Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Bariyerler durduramadı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
AB, Talat ile temas kurmalı
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
Orucun zararı aşırı yemek
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

2009'da Çözüm ve Taksim Arasında Kalacağız

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Güney'de Hristofyas'ın adaylığına fazlasıyla "yerel ve global anlamlar " yükleyen biri olarak,Hristofyas'ın seçilmesi halinde 2008-2009 Kıbrıs görüşmeleri raundunda,1977-1979 BM anlaşmaları ışığında kıran kırana son (bu parametreler altında) kez gerçek bir pazarlık olacağını tahmin ediyorum.

Bu görüşe, Hristofyas'ın son "taksim korkusuyla aday oldum" açıklaması ile varmadığımı önceki makalelerimi okuyanlar bilecek. 2009'da eğer çözüme ulaşamazsak, adanın Kuzey'i ile ilgili, AB içinde olması kaydı ile her ne kadar sorun olarak benzemesek de, Kosava modelinden tutun da, Çekoslavakya modeline kadar bir dizi yeni alternatifler ortaya çıkacağını tahmin ediyorum.

Uluslararası toplum ve TC, Rumlar üzerinde bu gizli baskıyı referandumdan beri oluşturmaya başladı. Bu baskının oluşması ve hissedilmesi, Güney'de 2004'de referandum döneminde yapılması gereken tartışmaların gecikmeli olarak şimdilerde yapılmasına neden oluyor. Bu baskının Güneyi, izolasyonların kaldırılması mücadelesinden daha fazla etkilediğine inanıyorum.

Rumlar, bu seçimlerde ilk kez Kıbrıs sorununu bu kadar ayrıntılı tartışıyor ve öğrenme süreci yaşıyorlar. Bütün mesele, Rumların, 2009 ortasına kadar (AB Parlemento seçimlerine) hayalleri ile gerçekler arasındaki mesafeyi ne kadar kapatacaklarına bağlı.

Biz, bu mesafeyi 2004'de kısmen kapattık.Fakat,şimdilerde tekrar açılma tehlikesi olduğu da bir gerçek.Şunu da itiraf etmek zorundayız,artık olası bir çözüm bizim Annan Planı ile kabul ettiğimiz limitlerle, Rumların şimdilerde hayal ettikleri limitler arasında bir yerde olacak.Burada ustalık,bunu etkili ve karşılıklı bir "al-vere" çevirmektir.

Neticede, şu sıralarda Güney'de seçim tartışmaların derin ve öncekilerden farklı olması çok doğal,çünkü onlar açısından da,artık dışsal dinamiklerden kaynaklanan ciddi bir " ihtiyaç " var.Nedir bu ihtiyaç ve niye 2004'de Rumlar için oluşmadı peki?

...Kıbrıs'ta, çözüme yönelik hareketlenmeler her zaman "dışsal dinamiklerden" gelir. Savaş ve çatışma dışında tarafları hareketlendirebilecek yerel dinamik, ne yazık yoktur. Çünkü, taraflar arasında, çözüme bakış epey farklıdır. Ve neredeyse,birinin hayali,ötekinin tavizidir.

Ve iki tarafta bugüne kadar hep hayalleri üzerine maksimalist politikalar güttü, ki bunu da asla yadırgamıyorum. Çünkü, en basit iki kişi bile ortaklık için masaya oturduğu zaman, gerek menfaatleri, gerekse işin oyun teorisi gereği müzakereye "maksimalist taleplerle" başlar.

Ha böyle iken; Kıbrıs'ta tarafların hayalleri ile tavizlerini dengeleyebilecek dinamik her zaman dışsaldır ve ancak global ve bölgesel ihtiyaçlardan gelir.

Ne zaman ki, takvime bağlı bu global dışsal ihtiyaçlar, adadaki toplumların boyunu aşar ve hayati önem kazanır; o vakit çözüm yönünde trafik başlar ve umut oluşur demektir.Tıpkı şimdilerde oluşmaya başladığı gibi.

Daha evvel, Rumlar açısından da bu ihtiyaç 16 Nisan 2003'e kadar vardı ama o tarih bizim yardımımızla sorunsuz geçildiği için, sonrasında azaldı ve artık 2004 referandumuna geldiğimizde ihtiyaç ortadan kalkmıştı,en azından bayağı zayıflamıştı.

Yani;

i-Dışsal dinamik, bundan önce AB'nin 2003'deki toplu genişleme sürecine ve TC-AB ilişkilerine istinaden oluşmuştu ve bu takvime göre Annan Planı ortaya çıkmıştı. Fakat,ne yazık, Kuzey'de ve TC'de bu takvimi yakalayacak ortak bir siyasi tavır oluşmadığı için bu dinamiği "timing" hatası ile ıskaladık.Tabii,komplo teorisyenleri bunu belki de ıskalamak değil,belki de bilinçli bir manevra olarak da yorumlayabilir.

ii-Şimdilerde ise AB'nin büyük dönüşüm projesi olan Lizbon anlaşmasının 2009 başında bütün üye ülkelerde yasallaşması (ki, bizi de etkilyecek esas etkili konular 2014'de yürürlüğe girecek) ve akabinde Haziran'daki AB Parlemento seçimleri, TC-AB ilişkilerinde artık temel belirleyici olan limanların açılması (8 chapterin AB-TC ekonomik entegrasyonun önemli bir parçası olduğunu unutmayın) ile ilgili nihai karar süresinin 2009'da dolması ve AB-NATO ilişkilerinde TC'nin takozu gibi dışsal dinamikler, Kıbrıs'ta yeni bir çözüm trafiğini zorlayacaktır.

Sonuçta, ihtiyaçlar hep dışarıdan geliyor. Özetle,2003 geçildikten sonra 2004'e kadar olan periyodda biz daha ihtiyaçlı bir durumdaydık,gerçi hala daha fazlasıyla ihtiyaçlı durumdayık; ama şimdilerde bu ihtiyaç,farklı nedenlerden dolayı olsa da Rumlarda da kısmen oluşmaya başladı.

Diyeceğim odur ki,adayı çözüme veya taksime götürecek bu son müzakere süreci,global pratiklerin de etkisiyle her türlü senaryoya açık duruyor.Çünkü,ilk kez iki tarafta da çözüme en yakın adaylar olacak.Ve bu durum, uluslararası toplumun çözümsüzlük halinde adanın geleceğiyle ilgili atılması gereken adımlar için de iyi bir fırsat olabilir.

Anlayacağınız, bu son raundda, gerçek federal bir çözüm fırsatı olduğu gibi; ayni zamanda, bir tarafta Talat'ın, öte tarafta yoldaş Hristofyas'ın olduğu bir müzakere sonunda, tarafların ortak bir çözüme ulaşamayıp, taksime veya farklı senaryolara yol açma ihtimali de var.

   1011 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"
27 Ağustos 2008, Çarşamba   ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Delikleri kapatın, yeter! Gerisini piyasa çözer
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital