Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Eylül 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   Açıkçası, içinde bulunduğumuz günlerde, finans piyasaları ile ilgilenen biri olarak, hayatım boyunca görmediğim türden bir finansal kriz yaşıyoruz. Elbette, bunun neticesi global açıdan reel sektöre yansıyacak ve mal-hizmet piyasaları yavaşlayacak, talep düşecek.

   1987'den beri genelde gelişmiş ülkelerde yaşanan ve her seferinde Türkiye'nin de etkilenmesi ile endirekt olarak bizi de etkileyen bir çok kriz yaşadım ve tecrübe edindim. Ama bu hakikaten çok farklı ve öğretici. Bildiklerimizin, tahmin ettiklerimizin yanında, yeni öğrendiklerimiz de var.

   Çünkü, bu kriz bizzat ABD'de ve gelişmiş ülke piyasalarında yaşanıyor ve şu sıralar inanılmaz bir hızla gelişmekte olan sair piyasalara da bulaşıyor. Kriz, artık tam bir panik havası içinde para ve sermaye piyasaları için en büyük kabus olan "güven ve likidite " sorunu haline geldi.

   Globalizasyon piyasaları tam zamanlı ve yüksek düzeyde entegre etti, hatta neredeyse tek bir piyasa haline getirdi. Ve bu yüzden de piyasalar tek tip ve tek yönlü, toplu hareket ediyor ama ne yazık piyasaların tümüne müdahale edecek, çarkların normalleşmesine yardımcı olacak, düzenleyip-denetleyecek tek organize bir "yönetim ve otorite" yok.

   Piyasalar, ancak içindeki tek tek oyunculardan daha büyük bir gücün varlığını, etkisini hissettiği zaman yatışabilir. Piyasalar, her zaman trendleri ve beklentileri etkileyebilecek çapta gücü görmek ve hissetmek ister.

   O yüzden, her ülkenin ayrı ayrı yaptığı müdahaleler ve şu ana kadar yetersiz olduğu kesinleşen uluslararası işbirliği mekanizmaları, bu finansal tsunaminin önüne çok fazla geçemedi. Elbette, kriz bedeli ödendiğinde dibe yaklaşacak (bu arada finansal açıdan 2/3'nün bittiğini tahmin ediyorum) ama henüz daha ödenecek bedelleri var gibi.

   Bendeniz dünyanın yapıcı yıkımlar sonunda "tek para (dünyada kullanılan, referans olan) ve tek Merkez Bankası"na doğru gideceğine inananlardanım, tabii önce bölgesel paralar oluşacak, sonra tek paraya doğru gidilecek. Bu tek paranın zoraki, topuz zoruyla "dolar" olma ihtimalini de yüksek görüyorum.

   Tek para adaylığı için, illa da güçlü para olmasına gerek yoktur, dolar gibi herkesin elinde varlıklarını tuttuğu, emtialarını fiyatladığı dandik bir para da olabilir. Zaten, bütün mesele tek paraya doğru giderken, hangi tarafın refah tavizi vermek zorunda kalacağıdır?

   ABD'mi, yoksa diğerleri mi? Tek para dolar olacaksa, refah tavizini diğerleri verecek, ha eğer dolar olmayacaksa (ki bu gidişatla zor) tavizi ABD halkı verecek. Çünkü, ortada global kaynaklar kullanılarak gelecekten tüketilmiş bir refah var ve bu iskontonun maliyetini elbette birileri verecek. Ama illa da bunun bedelini, refahın keyfini sürenler ödeyecek diye bir kural yoktur (ABD)... Neyse, bu muhabbeti keselim, başka bir zaman döneriz.

   Ekonomide hiçbir zaman tek bir sonucu tek bir sebeple açıklayamazsınız (mesela şu sıralar bizdeki ekonomik sıkıntıları da, sadece hükümete yükleyemezsiniz, işin içinde piyasanın kendi hataları -arz fazlaları- ve global etkiler de var), ortada mutlaka bir birbirinin etkisini kimi zaman artıran, kimi zaman azaltan bir sürü sebep-sonuç dinamikleri vardır.

   Bu yüzden bu krizi de tek bir nedene bağlayamayız. Muhtemelen bu krizin eşzamanlı sebep-sonuç dinamiklerinde "piyasaya sunulan karşılıksız para, bol likidite (çoğu ABD orijinli), kar güdüsü, serbest piyasanın en zayıf noktası olan ahlaki zafiyet konusu, varlık fiyatlarındaki artışların kişi başı gelir artışlarından kopması, yetersiz şeffaflık, yeni olduğu için yeterince disipline edilmemiş türev piyasalar, yerel ve global bazda yetersiz düzenleyici-denetleyici otoriteler-mekanizmalar, muhasebe-murakebe zafiyetleri-sıkıntıları gibi " konular vardır.

   Piyasalar, geçen hafta bazı Merkez Bankalarının piyasaya yine likidite vermesi ve Perşembe günü bir çok ülkenin organize olarak "açığa satışları bir süreliğine yasaklaması ve ABD'nin mali şirketlerin kötü aktiflerini bünyesinde toplayacak TMSF benzeri batık bir kamu portföyü yaratma operasyonunu" çok olumlu buldu ve normalleşmeye başladı. Şimdilik, bu operasyon piyasaları bir süre tutacağa benziyor... Gelelim bize.

 

Krizin etkisi ve öğretisi

.

   Global krizin ve dünyada yaşananların bizim açımızdan iki boyutu var. İlki, global krizin bizi ekonomik açıdan etkilemesi boyutudur. Ki, bu kriz muhtemelen bizi "dış ticaret, YTL'nin ve sair paraların kur etkileri, sermaye hareketleri, dış talep ve fiyatlar gibi farklı kanallardan etkileyecektir"..

   İkincisi, ki benim için esas önemli olanıdır. Krizin öğretisi, dersleri, gerçeklerle tanıştırması, farkındalık yaratması..vs" boyutudur.

   İnanın dünyada bunlar yaşanırken ve şu sıralar demokrasi-serbest piyasa birlikteliğinde yeni gelişmeler, düşünceler üretilirken ve muhtemelen yakın zamanda da kapitalizmin yapıcı yıkım dinamiği sayesinde daha iyisinin ortaya çıkmasına tanıklık etmeye hazırlanırken; içerde tanık olduğum "sığ dialoglara" ve  "ortaya konulan tespit ve demagoji ağırlıklı eleştiri ve çözüm önerilerine" şaşıyorum. Sanki de uzayda yaşıyoruz.

   Bazen iktidardaki ama çoğu zaman muhalefetteki siyasi partilerin ve temsilcilerinin, sendikaların, sair sivil toplum örgütlerinin, hatta şimdilerde bazı iş dünyası örgütlerinin söylemlerine, tespitlerine, şikayetlerine, sözde çözüm önerilerine, eylemlerine, taleplerine baktıkça, vallahi kahrımdan çatlıyorum.

   İnsan,-hele dünya böylesi bir krizi yaşadığı sırada- bu kadar global ekonomi-politiği gerçeklerinden ve ekonomiden bihaber olur mu be gavole?

   281 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Aralık 2008, Pazartesi   BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !
24 Kasım 2008, Pazartesi   GEÇ KALIYORUZ... BU YÜZDEN HASAR BÜYÜYOR
19 Kasım 2008, Çarşamba   ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ
17 Kasım 2008, Pazartesi   PİYASAYI, 350 MİLYON USD'den AŞAĞISI KESMEZ
12 Kasım 2008, Çarşamba   KUZEY PİYASASININ "STERLİN AÇMAZI ve FIRSATI"
10 Kasım 2008, Pazartesi   İŞ İNSANLARINA ÇAĞRI : GÜNEY'e GİDİN !..
05 Kasım 2008, Çarşamba   EURO SAÇMALIKLARI (Bu kadarı da fazla!)
03 Kasım 2008, Pazartesi   KKTC MERKEZ BANKASI BAŞKANI ile SÖYLEŞİ
29 Ekim 2008, Çarşamba   DOLAR YUKARI, SERVETLER AŞAĞI
27 Ekim 2008, Pazartesi   PİYASAYI "TAMİR EDİCİ POLİTİKALAR" UYGULAMALIYIZ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136







© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital