Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

POLİTBÜRO FİYATLARI, EKONOMİYİ BOZUYOR

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Ocak 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Serbest piyasa teorisi bize, piyasa dinamiklerinin sağlıklı ve rasyonel çalışabilmesi için devletin asla " fiyata ve kara " karışmaması gerektiğini; aksi halde, yani devletin bu ikisine karışması halinde, ekonomide sapmaların ve anomalilerin ortaya çıkacağını, daha sonra da bunları telefi etmenin çok zor olacağını söylüyor.

Ama bugüne kadar gelmiş-geçmiş bütün hükümetler-CTP hükümetleri dahil-farklı niyet ve çıkarlarla, aşağı-yukarı aşağıda sıraladığım " 3 büyük yanlışı "ısrarla yapmaya devam ediyor.

1-Bazı ürünlerin fiyatını piyasa yerine, hükümetler ya direkt tayin ediyor, ya da indirekt sübvansiye ve yardımlarla ürünün fiyatına müdahale ediyorlar.

2-Hükümetler,ithalat bağımlısı olduğumuz bir çok hammadde ve ürünün global fiyatını içerde tam zamanlı fiyatlara yansıtmıyor,fiyatı baskılıyor..

3-Özellikle tarımsal,endüstriyel tarım (narenciye,süt,tahıl..vs) ve bunların entegre sektörlerindeki zincirlere, global piyasa fiyatlarından kopuk fiyatlar veriyorlar.

Her üç durumda da, hükümetler, aslında dolaylı olarak bazı kesimlere servet aktarımı yapıyor ve ortak kasamızı toplumun bütünü için olması gerektiği gibi en verimli şekilde kullanmıyor.

Ve her üç durumda da, fiyat piyasada oluşmuyor, ortaya suni "siyasetli fiyat "çıkıyor. Böyle olunca, yani gerçek piyasa fiyatı yerine, suni siyasetli fiyatlar ortaya çıkınca; bir çok mal ve hizmet sektöründe ve haliyle bu mal ve hizmete bağlı piyasalarda bir sürü anomaliler de ortaya çıkıyor.

Birçok insan ve sektör, bu anomalilerin, suni fiyatların oluşturduğu saadet zincirinin parçası haline gelerek sürekli sıkıntı yaşıyor. Bu yüzden hükümetle kapışıyor. Genelde hükümetlerde, vaktini ve enerjisini bu zincirlerin her aşamasında bulunan çıkar grupları ile pazarlık yaparak geçiriyor.Tabii,lobisi ve oy gücü fazla olan,zincirde mammayı götürüyor

EKONOMİNİN POLİTBÜROSU

Bu ülkede, narenciye sektöründe bahçe sahibinden(üreticiler) ihracatçıya kadar zincir var; süt sektöründe arpa-buğday ekenden süt ürünleri ihracatı yapanlara kadar başka bir zincir var. Akaryakıtta ve LPG'de ithalatçı, dağıtıcı, bayi zinciri ve sonunda tüketicilere kadar giden başka bir zincir var.

Şu anda aklıma gelmeyen ve devletin fiyata taraf olduğu daha başka zincirlerde var. Bütün bunlar, elektrik, akaryakıt, süt, tahıl, zeytinyağı, harup, un...vs bir sürü hammadde,yarı mamul ve nihai ürünler ya " kontrole tabi mallar " grubunda ve " mal denetim yasası " uhdesinde,ya da başka kapsamda devlet tarafından fiyatlanıyor.

Yani, bir bakıma merkezi bir idare olan EKONOMİNİN POLİTBÜROSU tarafından fiyatlanıyor. Bu politbürolarda aslında çoğu zaman iktidarların parti MYK'larıdır.

Genelde, parti MYK'ları, ya bürokratların ya da partili siyasetçilerin tekliflerine son rötuşları yapar. Bu çark sadece CTP'de değil, UBP ve DP'de, hatta şimdilerde ÖRP'de böyledir.Bu bütün partilerimizin için geçerlidir.

Sonuçta, bürokratlarla siyasetçiler kafa kafaya vererek, binlerce insanın piyasada dinamik koşullarda tam zamanlı karar vermeye çalıştığı bir konuda; piyasa yerine kendileri karar vererek ürüne " fiyat biçiyorlar" ve bu şekilde akıllarınca zincirdekileri ve ekonomiyi regüle etmeye çalışıyorlar.

Tabii, regüle ederken de genelde kamu kaynaklarını kullanıyorlar. Kimi zaman ithal üründeki FİF aracılığıyle, kimi zamanda " içerde görev zararı " yaratarak, bu birbirine pamuk ipliği gibi bağlı olan zincirleri, merkezden (ekonominin politbürosundan) yönetmeye çalışıyorlar.

Bazen global fiyatına bakmadan içerdeki lobilerin(zincirdekilerin) ve oy avcılığın etkisi ile mesela narenciyede olduğu gibi, "ne kadar üretirsen üret, kalite fark etmez, devlet olarak ben alırım mantığıyla" ürüne fahiş fiyat biçerek; sonrasında da ihracatçıya malı satması için kar takviyesi(prim)vererek yapıyorlar.

Bazen de, ithal bağımlısı olduğumuz bir malın mesela arpa-buğday... vs tahıllar veya akaryakıt gibi ürünlerin global fiyatını içeriye yansıtmıyorlar, fiyatı baskılıyorlar.

Ha, ürün fazlası olan kalemleri ihracat yaparken, dışarıdaki fiyata bakmadan içerde fahiş fiyata alım yaparken toplum olarak ödediğimiz görev zararı; ha, ayni şekilde ithal ederken global fiyatının altında piyasaya malı sürmek veya bu ürünlerin artan global fiyatını içerde baskılamak. Bunların hepsi de, yarattığı ekonomik bozukluklar bakımından ayni kapıya çıkıyor.

.... CTP ağırlıklı hükümetlerde uzun süre akaryakıt fiyatlarını, LPG fiyatlarını global fiyatlardaki artışa paralel içerde baskıladı. Bunu da, enflasyon ve hayat pahalılığı yaratmamak için yaptı. Bu artışın eshel-mobile etkisiyle bütçede yaratacağı ilave baskıdan korktu.Tabii,işin bir de halka karşı şirin ve iyi görünme populizmi var.

Ayni şekilde, küresel ısınma ve kuraklık etkisi ile tarım ürünü ve endüstriyel tarımda kontrolünde olan fiyatları da global fiyatlardaki artışa rağmen bastırdı. Hatta,bu yüzden değil global dünya ile Güneyle aramızda oluşan fiyat farkından dolayı bile sorun çıktı.

Fakat, şimdi her tarafta bastırmanın ve politbüro fiyatlarının anomalileri ortaya çıkmaya başladı ve bütün bu politbüro fiyatlarının kapsama alanında ve zincirinde olanlar hırpalanmaya başladı. Doğal olarak bu suni fiyatlara göre zincirde iş yapanlar farklı şiddette ve içerikte etkilenecektir.

Pek tabii, "politbüro fiyatlarının" bedelini sadece zincirlerdekiler değil, hepimiz ödeyeceğiz. Bunu da, bütçede ortaya çıkacak ilave yüklerle ve bu suni (politbüro) fiyatların ekonomide yarattığı (ve yaratacağı) bozukluklarla ödeyeceğiz.

   779 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER
30 Temmuz 2008, Çarşamba   Kalbim "Capri ve Portofino"da kaldı
28 Temmuz 2008, Pazartesi   KTTO'nun İSRAİL ATAĞI
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital