni kimse eşek yerine koyamayacaktı. Benim de haklarım

olacaktı... OHİ'ciler yüzünden bunları kaybettim...

OHİ'ciler; siz umutlarımı öldürdünüz, sevgili adamızın birleşmesini engellediniz, bencillik

ettiniz, korktunuz... Hepimiz Kıbrıslıyız; bunu hiç düşünmediniz. Bir başlangıç yapacaktık.

Güzel günler için ilk adımı atacaktık. Her türlü kötülüğü ve ihaneti yaptığımız biricik

Kıbrısımızın yüzünü artık güldürecektik. EVET diyerek ondan özür dileyecektik; ki 10 bin yıldır

bizleri hep sevgiyle kucakladı...

OHİ dediniz de ne oldu? Gerekçe yaptığınız tüm korkularınız aynen devam edecek; uyandığınızda

bunu bir korku filmi gibi karşınızda göreceksiniz...

EVET sadece siz insanları değil, yakıp-yıktığımız doğamızı ve tarihi mirasımızı, bizleri

de ilgilendiriyordu. Size çok kırgınım: beni de yaktınız...

AB'a girdik diye bayram yaptınız; maytaplarınızı uzaktan hüzünle, biraz öfkeyle ve derin

kırgınlıkla izledik. Eğlenirken hiç; sizin korkak OHİ'nize karşılık cesur EVET'i diyenlerin

durumunu düşündünüz mü? Ve tabi ki beni...

OHİ'ciler; üzerinde tepişip kutlama yaptığınız kutsal topraklarımıza ihanet ettiniz. Çözüm ve

AB mücadelesini çok ağır koşullarda özveriyle yürüten ve % 65'lik oranla "EVET" diyen cesur

insanlara ihanet ettiniz. Kıbrısımızın doğasına, 10 bin yıllık tarihi mirasına, Kıbrıslılığa ve tabii

ki bana ihanet ettiniz...

Sizin OHİ'nize sarılarak ayakta durmaya çalışan ve "Summak Dayı" sözünü çağrıştıranlara,

bayram yaptırdınız. Size şükran çekiyorlar... Hoşunuza gitti mi? 40 yıldır kendileriyle top gibi

oynadınız, adlarını "uzlaşmaz"a çıkardınız ve sonunda üstelik OHİ diyerek, sayelerinde AB'a

üye oldunuz... Ben Esas Kıbrıslı diyorum ki; bunun hayrını ağız tadıyla göremeyeceksiniz;

ta ki sevgili adamız birleşsin...

ALİ'nin Radikal Abisi

*************

15 kişiyi kurtaramayan UBP, ülkeyi nasıl kurtaracak?

UBP'nin yayın organı Birlik gazetesi en sonunda kapandı.

Ülkede en uzun süre hükümette kalan UBP, 15 kişilik bir gazetedeki çalışanları ödeyemedi.

Personel, üç ay maaşsız çalıştıktan sonra gazetenin kapısına kilit vurdular.

Koskoca UBP, 15 kişiyi kurtaracak parayı bulamadı, Birlik gazetesi çalışanları için çözüm üretemedi.

Demek ki bugüne kadar devlet olanaklarını kullanarak, devletten Birlik gazetesine para aktararak yürüttüler bu işi.

Muhalefete düşer düşmez Birlik gazetesi de battı.

UBP, zaten hükümetteyken de çözüm üretmiyor, Türkiye'nin gönderdiği paraları dağıtıyordu.

Seçim yatırımı olarak, seçime çeyrek kala istihdam ettikleri personel, işten çıkarılınca ortalığı velveleye verdiler, insanları kışkırttılar ama onlar 15 çalışana çare bulamayarak gazeteyi kapattılar.

Çalışanlar oldukça kırgın, yıllarını verdikleri gazetede, bir çırpıda kapı önüne konulmak onları fena halde incitti.,

İlgi görememekten de yakınıyor çalışanlar, bir Allah'ın kulu çıkıp da "dayanın arkadaşlar, bir çözüm bulacağız" dahi dememiş.

15 kişiyi kurtaramayan UBP, ülkeyi nasıl yönetecek?

Bu olayla UBP'nin gerçek yüzü, bir kez daha açığa çıkmış oldu.

   6206 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?