Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Küfür etti diye öldürüyordu
Mahkemelerden rekor cezalar
Tutu, nabız tuttu
Lefke'de yapılan yurt binası mühürlendi
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı
Dünya nefesini tutmuş bekliyor
Tarihle randevunuz var
Elektrik Kurumu vurgunu davasında karar aşamasına gelindi
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak
Mükemmel bir görüşme oldu, cesaretlendirildik

YORUMLANANLAR
Büyük sınav [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [1]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [1]
Bu kez Girne zehirlendi [2]
13. maaş ve emeklilik ikramiyesinin budanacağı iddiaları cinayettir [1]
Defne öykü yazma yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi [1]
YDÜ Tıp Fakültesi törenle eğitime başladı [4]
Bankalarımız güçlü [1]
Bu sefer ölümlü isyan çıkacak [1]
Girne'de yine fuhuş, yine Afrikalı [5]
Annesini dövdü, tutuklandı [4]
Mecbure Esen kurtarılamadı [4]
Talat değişmezse çözüm bulamayacağız [1]
KKTC'de "ozon"lu tedavi başlıyor [2]



En büyük tüketici: Devlet

Oğuz Metiner

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Devletin tüketim mekanizması korkunç bir mekanizmadır. Çoğu kere sessiz ve o derece tehlikeli, bazen de gürültülü ve sansasyon doludur.

Tüketicinin korunması derken aklımıza nedense hep elinde filesi ile yaşama mücadelesi veren dar gelirli vatandaş gelir. Aslında o, tüketici de değildir, sadece geçinmeye çalışan insanımızdır. Burada, bu çağrışımı yaptıran "koruma" kelimsi olmalı, yoksa asıl tüketici olan çoğu zenginin korunmaya hiç de ihtiyacı yoktur. Çünkü sistem tüketme esası üzerine kurulmuştur. Alan da memnun satan da...

Diğer taraftan en büyük tüketiciyi ise gözden kaçırırız. O da devletin ta kendisidir.

Kalitesiz bir ayakkabıyı pahalı alan bir kişiyle, gereksiz bir yatırımı bilinçsizce yapan devlet arasında tüketicilik açısından ne fark vardır?

Gerekli tedbirler alınmazsa devlet alırken, satarken, adam çalıştırırken, yatırım yaparken, ihaleye çıkarken... Tüketirde tüketir.

Tükettiği paradır, zamandır, bizzat insandır, gençtir. Geleceği daha gelmeden tüketir.

Devletin tüketim mekanizması korkunç bir mekanizmadır. Çoğu kere sessiz ve o derece tehlikeli, bazen de gürültülü ve sansasyon doludur.

İşe mahsul alımlarından başlayalım. Devlet üreticiden her mevsim mal alır. Bu buğdaydır, arpadır, limondur, portakaldır, patatestir... fark etmez. Mahsul az olur, şikayet ederiz, çok olur, koyacak yer bulmayız, silo yoktur toprağa gömeriz, depo yoktur, muhafaza edemeyiz. Daha da olsa denize dökeriz. Sonuç üretim kaybıdır, ithal ikamesi ve ihracat kaybıdır. Yani israftır, zarardır, enflasyondur.

Mahsulün, taşınması, paketlenmesi, pazarlanmasında da benzer şeyler yaşanır. Gerekli tedbirler alınmazsa ürünler daha tüketiciye sunulmadan önce "tüketilir" israf edilir.

Diğer taraftan hatalı eğitim politikaları ile gençler tüketilmektedir, gelecek tüketilmektedir. Yetersiz eğitimle "daha kaliteli" eleman yerine "daha çok" eleman yetiştirme sevdası ile yetiştiği sanılan yetersiz elemana milyarlık yatırımların, ihalelerin kaderleri terk edilmektedir. Kazara yetişen çok kabiliyetli gençlerin, geleceğin uzmanlarına sahip çıkılamadığı, istihdam edilmediği için pek çok kıyametli eleman, dahilde özel sektör firmalarına, hariçte yabana kuruluşlara beyin göçüne zorlanmaktadır. Devlet bir bakıma insan ve zaman tüketmektedir.

Bu misallerin sayısını ne yazık ki sağlık, tarım, sanayi gibi pek çok sektör için de artırmak mümkündür. Fonlar, özel idareler, belediyeler için de aynı şeyleri söylemek kabildir, mümkündür. Bu müesseselere büyük yetkilerin tanınması, cesur ve olumlu bir adım olmakla beraber, yetki kadar, sorumluluk yanında takip ve kontrol mekanizmalarının da iyi oturtulması ve çalıştırılması gerekir.

En büyük tüketici devler daha fazla "tüketmeden" enflasyon canavarına teslim olmadan, teşhis, tedbir ve tedavide kusur işlememek şarttır.

Sonuç olarak, en büyük tüketici devletin tüketim faaliyetlerine kesilecek faturanın muhatabı millet olacağı için, çarenin de milletten gelmesi tabii olacaktır. Bunun yolu inançtan, eğitimden, şuurlanmadan ve son olarak da sandıktan geçer.

   1219 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Eylül 2008, Salı   Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili okurlar
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Ramazan'a girerken
22 Ağustos 2008, Cuma   Ramazan-ı Şerif'i karşılarken
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Berat geceniz mübarek olsun
15 Ağustos 2008, Cuma   Eyvah, çocuğum yalan söylüyor!..
08 Ağustos 2008, Cuma   Ağustos zaferleri
01 Ağustos 2008, Cuma   Vatan sevgisi
29 Temmuz 2008, Salı   Miraç Kandiliniz mübarek olsun
18 Temmuz 2008, Cuma   Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?
11 Temmuz 2008, Cuma   Kendi gitti ismi kaldı yadigâr



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,3763 1,3860
1 STERLİN 2,3826 2,4004
1 EURO 1,8890 1,9022



YAZARLAR : .

Mustafa ÖZSOY

Sonun başına geldik





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital