Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



BÖLÜNME ve TÜRKİYELİLEŞME KORKUSU ÇAKIŞTI

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs adası, 50 yıl sonra deri değiştirdi. Ada, bünyesine uymayan deriyi, uzun yıllar süren bir mücadele ile değiştirdi. Önce Kuzey, sonra Güney liderini değiştirdi ve ada ilk kez çözüm yönünde motivasyonu olan iki lideri bir araya getirdi.

Elbette, iki lideri ayni fotoğraf karesine taşıyan dinamikler hep dışardan geldi ama zaman içinde içsel dinamikler de çalıştı. Ada, hayat boyu dışsal dinamiklerin etkisinde şekillenen içsel dinamiklerle yol aldı.

Talat ve Hristofyas'ı biraraya getiren dinamikler; özetle AB üyeliğinin tüm ada üzerinde yarattığı dinamiklerle, kapıların açılmasının iki taraf üzerinde yarattığı entegrasyon etkisidir.

Neticede, AB'nin ilişkiye girdiği yerlerde yarattığı vakum ve entegrasyon etkisine dayanmak zor. Hele, bu küçük bir ülke ise. Nitekim, küçük Kıbrıs adasının da, kapsama alanında olduğu AB çekiminden kaçması mümkün değildi.

Bazı eski tüfekler, AB'ni kıyma makinesine benzeterek, içine aldıklarını yeyip-bitirdiğini, erittiğini söylüyordu ya. Aslında, doğruyu, yanlış vizyonla anlatıyorlardı. AB, bünyesine uymayanları eritmekte, parçalamakta ve onları bünyeye adapte etmekte, bilinen en iyi mekanizmalardan biridir.

Bizim tarafta Denktaş bünyeye uymuyordu ve nitekim gitti. Güney'de de Papadopulos uymuyordu, o da gitti. Zaten, AB'nin güzelliği de bu. Uymayanları törpülemek.

SORUNUN TAKADI KALMADI

Bu kez çözüm olacak gibi diyorum. Çünkü, kronik Kıbrıs sorununun fiili olarak 2002-2004 periyodunda çok ciddi darbe yediğini, artık Kıbrıs sorunun takadı kalmadığını düşünüyorum...

Daha evvel, 2008-2009 periyodunun dışsal dinamiklerinden ve adaya etkisinden bahsetmiştim. Diyeceğim odur ki, artık takadı kalmayan soruna, çok muhtemelen öldürücü darbe, engeç 2009 sonu itibarı ile vurulacaktır.

Dinamik de yine AB'den gelecektir. AB'nin ve ABD'nin kesişen global ihtiyaçları 2009 sonuna kadar Kıbrıs kilitini kıracağa benziyor. Veriler, 2002-2004 periyodunda yarım kalan işin tamamlanacağını gösteriyor.

Yeni kesişme noktası, Lizbon anlaşmasını tamamlamış AB'nin Haziran 2009 Parlementosu seçimleri öncesine; ya da 2009 sonunda AB-Türkiye ilişkilerinin yeniden gözden geçirileceği tarihi zirveye endekslenmiş gibi.

Ötesinde, bu dış dinamiğin eşzamanlı kesiştiği bir dinamik daha var ki, galiba bu, bütün dinamikleri bastırmak üzere. Her iki tarafta da bu yönde motivasyonun güçlendiği izlenimim var.

İKİ KORKU, İLK KEZ ZAMAN BAKIMINDAN ÇAKIŞTI

Gözlemlerime göre, bu kez dış dinamikler ve ihtiyaçlar; içsel dinamikler ve ihtiyaçlarla zaman bakımından da kesişmeye başladı. İki tarafta ilk kez iki korku eşzamanlı farklı dinamiklerle çakıştı. BÖLÜNME ve TÜRKİYELİŞME KORKUSU...

Rumları, bölünme korkusu sardı, bizi de Türkiyelileşme korkusu. Her iki korkunun nesnel verileri önceki dönemlere göre, görece artmış durumda. Her iki korkuyu da iki taraf iliklerine kadar hissetmeye başladı. Artık, iki korku zamana karşı yarışıyor.

Daha evvel, TC bürokrasisinin adayının Papadopulos olduğunu söylemiştim. Bütün oyun planları bunun üzerineydi ama şimdi senaryo değişti. Geçen hafta, LAÜ'nün İstanbul'da düzenlediği sempozyumda, Cengiz Aktar'ın tespiti bizim açımızdan motive ediciydi.

Aktar, Hristofyas'ın kazanması ile başlayan yeni görüşme sürecini aslında Erdoğan'ın şansı olarak görüyor, çünkü bu şekilde 2009'da AB ile ilişkilerde vahim bir kırılmaya doğru gidildiğini düşünüyor.

Ve başlayan müzakere süreci ile olası Kıbrıs çözümünü, tıkanan AB ilişkilerini kıracak(içerdeki dinamik etkisi de büyük olacak) "güçlü bir şok" olarak görüyor. O yüzden Erdoğan'ın kadir gecesi doğduğunu düşünüyor.

Aktar, aslında zimni olarak, Hristofyas'ı, hem Erdoğan için hem de Türkiye'nin daha yüksek düzeyde bir demokrasi ve ekonomi-politiği seviyesine ulaşması için bir şans olarak görüyor. Eğer, bu algılama hayat bulursa, çözüm yakın demektir.

   753 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Farkı kalitesi...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital