Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Şahadet yok, serbest kaldı
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı
Otellerde bayram bereketi
Bayramda evdeyiz
Kanser olmak istemiyoruz
Kamu hizmetlerini görüştüler
Güzelyurt Kurtuluş Lisesi'nin ek sosyal tesisleri törenle hizmete girdi

YORUMLANANLAR
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [2]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [1]
Kanser olmak istemiyoruz [1]
Otellerde bayram bereketi [1]
Avcılar eyleme gidiyor [11]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [6]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [2]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [3]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [3]
Hükümet yazı görmez [7]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [3]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]



Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Ağustos 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

CTP, iktidar olduğu 2003'ten beri birçok kamu alacağı (vergi, elektrik, sosyal güvenlik, vs) ile ilgili mali af kararı aldı ve halen almaya da devam ediyor. Sanırım, artık tartışmamız gereken önemli meselelerden biri de

"mali aflar " konusudur.

Mali afların, ekonomik neticeleri ve ekonomik aktörler üzerindeki etkileri, iki tarafı keskin bıçak misali bir konudur. Elbette, normal şartlarda piyasada prestij ve itibar kaybedeceğini bilen borçlunun da; parasını tahsil edemeyen devletin de, mali af müessesesine başvurmada haklı tarafları vardır.

Ama mali af konusunun tarafları sadece borçu ile alacaklı olan devlet değildir. Ayni piyasada olan diğer aktörler, rakipler, vergi mükellefleri de aslında mali aflara dolaylı olarak taraftır. İnanın, işin bu tarafı da en az borçlu ile alacaklının iskontolu yeni bir anlaşma yapması kadar önemlidir.

Ne yazık, bizde iktidarlar sadece "kendi dönemindeki bütçe performansını ve kasasını düşünerek", af silahını, gelişi-güzel kullanıyor. İktidarlar için, mali afların piyasaya verdiği zarar ikinci derecede önemli oluyor.

Kronik giderlere müdahale edemeyenler veya gelir-gider dengesini ayarlayamayan kamu idareleri, af müessesine başvuruyor. Tabii, afların tek nedeni her zaman para toplamak değil; elbette bireyi veya işletmeyi yeniden kazanmak, sisteme dahil etmek ve normalleştirme gibi sosyo-ekonomik niyetler de vardır.

Gelişmiş demokrasi ve piyasa ekonomilerinde, çok büyük bir ekonomik kriz olmadığı takdirde, devletler mali af müessesine başvurmaz. Başvursalar bile(ki 5-10 yıllık dönemlerde olur), "sıkı kuralları ve standartları" olan mali aflar yapmaya çalışırlar.

Kabul ediyorum, çok arızı dönemlerde, büyük ve telafisi zor krizlerde, hükümetler, toplam fayda-maliyetine bakarak mali aflar yapar. Hatta bazen özel zararları, vergi verenlere yükleyip, kamulaştırabilirler de...

Yok bizim gibi sık sık ve kuralları-standartları zayıf, esnek mali aflar gibi. "Aha bu son, vallahi de billahi de son, bu tarihten sonra bir daha uzatmayacağız " gibi af sopaları ile yanlış yapıyoruz ve en kötüsü devletin otoritesini ve itibarını zedeliyoruz.

Sık sık af müessesine başvurduğumuz için, artık piyasada bu yönde beklentiler güçlendi. Artık, piyasada, devletle mali ilişki içinde olunan her alanda mutlaka mali af beklentisi vardır. Bu beklentinin ekonomide yarattığı anomaliler saymakla bitmez.

Kestirmeden söyleyeyim, serbest piyasa sisteminin en büyük düşmanlarından biri de af müessesisidir. Çünkü serbest piyasa sistemi, birey-işletme bazında " iyi-kötü, ödül-ceza ve kar-zarar dialektik mekanizmasıyla" çalışır.

Serbest piyasa sisteminden fayda sağlayan ülkeler, sadece bu dialektik kavramların şeffaf ve adil bir şeklide ortaya çıkmasına izin verir. Aksi, sistemi topyekun öldürür yoksa. Sık sık aflar sistemi çalışmaz hale getirir. " Kar, bireye-işletmeye; borç ve zarar devlete-diğer vergi mükelleflerine" yaklaşımı ile serbest piyasa sistemi çalışmaz.

Af yaparak, aslında çoğu zaman ayni piyasada, sektörde primini, vergisini, kamu borcunu zamanında tam olarak veya gecikme faizi bedelleriyle ödeyenleri dolaylı olarak cezalandırmaktayız.

Sürekli yapılan, ilkesiz, esnek mali aflar, ekonomide ve toplumda "morald hazarda(ahlaki zaafiyete) " neden olmaktadır. Aflar, gelecekte ekonomide ve vergi bilincinde zaafiyet yaratmaktadır.

Bireyler ve işletmeler, bir süre sonra "nasıl olsa af çıkar beklentisi" ile mükellefiyetlerinden istese de istemese de kaçmaktadır çünkü artık af bilinçaltına girmiştir. Ve bilmeliyiz ki, yarışmacı bir kültüre dayanan serbest piyasa sisteminde af beklentisi, ödemeyene avantaj sağlar ve zamanında ödeyenler için haksız rekabet yaratır.

Bir araştırma yapılsa, göreceksiniz ki, genelde aftan faydalananlar(istisnalar hariç) aslında basiretsiz, hesapsız-kitapsız iş insanlarıdır. Bilhassa, iş dünyasında mali aflara başvuranlar, genelde yatırım fizibilitesi, faaliyet gelir-gider aklı, nakit akım yönetimi gibi kavramları tanımayanlardır.

ÖDEYENLERİ de AF DÖNEMLERİNDE ÖDÜLLENDİRELİM

Son tahlilde, sebebi ve amacı ne olursa olsun, illa da mali af yapmak istiyorsak, en azından mali affın piyasada yaratacağı negatif etkileri hafifletmenin yollarını aramalıyız.

Mesela,nasıl ki,mali aflarla devlete borcunu ödeyenlere iskonto ve vadeler yaparak kolaylık sağlıyoruz,borcunu yeniden yapılandırıyoruz.Bence,primini,vergisini..vs düzenli, zamanında tam olarak ödeyenleri de ödüllendirmemiz lazım.

Hatta, bilhassa " bu ödüllendirmeleri mali aflarla eşzamanlı" yapmak lazım. Yoksa, primini, borcunu düzenli ödeyen (çünkü, gerektiğinde işinden, gelirinden, gerektiğinde servetinden taviz vererek, ya da borçlanarak ödeyenler var) enayi yerine geçer. Paranın alternatif getirisini unutmayalım.

Örneğin, sosyal güvenlik yükümlülüklerini zamanında ve düzenli ödeyen işletmelere, yanında çalışan sayısına göre (5, 10, 20, 30... çalışan sayısına göre) iskontolu prim ödeme imkânı sunabiliriz.

Yahut da, düzenli ödeyenleri, yeni istihdam yaptıkları takdirde işveren yükümlülüklerinde belli bir süre yine ödüllendirilebiliriz. Yani, anlayacağınız, af yaptığımızda ödemeyeni ödüllendirdiğimiz gibi; ödeyeni de ödüllendirmeliyiz. Aksi halde zamanında ödeyeni enayi durumuna düşürürüz.

   555 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Aralık 2008, Çarşamba   MALİYE ve MERKEZ BANKASI HAMLE YAPMALI...
01 Aralık 2008, Pazartesi   BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !
24 Kasım 2008, Pazartesi   GEÇ KALIYORUZ... BU YÜZDEN HASAR BÜYÜYOR
19 Kasım 2008, Çarşamba   ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ
17 Kasım 2008, Pazartesi   PİYASAYI, 350 MİLYON USD'den AŞAĞISI KESMEZ
12 Kasım 2008, Çarşamba   KUZEY PİYASASININ "STERLİN AÇMAZI ve FIRSATI"
10 Kasım 2008, Pazartesi   İŞ İNSANLARINA ÇAĞRI : GÜNEY'e GİDİN !..
05 Kasım 2008, Çarşamba   EURO SAÇMALIKLARI (Bu kadarı da fazla!)
03 Kasım 2008, Pazartesi   KKTC MERKEZ BANKASI BAŞKANI ile SÖYLEŞİ
29 Ekim 2008, Çarşamba   DOLAR YUKARI, SERVETLER AŞAĞI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5930 1.6042
1 STERLİN 2.3683 2.3860
1 EURO 2.0149 2.0290







© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital