|
Şu sıralar, hem kamu tarafında, hemde özel sektörde, yavaşlayan veya negatif trende dönen(!) ekonomik büyüme ile ilgili hissedilir düzeyde bir panik havası var. Sorunun teşhisine ve ona uygun politika önerilerine geçmeden önce bir gerçeğin altını çizmek lazım.
Bu darboğaza nasıl ki akşamdan sabaha girmedik, içine girdiğimiz darboğazdan da akşamdan sabaha çıkamayacağız. Bunun bedelini ödeyeceğiz(no free lunch), ekonomide sihirli değnek yoktur.
Elbette, Hristofyas'ın kazanmasının yaratacağı beklenti ve YTL'deki göreli istikrar devam ederse, devreye koyacağımız "Acil Eylem Paketi" ile içinde bulunduğumuz darboğazdan daha az hasarlı ve erken çıkma fırsatımız olabilir. Ama böylesi bir paketin kısa vadede bütünüyle devreye konulmasıyla ilgili de sorun var, çünkü bazı konularda önceden ev ödevi ve hazırlık yapılması gerekiyordu. Lakin, bir yerden başlamak lazım.
Gerçi, bugüne kadar parça parça tespitler ve önerileri çok yaptık ama şimdi bunu kapsamlı bir değerlendirme ve "Acil Eylem Paketi " adı altında bir kez daha yapmaya çalışalım.Elbette, ekonomide makro düzeyde yapılması gereken bir sürü " yapısal reform" ihtiyacı vardır.
Ama Acil Eylem Paketi ile ortaya koymak istediğimiz şudur; evvela ekonomik açıdan içinde bulunduğumuz sorunu doğru teşhis etmek, sonra önerilerin prensiplerini(ilkelerini)belirlemek ve sonunda da bu darboğazdan çıkmak için " öncelikli politika vizyonunu ve icraatlarını "ortaya koymaktır. Sorunun teşhisinden başlayalım.
Sorun ne ?
Eşzamanlı, içiçe geçmiş, birbirini besleyen ve etkileyen 2 temel sorunumuz (aslında iki temel, bir türev, toplamda iki buçuk sorunumuz) var; elbette bir sürü yan etkiyi de sayabiliriz ama esas temel makro sorunu teşhis etmek önemli...
1-Yüksek büyümeden düşük(veya durgunluğa)büyümeye hızlı geçiş ve topyekün konsolidasyon süreci
Ekonomide, bir geçiş dönemi sorunu ve topyekün bir konsolidasyon sorunumuz var. 2007'başından itibaren yüksek büyüme döneminden, düşük büyüme, hatta durgunluğa veya negatif büyüme sürecine geçerken, "efektif talepte şok bir düşüş" yaşıyoruz.
Bu şok geçiş döneminde,özel sektörde topyekün bir konsolidasyon yaşamanın yanında, haliyle kamu kaynaklı yapısal sorunlarımız görünür hale geliyor( bütçe..vs) ve buradan da ekonomi ikinci bir baskı yiyor.
Bu arada daha düşük talebe ayak uyduramayan, bilhassa son 3-4 yılın "girişimci kaplanları" konsolide olmaya başlıyor. Bu hem piyasayı hem de mali kabiliyeti esnek olmayan devlet sallıyor.
2-Ekonomide ödemeler sistemi bozuldu
Şu sıralar, ekonomide düşen taleple bozulan nakit akım ve finansman sıkıntısı, topyekün hem reel sektörün kendi içindeki ödemeler çarklarını, hemde reel sektörle mali sektör arasındaki "ödemeler sistemini ve iletişimini" olumsuz etkilemeye başladı.
Bu sıkıntı, "izolasyon(uluslararası mali ilişkilerin, enstrümanların eksikliği, erişimi...vs), yerli piyasanın over-shoot'u ve hükümetin yanlışlarıyla" birbirini besleyen ve etkileyen bir süreçte gelişti ve sonuçta ekonomide "finansman krizi, nakit krizi(kamu dahil)ve topyekün bir nakit akım bozukluğu" yarattı.
Bu iki eşzamanlı sıkıntının üzerine, yani bir taraftan "efektif talebin düşmesi" öte yandan da "ödemeler sistemi ve iletişimi bozulan" ekonominin sonucu olarak,varlık fiyatlarının düşmesi ve negatif servet etkisinin de ortaya çıkmaya başlaması,ekonomide makro açıdan sorunların katlanarak artmasına neden oluyor(türev sorun)..
Şimdi, bu iki makro soruna müdahale mutlaka eşzamanlı olmalı. Yani, hem ekonomide efektif talebi canlandıracak politikaları, hemde ödemeler sistemini tamir edecek politikaları eşzamanlı devreye koymamız gerekir. Ama öncelikli politika önerilerinden önce eylem paketinin temel prensiplerini de ortaya koymamız gerekir.
Temel prensip
Bu dönemde devlet, asla harcamalarını artırarak ekonomiyi canlandırmayı düşünmemeli. Yani, Keynesyen politikalarla efektif talebi dürtüklememeli
Bu dönemde devletin cari harcamalarda(yatırımlarda değil) mümkün olan tasarrufu yaptıktan sonra, bütçede öngördüğü harcamaları, ekonomiye ilave bir baskı yaratmadan karşılaması yeterlidir.
Eğer, devlet, bazı cari harcamalarda tasarrufa ve verimliliğe gitmesine rağmen öngördüğü bütçe harcamalarını karşılayacak bütçe geliri yaratamazsa; bu farkı asla vergi salarak veya zam yaparak(ithal ürünlerde global zorunluk hariç)değil, iç veya dış borçlanma yoluyla karşılamalıdır.
Ne yazık, içinde bulunduğumuz dönem içinde borçlanma "ehveni şer bir politikadır" ve bu dönemde kamunun nakit akımını ayarlaması(gerekirse borçlanarak),yani bu dönemde bütçe ve ekonomi üzerindeki mevcut stok baskıyı, akım giderlere dönüştürmesi gerekir.
Teşhisi koyduk, işin prensibini söyledik, haftaya pazartesi de "ACİL EYLEM PAKETİ(Öncelikli Politika Vizyonu ve icraatlar)" ile ilgili yapılması gerekenler üzerine bir deneme yapacağız.
|