Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Bariyerler durduramadı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
AB, Talat ile temas kurmalı
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
Orucun zararı aşırı yemek
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

HÜKÜMET, 2008'DE SİNERJİ YARATMALI

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir taraftan FED faizleri indiriyor, piyasaya likidite veriyor; öte yandan ABD hükümeti, Keynesyen (gerçi bu adamı pek sevmem)araçlarla talebi dürtüklemek için büyük bir vergi indirim paketi hazırlıyor. Bütün bunlar, resesyona girmek üzere olan ABD ekonomisini dürtüklemek ve efektif talebi canlandırmak için yapılıyor.

Aslında, sonuç itibarı ile bizim de şu sıralar ekonomide yaşadıklarımıza baktığınızda, ABD ekonomisinden bir farkımız yok. Belki ayrıntıda nedenleri(ki benzer yönlerimiz var) ve sonuçları farklı olabilir ama sonuçta bizde "ekonomide düşen efektif talepten, büyümeden ve likidite-finansman sorunundan" kurtulmaya çalışıyoruz. Yani, bizimde 2008'de ciddi bir talep sorunumuz var.

Mevcut konjonktürde yaratıcı ve gerçekçi olmaya ihtiyacımız var. Çünkü gerçekçi olmamız gerekirse,4-5 yıllık büyüme sürecinde radikal yapısal reformları yapmayan bir hükümetin, cari bütçe harcamalarında reel tasarruf veya başlangıçta ekonomik ve mali maliyeti olan sair reformları yapmasını beklemek hayaldir.

Kaldı ki, şu sıralar içerde düşen talebi de dikkate aldığımızda, önemli miktarda kamu harcamalarını azaltıcı tebirleri devreye koyması da, böylesi bir konjonktürde sıkıntılı olabilir.

Kabul edelim ki, büyüme temposu ve talebin düşmesini, ne kısıtlı para politikası araçlarımızla, ne de esnek olmayan katı bütçemizle aşmamız mümkün değildi. Yani, Keynesyen vizyonla maliye politikası ve bütçe araçlarını kullanarak talebi dürtüklememiz imkânsızdır.

Hatta bırakın bu dönemde vergi indirimi veya kamu yatırımlarının öngörüldüğü gibi yapılmasını; piyasa açısından da ortada ciddi riskler var. Devletin önceki dönemden piyasaya olan borçlarını ödeyememe veya bütçede hedeflenen katı giderlerini karşılayabilmesi için piyasaya ilave baskı yaratması gibi riskler, bana göre piyasanın önündeki en büyük handikaplardır.

2008-2009 DÖNEMİNİN EKONOMİ-POLİTİĞİ

İşin bir de ekonomi-politiği tarafı var tabii.2008-2009 periyodunu müzakere ile geçirmeyi hedefleyen bir hükümetten, siyaseten bunları yapmasını beklemek bana mantıklı gelmiyor.

KKTC'de hiç bir siyasetçi, aşağı-yukarı 2009 ortalarına kadar sürecek olan müzakere süreci ve sürecin sonucuna göre de kritik alternatiflerin olacağı beklentisi varken; sanırım hayat tarzımızı külliyen değiştirecek, devletin ekonomideki rolünü yeniden tanımlayacak yapısal reformları yapmaya cesaret edemez.

Bilahare, KKTC'de yapısal reformları gönüllülük ve toplumsal konsensusla yapma imkânımızın olmadığını, bu tür reformları ancak dibe vurduğunuzda yapabileceğimizi fakat içinde bulunduğumuz dönemde de TC'nin asla dibe vurmamıza izin vermeyeceğini de bilmemiz lazım.

O yüzden bütün bu reel politik verilere baktığımda, içine girdiğimiz darboğazdan en hasarla çıkmanın iki yolu olduğunu düşünüyorum... Ya Hristofyas'ın seçilmesi ile çözüm beklentisinin güçlenmesi ve buna yönelik Kuzey' e ilave dış talebin gelmesi için dua edeceğiz; ya da hem iç hem de dış talebe yönelik kamunun elindeki araçları kullanarak sinerji yaratacağız. Elbette, her ikisi bizim için çok daha iyi olur.

HÜKÜMET, BU SİNERJİLERİ YARATABİLİR

Neticede, hükümet, hem reel politik koşullarımıza, hemde konjonktüre uygun olarak cari bütçe harcamalarını artırarak talebi artırma yerine, aşağıda sayacağım açılımları yaparak talep, piyasa ve sinerji yaratabilir. Bunlar, hem ekonomiye hem bütçeye pozitif etki yapar; çünkü çoğu gider yaratmayan kamusal harcamaları artırmayan,hatta tasarruf sağlayan,verimli ve gelir yaratan açılımlardır.Bunlar;

1-İhale ile varlık satışı veya varlıkların kiralanması

Kamunun varlıkları ile ilgili kapsamlı bir envanter yapılmalı ve portföyü de tekelden yönetilmelidir. Bilhassa, turizm ve sair yatırımlarda arazi tahsislerinin " karşılıksız" verilmesi bugünün koşullarında artık yanlıştır. Elbette, varlık satışı veya kira gelirlerinin cari harcamalarda kullanılmasını öngörmüyorum.

2-Özelleştirme

Bütçe dışı idarelerden, özellikle mal ve hizmet üreten nitelikte ve özele rakip nitelikte olanlar (KİT) hemen özelleştirilmelidir. Diğer alternatiflerin içinde siyaseten zordur ama kullanılabilirse önemli sinerjisi olan bir açılımdır.

3-Gayrımenkul arazi rantı yaratmak

Belediye, Vakıflar ve devlet, şehir içi ve şehir dışı gayrımenkullerini, "arazi rantını kullanarak" rahatlıkla hem prestijli hemde ekonomik aklı olan projeleri yap-işler devret modeliyle hayata geçirebilir. Gerekirse, bu açılımlar için adrese posta özel "imar yasaları" da düzenlenebilir. Ki, sanırım şehir içi sinerjilerde bu elzemdir.

4-Liberalizasyon, yani bazı kamusal hizmetleri piyasaya açılması

Bilhassa,telekom,deniz limanı,havalanı ve yat limanı işletmeciliği,sağlık hizmetleri,içme suyu ve enerji üretimi,taşınması..vs kamusal hizmetleri ihalelerle özel sektöre açmak.

5-Bilahare, her alanda, özel sektör finansmanı ile "kamu-özel ortaklıkları" yaratılabilir.

6-Bütçe dışı idarelerin(özelleştirme kapsamı dışındakiler), bilanço kabiliyetine ve kalitesine kavuşturulması ile bu kurumların varlıklarını ve aktiflerini sermaye olarak kullanabilmelerini sağlamak...

Evvela, gelir-gider mükellefiyetleri bakımından bu kurumların tamamen bütçeden bağımsız hale getirilmesi veya bütçe ile ilişkilerinde yasal standartlar oluşturulması gerekir. Bilahare,bu kurumlar borç-alacak,kredi,vs konularda kamu hukuku değil,özel hukuk kapsamına alınması gerekir.Tabii,bu konuda çok özel şartlarda bazı kısıtlamalar da olabilir.

Bu kurumlar, özel bağımsız denetime tabi olarak kendi bilanço kabiliyetine kavuşturulduğu takdirde, yapacakları veya yapması gereken yatırımları, hem bilançolarında bulunan varlıkların (bina ve gayrımenkulleri)sermayeye dönüşmesini kullanarak, hem de alacaklarını ve gelirlerini iskontolayarak yapabilirler. Her iki enstrümanı kullanarak yatırımları için(cari harcamalar için değil) kredi kullanabilirler.

Örneğin, Elektrik Kurumu veya BRT gibi, hatta sağlıklı bilançoya sahip belediyeler, varlıklarıyla ve potansiyel gelirlerleri ile bu kapsamda rahatlıkla değerlendirilebilir. Bunlar gibi, gibi başka bütçe dışı idareler daha var. Burada ustalık, özel hukuk içinde atıl varlıkları sermayeye dönüştürebilmek ve bu idarelere gerçek bir işletme hüviyeti kazandırmaktır.

7-YAGA(Yatırımları Geliştirme Ajansı) ile bekleyen büyük çaplı özel yatırımların harekete geçirilmesi...

8-Madem Bafra'yı parselledik, bari bekleyen 400 milyon USD'lik turizm yatımlarını devreye koymak için harekete geçelim. Başlayanlar var ama bazılarında tık yok.

Son tahlilde, bütün bunları yapmak kolay değil, çünkü birçoğu için önceden başta ihale yasası olmak üzere birçok mevzuat ve yasal hazırlık çalışmasının yapılması gerekirdi. Ama başka çaremiz de yok, bir yerden başlamamız lazım.

Yoksa, Hristofyas'sız bir 2008 olursa, piyasa dayanamayabilir.2003-2007 büyüme döneminde,hükümetin siyaseten meşru duruşu dışında büyümeye çok fazla bir katkısı yoktu ama şimdi bu duruş yeterli değil.Ve artık hükümet etmekte ustalık zamanı.

   853 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"
27 Ağustos 2008, Çarşamba   ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Delikleri kapatın, yeter! Gerisini piyasa çözer
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Protokol imzalanırken...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital